Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri...
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Yurttaşların hakkı: Seçimler, “serbest, eşit, gizli ve genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır” (Any., md. 67).

Devletin yükümlülüğü: Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama görevi Yüksek Seçim Kurulunundur (Any., md. 79).

Olay: CB Erdoğan’ın seçim konuşmaları, “serbest seçim” ile “düzen ve dürüstlük” ilkelerini zedeliyor.

YSK kararı: “Cumhurbaşkanı’nın seçim faaliyetlerini denetleme yetkisi bulunmadığı” gerekçesiyle yapılan şikâyetleri reddeden YSK, anayasal yetkisini dar anlamda da olsa kullanmaktan kaçınmış bulunuyor (7.5.2015/828).

2’ye karşı 9 oyla verilen YSK kararı, konuya 67. ve 79. maddelerin ihlâl edilip edilmediği yönünden değil, sadece kişi açısından ve CB’nin sorumsuzluk ve sorumluluk hali ile yaklaşmakta (md. 105).

YSK’ye göre;
- CB, göreviyle ilgili işlem ve eylemlerden dolayı sorumsuzdur,
- CB, sadece vatana ihanet suçu işlerse sorumlu olur.
YSK, “vatana ihanet suçu” üzerine herhangi bir belirleme yapmasa da, düştüğü kayıtlar çerçevesinde, CB, “anayasal düzeni tebdil, tağyir ve ilga suçu” işlese de cezaȋ veya hukukȋ sorumluluktan bağışık. Bu gözlem, YSK’nin bu suçu vatana ihanet dışında tuttuğu varsayımı üzerine yapılmış bulunuyor. Zaten, YSK kararında Anayasa’nın ihlâl edilmediğine dair bir kayıt düşülmüyor.

“Anayasa’nın 79. md. düzenlemesinin, CB’nin sorumsuzluk haline ilişkin 105. maddesini de kapsadığı şeklinde uygulanması da mümkün değildir” diyen YSK, 298 sy.lı yasanın siyasi parti ve adaylara yönelik olduğunu ve CB faaliyetlerini denetleme yetkisini bulunmadığını belirtmekle yetinmeyip, RTÜK’ün de görev alanını dar yorumlamış bulunuyor: RTÜK’e,“medya hizmet sağlayıcılarının Cumhurbaşkanının faaliyetleri ile ilgili yayınlarını izlemesi, raporlaması ve değerlendirme görevi verilmemiştir”(2015/290 sy.ka.).

Muhalif üyeler Ü. Demirci ve A. Tuncay ise, “Cumhurbaşkanı tarafından yapılan bu propaganda konuşmalarının, (...) radyo ve televizyon kanalları yayınlarında yer verilmemesi yönünde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu aracılığıyla konunun Kurul gündemine gelmesini sağlayacak nitelikte yeni bir karar alınması gerek”tiği görüşünde.

YSK kararı nasıl okunabilir?
- Konuşmaları Anayasa’ya aykırı olsa da, yine Anayasa gereği CB sorumsuzdur.
- Haliyle YSK, anayasal sorumsuzluk statüsünde yer alan bir kişi hakkında karar veremez.
- Karşıoy, YSK’nin CB hakkında değil, RTÜK’e yönelik karar vermesi gerektiğini belirtiyor.
- Anayasayı ihlâlde buluşma: CB, görev ve yetki alanı dışına çıkarak eylemleriyle Anayasa’yı açıkça ihlâl ediyor ve seçimlere gölge düşürüyor. Varlık nedeni, seçimlerin düzenini sağlamak olan YSK ise, yetkisini kullanmaktan kaçınarak seçime gölge düşürücü etkinliklere seyirci kalıyor.

YSK’nın karar seçenekleri neler olabilir?
YSK, “seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma…” yetkisinden hareketle, aktörlerin kimliğinden önce seçimleri ve kendi görev alanını öne çıkarmak durumunda. Bu çerçevede en çekingen gözlemlerinden müdahale kararına kadar, aşamalı olarak farklı seçenekleri kullanabilirdi:

- Başvuruyu kayıtlı red: “CB’nin seçim konuşmaları, Anayasa madde 67 ve 79 kural ve ilkelerini ihlâl edici olsa da, CB’nin statüsüne ilişkin anayasal düzenlemeler, YSK’nın bu konuda karar almasını engellemekte” denilebilirdi.

- Kabul bildirimi ve yayın kaydı: “Her ne kadar Anayasa madde 105, CB’nin kararları nedeniyle sorumsuzluğunu düzenlese de, madde 104’teki Anayasa’nın uygulanmasını gözetme yetkisini anlamlı kılmak için, -seçim konuşmalarının md.105 dışında kaldığını vurgulamak suretiyle- madde 67 ve 79 gereklerinin öncelikli muhatabı olduğu”nu hatırlatan bir bildirimde bulunduktan sonra, RTÜK’e yayın ilkeleri konusunda bir uyarı kararı gönderebilirdi.

- Yayın yasağı: YSK, kararını hiç değilse, karşıoy yazan iki üye gibi, CB’nin seçime ilişkin konuşmalarının radyo ve TV’lerde yayınlanmaması konusunda RTÜK’ü uyaran bir karar verebilirdi.

Sonuç yerine ne söylenebilir? Anayasa hükümlerinin açıkça ve sürekli olarak devletin en üst makamları tarafından ihlâl edildiği bir ortamda “yeni Anayasa” nakaratı, -mide bulandırıcı olsa da- “yeni Türkiye” söylemi kadar ancak içtenlik ifade edebilir.