Yüksek Medya Kurulu, seçim sonuçlarını açıkladı
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN
Cumhurbaşkanı Adayı Erdoğan’ın geçen pazar günkü İstanbul mitingine –Fuat Avni’nin daha önce iddia ettiği üzere- sedyeyle gelen bir vatandaşa el vermesiyle yaratılan “mistik güç” algısı, iktidarın tüm kurumlarına sirayet etmiş durumda.

Cumhurbaşkanı Adayı Erdoğan’ın geçen pazar günkü İstanbul mitingine –Fuat Avni’nin daha önce iddia ettiği üzere- sedyeyle gelen bir vatandaşa el vermesiyle yaratılan “mistik güç” algısı, iktidarın tüm kurumlarına sirayet etmiş durumda. Erdoğan böyle mucizevi bir pozisyona yerleştirilirken, medyası da Nostradamus kudretinde kahin misali seçim sonucunu 0 kesinlikle ilan etmiş durumda. Seçim sürecine girildiğinden bu yana neredeyse her gün Erdoğan’ın ilk turda yüksek bir oranla kazanacağına ilişkin yazı ve haberlere rastlanıyor. Bu erken zafer sarhoşluğunu promile vursak, bir yıl yazı yazma ehliyetlerine el konulur o derece. Aslında Erdoğan’ın iletişim ekibi kampanyanın dizaynı “veda turu” şeklinde yaptığı için bu yazarların çoğu da araziye uyuyor sadece. Herkes eline verilen rolü oynuyor yani. Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda çok küçük bir kısmından bahsedip, bir konuda uyarmak istiyorum.

'TABİİ Kİ İLK TURDA KAZANACAK'

Akşam yazarı Etyen Mahcupyan, önceki günkü yazısında bir araştırma şirketinden bile daha emin şekilde “Erdoğan tabii ki ilk turda ve rahat bir biçimde kazanacak.” diyerek galibi ilan etti.

'RAKİP BİLE KABULLENDİ'

İktidarın fahri basın müsteşarı gibi çalışan Mehmet Barlas ise geçen haftalarda “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu seçimde açık arayla birinci olacağını rakipleri de ve hatta ondan nefret etmeyi meslek edinenler de kabullenmiş durumdalar” ifadeleriyle çemberi rakiplerin kabullenmişliğine kadar genişleterek algı yönetiminin şahikasına vardı.

SEÇİM ÇOKTAN BİTTİ, DALGASI GEÇİLİYOR

Yeni Şafak yazarı Salih Tuna, seçim kazanma bahsini çoktan geçti, Seçim gecesi CHP ve MHP binalarında yaşanacak yenilgi diyaloglarını bile piyesleştirdi. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli hakkında bir şakalar, bir komiklikler sormayın gitsin. Kendisi, Hakan Şükür hakkında AKP milletvekiliyken susup, istifa ettikten sonra, “Fubolculuğunda da kendini yere atardı” diye ciddi ciddi yazı yazacak tıynette biri olduğu için normal tabii.

'YENİ ÖZKÖK OLABİLİR MİYİM' TELAŞI?

Sabah’ta yazan Rasim Ozan Kütahyalı ise 11 Ağustos’tan sonra inşa edilecek Yeni Türkiye’nin yeni medya düzeninin de farklı olacağını ifade ederek, seçim sonucundan çok daha ötesine geçti. Yeni şekillenecek medya düzeni için Demirören ve Doğuş gruplarını “iyi niyetli” diye övdükten sonra, aman Ciner gibi olmayın diye uyarmayı ihmal etmedi. Hatta daha da ötesine geçerek yazıyı “Bu da Ferit Şahenk tarafından iyi bilinmeli” diye bitirdi. Bu cümleyi, Rasim Ozan Kütahyalı’nın “Şahenk bana iyi bir pozisyon açarsan, senin de işin olacak” mesajı olarak da okumak mümkün.

TATİLCİLER VE BOYKOTÇULAR İÇİN

Görüldüğü üzere 10 Ağustos’ta yapılacak seçim, hükümet medyası tarafından çoktan sonuçlandırılmış durumda. Henüz gerçekleşmemiş bir seçimin sonuçları hakkında en ufak bir kuşku yok. Bunu destekleyen anketler de piyasaya bolca düşüyor. “Erdoğan kesin fark atacak” algısının, muhalif seçmenin yılgınlığa kapılarak sandığa gitmemesine için planlı olarak yaratıldığıyla ilgili iddialar var ki, yazı ve haberlerdeki bu kesin kanaatleri görünce insan hiç şaşırmıyor. Radikal yazarı Murat Yetkin dünkü yazısında “Madem Erdoğan 10 Ağustos’ta bu kadar kesin bir zafer kazanacak, o halde son iki haftadır giderek artan oranda, özellikle de İhsanoğlu’na hakarete varan ifadelerle hücum etmesi neden?” diye soruyordu. Kendisi zihin egzersizi demiş ama bence oldukça önemli bir soru. Çok benzerini Twitter’da ben de sormuştum. Seçim sonuçlarının ne olacağını kimse bilemez. Dedikleri gibi, Erdoğan fark da atabilir, ikinci tura da kalabilir, hepsinin tersi de olabilir. Tarih araştırma sonuçlarının çuvalladığı olağanüstü örneklerle dolu. Ancak Yüksek Medya Kurulu’nun kendini Yüksek Seçim Kurulu yerine koyup kadar kesin konuşmasının ardında bir “algı yönetimi” olma ihtimalini hiç gözden kaçırmamak gerek. “Nasıl olsa Erdoğan kazanacak” diye sandığa gitmeyecek olanlar, bunu da hesaba katmalı.