Yumurta mı tavuktan?
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ
İçerik ve detayın hemen her yerde görünüm ve yüzeysel olana bıraktığı bir dünyada genel seçimlerin de aynı kurallarla işliyor

İçerik ve detayın hemen her yerde görünüm ve yüzeysel olana bıraktığı bir dünyada genel seçimlerin de aynı kurallarla işliyor olmasından başka birşey bekleyemeyiz. İnternet, televizyonlar ve gazeteler sürekli bize doğru bilgi yağdırıyorlar. Genel olarak İngiltere’de allahtan kimse otobüslerin tepesine tırmanıp megafonlarla seçim propagandası yapmıyor. Bir de o olsa işimiz daha da zorlaşırdı. Bu sürekli bilgi yağmuru altında seçmenler de hap haline getirilmiş seçim propaganda ve programları istiyorlar. Üç büyük partinin hap haline getirilmiş programları söyle: İşçi Partisi: Yeni Britanya, Muhafazakarlar: Değişim, Liberal Demokratlar: Sizin için Değişim.
Aynı dönemlerde Bilkent’te öğrenci olmuş ve de muhalif olmuş arkadaşlar hatırlayacaktır ‘Değişim’ macerasını. Buradakinin onunla tabii ki alakası yok isim benzerliği dışında. Ama zaten bu değişim sloganları da yanıltıcı. Üç aşağı beş yukarı benzer şeyler söylüyor bu partiler. Bunlar dışında parti yok mu tabii ki var. Parti de var seçim ittifakları da. Respect yine giriyor seçime. Sol Liste var. Sendikacılar ve Sosyalisler cephesi var. Yeşiller var tabii ki ve bir kaç tane de ırkçı parti var. Sosyalistlerin maalesef öyle hap gibi programları yok. Günlerce dinlese seçmenler belki yine de anlamayabilirler. Paneller oluyor uzun uzun anlatma(mak) için. Irkçılarınki tahmin edebileceğiniz üzere çok basit. Yabancıları sınır dışı edelim memleket güllük gülistanlık olsun.
Britanya seçim tarihinde ilk defa üç büyük partinin başkanı Amerikan başkanlık seçimlerinde olduğu gibi bir televizyon tartışmasına ikna oldular. Geçen hafta gerçekleşen ilk tartışma Liberal Demokratlara oy patlaması yaptırdı. Rüyalarında göremeyecekleri oy oranlarına ulaştılar kamu oyu yoklamalarında. Bu hafta boyunca da genel olarak birinci parti ya da bir iki puan farkla ikinci parti durumunda görünüyorlar.
Ama belli ki parti bu durumu beklemiyordu ve hazırlıklı da değil. Nereden mi anlıyoruz? Liberallerin lideri Nick Clegg, bir basın toplantısında kaç milletvekilliği hedefliyorsunuz sorusuna 100’den fazla diye yanıt verdi. Mecliste 645 sandalye olduğu düşünülürse yanıt ortaya çıkar. On yıllardır Liberaller hükümet olamaz diye oy vermeyen seçmen için bir neden de bu olacaktır: hükümet olmak da istemiyorlar zaten.
Ama televizyondaki tartışmadan hemen sonra bu sıçramayı da büyük oranda medyanın marifeti olarak görmek lazım. Ya da biz bu işten hiç anlamıyoruz. Clegg özellikle çok önemli şeyler konuşmadı. Muhteşem bir profil de çizmedi. Kişi olarak da öyle kitleleri peşinden sürükleyecek bir hali yok. Biraz bizim Ufuk gibi. Nick Clegg, benimde orada doktoramı yaptığım yıllardan fazla süre Sheffield Üniversitesi’nde kısa süre hocalık yapmış, yıllardır mecliste milletvekili olan ve en önemlisi zengin bir aileden gelen gayet net bir şekilde üst sınıf ak pak bir adam. Britanyalı seçmenlerin çoğunluğu da dünyanın heryerinde olduğu gibi yoksullardan ve ücretli çalışanlardan ibaret. Adalet getireceğim değiştireceğim diyen böyle birisinden pek çok kişi çok bir şey beklemiyordur. Anlaşılabilir bir durum. Zaten seçmenlerin pek de tanımadığı bir adam. Televizyon tartışması bu anlamda en çok ona yaradı.
Ancak zenginlerden daha çok vergi alacağız, onların vergi kaçırmasına izin vermeyeceğiz, dar gelirliler hiç gelir vergisi vermeyecek şeklindeki politikalarını düşününce Liberal Demokratlar Avrupa’nın pek çok ülkesindeki sosyalist partiden daha radikal politikalar öneriyor. Ama yine de benim kanaatim Gordon Brown ve David Cameron’ın karşısına o programda kim çıksa oyunu artırırdı.
Brown ve Cameron birbirlerini sürekli yalanlayan ve anlamlı pek de bir şey söylemeyen konuşmalar yaptılar. Kabaca birisi ben büyüğüm deneyimliyim diğeri de ben yakışıklıyım demiş olsalar aynı kapıya çıkardı.
Ama dediğim gibi Liberallerin de bu sıçrayışı yapabilmelerinin tek nedeni olmasa da önemli bir nedeni medya. Kamu oyu yoklamaları çoğu zaman mühendislik harikalarıdır. Biraz da tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan sorusunu anımsatırlar. Sıçrama mı medya pohpohlamasından pohpohlama mı sıçramadan diye sonsuza dek sorgulayabiliriz. Daha 10 gün var, bakalım en son medyanın gönlünü kim fethedecek.
İyi pazarlar ve bol şanslar.