Yeni yol haritası
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Suriye’de yedi yıldır süren çatışmalar ülkede çok parçalı bir yapı meydana getirirken, savaş sonrası oluşacak siyasi yapıyla ilgili trafik de hızlanmış durumda. Bu görüşmelerin en belirleyici olanı Kürt gruplarla Şam yönetimi arasında olanı. İç savaşta ne silahlı muhalefetten ne de Şam yönetiminden yana tavır alan, buna mukabil Astana ve Cenevre süreçlerine dahil edilmeyen Suriye’deki Kürt gruplar, Şam yönetimi ile yol haritası hazırlayacaklarını duyurdu.

Görüşme trafiği aylar öncesinden başlamıştı. Ana gövdesini Kürt grupların oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) siyasi kolu olan Suriye Demokratik Konseyi (SDK) görüşmelerin tarafların kuracağı komiteler aracılığıyla yürütüleceğini açıkladı. Komitelerin, “demokratik ve yerinden yönetimli bir Suriye için yol haritası” hazırlayacağı kaydedildi. SDK’nin açıklamasına dair Suriye hükümeti tarafından henüz bir bilgilendirme yapılmadı.

Suriye devletinin davetiyle SDG’den bir heyet, geçen günlerde Şam’a gitmiş temaslarda bulunmuştu. Suriye Demokratik Konseyi’nden İlham Ahmed’in liderliğindeki delegasyonun ziyareti, ülkede yedi yıldır devam eden iç savaşta Şam’a yapılan ilk resmi ziyaretti.

Uluslararası ajanslara düşen bilgilere göre görüşmelerde SDG’nin Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda kontrol ettiği bölgelerde kurduğu siyasi yapıların geleceği ele alınıyor.

SDG ülke topraklarının yüzde 27’sinden fazlasını kontrol ediyor.

•••

Suriyeli Kürtler, Kuzey ve Kuzey Doğu Suriye’de savaşın ikinci yılına girmeden kantonal özerk bir yapılanmaya gitmişti. 2012’den bu yana kendi bölgelerinde kademe kademe bu kantonal yapıyı ilerletmiş, son olarak federasyon ilanına gitmişlerdi. Radikal İslamcı çetelerle savaşan Şam yönetimi, önceliğini Selefi/Vahabi tehlikenin bertaraf edilmesine verdiğinden Kürtlerle olan sorununu öteleyegeldi hep. Dera ve Kuneytra dahil Güney Cephesi’nde cihatçıların temizlenmesi sonrası yeni hedefin Kuzey Suriye olacağı açıkça deklare edildi. Kürtlere ya masaya oturun ya da savaşmaya hazır olun mesajı bizzat Esad tarafından verildi.

Kuzey Suriye ve Fırat’ın doğusundaki gelişmeler Suriye’nin gelecek tasavvurunu belirleyecek ana etmenlere sahip. Suriye yönetimiyle Kürtler arasındaki bu yakınlaşma tercihten ziyade bir zorunluluğun, taktiksel bir hamlenin ürünü. Türkiye’nin ÖSO ile birlikte Afrin’e girmesinin sonrasında, YPG’nin Menbiç’ten çıkartılmasına yol açan Türkiye-Amerika yakınlaşması, Kürtlerin bu hamleye yönelmesinin vesilesi oldu.

Sahadaki son gelişmeler ışığında gerçekleştirilen Şam-SDK görüşmesi/pazarlığı zorlu/sancılı bir sürece gebe. Zorluğun nedeni küresel güçlerin Suriye savaş sahasındaki konumlanışları. ABD ve Rusya’nın Suriye’ye dair tasavvurlarındaki farklılık sahadaki savaşın gidişatını doğrudan belirliyor. Moskova ve Washington’ın kendi aralarındaki “doğal” anlaşma çerçevesinde ABD, kendi çıkar bölgesi olarak belirlediği Fırat’ın doğusuna Rusya dahil müttefiklerinin hiçbirini yaklaştırmıyor. Rakka, Deyrizor gibi zengin enerji kentleriyle, Menbiç, Tabka gibi zengin enerji bölgeleri ABD’nin kontrolünde.

YPG’nin ana bileşeni olduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) üzerinden Doğu Suriye’de yerleşik konuma geçen ABD, Kürtlerin özerlik/federasyon ilan ettiği Kuzey Suriye’yi de kapsayan bölgelerde inşa ettiği irili ufaklı ondan fazla askeri üsle uzun bir süre daha bölgede kalıcı olduğunun sinyallerini veriyor.

Bu çerçevede Kürtlerin Şam ile yapacağı her türlü görüşmenin ABD’nin bilgisi dışında olması o anlaşmanın baştan sakat doğması demek. ABD’nin SDK’nin Şam ile görüşmeye geçmesine en azından şimdilik ses çıkarmaması yeni pazarlıkların kapıda olduğunun işareti.

Suriye ve Arap basını geçen haftalarda Şam ile Suriyeli Kürtlerin uzun süren pazarlıklar sonrasında bir ön anlaşmaya vardığını yazmıştı. Üzerinde anlaşmaya varılan konular konusunda çeşitli rivayetler vardı.

•••

En temel mesele Kürtlere verilmesi planlanan statü ile ilgili. Bu konuda hem taraflar hem de arkalarındaki bölgesel/küresel güçler arasında anlaşmazlık söz konusu. Esad’ı devirme planlarından vazgeçmeyen ABD, geniş bir özerklikten yana, Irak modelini Suriye’ye de giydirme niyetinde. Sınır Güvenlik Gücü adı altında 30 bin kişilik ordu kurma hazırlığı, irili ufaklı onlarca askeri üs, ekonomik/politik işbirlikleri ile bunun adımlarını atmış bulunuyor. Rusya ise, Suriye’deki yeni süreçle alakalı hazırladığı anayasa taslağında özerklik getirileceğinin işaretini vermişti. Ancak bu kültürel özerkliği işaret ediyordu. Suriye devleti de kültürel bir özerklikten ötesini verme niyetinde değil.

Tek adam yönetimindeki “Yeni Türkiye”de rejim değişse de Suriye politikası aynen devam ediyor. ABD ile Rusya gibi küresel güçlerin kendi aralarındaki kapışmasından nemalanmaya çalışan “yeni rejim”in kırmızı çizgisi Kürtler. Türkiye, Suriyeli Kürtlerin herhangi bir statüye kavuşmaması için ABD ve Rusya ile pazarlık içerisinde.

Suriye savaş sahası hem müzakere masasında hem de alanda uzun, zorlu bir sürece gebe. Bu sürenin sonucunda kimlerin neler elde edeceğini, tarafların küresel aktörlere sunacağı/vereceği tavizler belirleyecek.