Yıl biterken akıl defterimde tuttuklarım
Barış Akpolat Barış Akpolat

BARIŞ AKPOLAT [email protected]

Hepimizin hayatı boyunca çok büyük sıkıntıları olmuştur. Ya gerçekten büyüklerdir ya da bize büyük gelmişlerdir. Benim son yıllardaki en büyük sıkıntım, gündemin durumu ve bizim yapmaya çalıştığımız işin çelişkisi oldu. İşten kastım kültür sanat ve müzik… Mülteci sorunu, komşu ülkelerde evsiz kalan çocuklar, devasa bir metropolde yaşanan vahim olaylar ve her an bir şey olacak korkusuyla para kazandığımız işleri yürütmeye çalışmak gerçekten saçma geliyor. Sonra tabii ki bunca mevzunun arasında parasını pulunu düşünen, iktidar yalakası insanların yanında bizim yapmaya çalıştığımız işlerin naifliğini düşünüyorum. Bizimkiler ağır basıyor. Bir şarkıyı dinlerken hayal kurmak, yolda kulağında kulaklık varken gündemden uzaklaşıp kendi kendine rüyalara dalıp klip çekerek yürümek veya bir tabloya bakıp iç geçirmek gibi basit zevklerimiz var. Dolayısıyla şarkı türkü paylaşırken eskisi gibi arada kalmıyorum. Bizim gibi hissetmeyenlerin savaş ve ölüm karşısında takındığı tavrı düşününce ne kadar çocuksu rahatlama yöntemlerimiz var olduğunu anlıyorum… Bırakın bu işlerle uğraşalım, boşverin ayın sonu rahat gelmesin. Kendimizi satmamanın yarattığı huzurla ölmeyi tercih ederim. En azından başkasının hakkını yemedik değil mi?

Her yıl sonunda o yılın ne kadar kötü bir yıl olduğunu konuşuyoruz. Her yıl bir öncekinden daha kötü oluyor. Her yıl daha çok insan aramızdan ayrılıyor. Her yıl daha büyük saçmalıklarla uğraşıyoruz. Hayatlarımız daha iyisini hak ediyordu kanımca. Bu kadar erken yaşlanmamıza hiç gerek yoktu.

Neyse ki müzik var. Tutunabildiğim tek şey bu. Bu yıl gerçekten sevdiğimiz pek çok müzisyeni kaybettik. David Bowie’yi, Prince’i aldı götürdü bu yıl. Düşünsenize şiirleriyle büyüten Leonard Cohen’i aldı 2016. 2015 ise en sevdiğim adamı Lemmy’yi götürmüştü. David Bowie gidince selamı çakıp kalanlara tutundum. Nick Cave’e, Tom Waits’e, Bob Dylan’a sarıldım. Patti Smith dinledim durdum.

Bu yıl Metallica albümüyle coştum. Prince albümlerini döndürüp durdum. Bowie’nin son şaheseri Blackstar’ı hatmettim hayranlıkla.

Childish Gambino’nun, Alicia Keys’in, Common’un albümleriyle yeni bir şeyler keşfetmiş gibi sevindim. Tuğçe Şenoğul’un yeni şarkısı ‘Onun Karanlık Huyları’na çok yükseldim. Yorumuna bir kez daha hayran kaldım. Şenoğul’u çok iyi tanıyorsunuz. Gaye Su Akyol ile birlikte Seni Görmem İmkansız diye bir grupları vardı hani. Kaçırmayın, Tuğçe’yi 2017’de çok konuşuruz. Onun gibi Türkiye’den şimdiye kadar çıkan en başarılı stoner/garage rock grubu Uluru’yu çok konuşuruz. Tuğçe Şenoğul ve Uluru gibi ilk dinlediğim andan itibaren deli gibi dinlediğim ve hayranı olduğum Selim Saraçoğlu’nu da çok konuşuruz. Yani umarım bu isimleri konuşmayı tercih edersiniz. Şahsen ben yalan dolan dolu politikadan, aklımın ermediği derin şeylerden konuşmaktansa bu isimleri konuşup güzel müzik dinlemeyi tercih ediyorum. Önümüzdeki hafta yıl bitmeden dinlemenizi tavsiye edeceğim albümleri yazacağım. Kendinize iyi bakın ve akıl sağlığınızı korumaya çalışın lütfen. Barış ve sevgi ile...

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız