Yılmaz Vural: Aziz Yıldırım, Telefonlarımı açmıyor
04.11.2017 17:56 SPOR
Türk futbolunun tecrübeli isimlerinden Yılmaz Vural, ekşisözlük’te kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

Türk futbolunun tecrübeli isimlerinden Yılmaz Vural, ekşisözlük’te kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

Renkli kişiliğiyle sevilen usta teknik direktör, futbolcuya dayak, gelecek planları, Şota ve Arçil Arveladze’nin gönderilmesinden Türk futbolunun eksiklerine kadar birçok konuya cevap verdi. İşte Yılmaz Vural’ın açıklamaları:

“Hocam hayatınızda döverken en çok zevk aldığınız futbolcu kimdi?”

“Dövme olayı yok ya. Sadece teşebbüs var.”

“Yılmaz hocam gel be Fenerbahçe’ye”

“Elimde bir imkan varsa hemen yarın gelirim!”

“Hocam Arçil ve Şota’yı neden gönderdin?”

“Şota’nın sözleşmesinde bin marka serbest kalır maddesi vardı. Dolayısıyla Ajax’ta nbir teklif geldi ancak Trabzonspor’la da konuşma halindeydi. Ben de o dönem Şota’yı çekip konuştum.”

“Gitmek istiyor musun?’ dedim, ‘Hayır hocam önüme altın koysalar gitmem’ dedi. Fakat sonra bir şekilde Ajax’a transfer oldu, ihale bana kaldı. Halbuki Şota gibi bir oyuncunun serbest kalma maddesini o kadar düşük belirleyen yöneticilerin suçuydu.”

“Effa’yı neden dövmüştün aydınlatır mısın bizi?”

“Yaramazlık yaptı. ‘Sarı kart görme’ dedim, gördü, ‘Kırmızı kart görme’ dedim gördü. Ben de tepki gösterdim.”

“Hocam niye kaleciye dönüyorlar?”

“Öne doğru oynayamadıklarından”

“Hocam Türk futbolundaki en büyük eksiklikler sizce nelerdir?”

“Sportif anlamda düşünen yöneticiye ben bugüne kadar denk gelmedim. Yönetmekle ilgili bir sorunu var ülkenin.”

“Futboldan hiç anlamam. Hoş geldiniz”

“Tebrik ederim, Türkiye’de teksin. Geri kalan herkes çok iyi anlıyor çünkü.”

“Futbolda mafya var mı?”

“Mafya nerede yok ki?”

“Hocam büyük takım çalıştırmamanızla ilgili bir öz eleştiriniz var mı yoksa sadece büyük kulüplerin görmezden gelmesi mi?”

“Seçen ben olmadığıma göre onlara sormak lazım. Ben istiyorum.”

“Aziz Yıldırım’ı teknik direktör pozisyonu boşken kaç kez arıyorsunuz?”

“Telefonu açmıyor!”

“Duygularınızı gösterme konusunda neden bu kadar samimisiniz?”

“Ben kendimi saklama konusunda çok başarılı biri değilim. Böyle olmak da bana bir şey kaybettirmedi, tavsiye ederim.”

“Hocam Milli Takım için davet bekliyor musunuz?”

“Hem de yıldızlı!”

“Aykut Kocaman’ın yerine Fenerbahçe’nin başına geçebilir misiniz? Bıktık korkak futbol izlemekten! Sal tüm oyuncuları hücuma”

“Benim taktiğim yallah tazyik!”

“Hocam neden yurt dışında takım çalıştırmadınız?”

“Çok teklif aldım. Hollanda, Bulgaristan, İran, Azerbaycan, Polonya… Fakat ben ısrarla Türkiye’de futbolun değişimi üzerine bir şeyler yapabilir miyim uğruna burayı terk etmedim.”

“Hocam saçlar epey beyazlamış. Futboldan sıkıldığınız oldu mu? ‘Yeter ya ben bugün yatıcam’ falan dediğiniz oldu mu?”

“Demez olur muyum? Düşündüklerin olmayınca kafan bozuluyor tabii. Mesela bir gün TRT’de Teke Tek vardı. Programda ben yine açık sözlülükle siyaetçileri falan kritik ettim, başıma gelenleri anlattım.”

“Herkesi zor durumda bıraktım! Oğuz, teşekkür etti bana, ‘Yayın hayatımı bitirdin’ dedi. Sonra o siyasetçilerden biriyle karşılaştım, ‘Bana sallamıştın TRT’de’ dedi. ‘Ben de niye sallamayayım? Beni bir yerlere getirmedin benim de kafam atıyor’ dedim. Sonra ‘Sana serbest’ dedi!”

“Hocam kariyerinizdeki en ilginç olay neydi?”

“En yakın arkadaşım Erman Toroğlu’nun beni tribüne yollamadı. İyi arkadaştık, bana nazı geçiyordu galiba.”

“Hocam bu kadar kaliteli teknik direktörken neden mizahi yönünüzle öne çıkmanıza müsade ediyorsunuz?”

“Teknik direktörler mizah yapmaz mı? Çok ciddi bir iş yapmıyoruz ki, eğlence bu. İnsanlar pazar günü gelsin de bir yerlerde eğlensinler diye varız biz.”

“Yabancı sınırlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?”

“Yabancı sınırlaması kalksın. Tartışmak zorunda olduğumuz şey Türk oyuncu, Türk antrenör niye yetişmiyor olmalı. Küçük bir örnek: Cenk Tosun. Arkasında Negredo gibi bir oyuncu varken oynuyor. Bizim bütün derdimiz şu: Biz, ülkede uzun vadeli projelere hiç yanaşmıyoruz. İsteniyor ki her şey, hemen olsun bitsin. Altyapı çocuk oyuncağı değil.”

“Hocam elinizde sihirli değnek olsa hangi takıma teknik direktörlük yapmak isterdiniz?”

“Çocukluğumdan beri cuma namazına gider, Allah’ım ‘Bana üç büyükler ya da Milli Takım’ı nasip et’ diye dua ederim. Bugüne kadar olmadı ama kısmet.”

“Gençlerbirliği’nden ne kadar tazminat aldınız?”

“İlhan Cavcav benden sonra kahrından öldü, öyle bir miktar!”

“Saha kenarında geçmişte yaptığınıza pişman olduğunuz bir davranış oldu mu?”

“1994 senesi, Antep’teyim. Beşiktaş’ı yenemezsek küme düşeceğiz. 2-1 öndeyiz, maç bitmek üzere Kubilay karşı karşıya, boş kaleye kaçırdı. Ben takla attm yerlerde! Çimleri söktüm Kubilay’ın üstüne attım! Ertesi gün sokaktayım yürüyorum, yaşlı bir kadın gördü beni dedi ki: “Aa kızım akşam namaz kılan adam bu değil miydi?” O an pişman oldum o hareketten.”