Yürüyüş
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Kılıçdaroğlu’nun Güvenpark’tan başlattığı uzun yürüyüş toplumun farklı kesimlerinde farklı duygulara yol açtı.

Muhalif kesimlerde ikircikli bir umut…

İktidar cenahı, henüz Erdoğan’dan çok net bir tepki duymadığından olsa gerek, ne hissettiğini pek net ifade edemedi. Bence, bayağı endişeliler de!

O cenahta Akşam gazetesi ön almıştı dünkü manşetiyle: “Teröristler yoldaş oldu.”

Her türden muhalefeti ve demokratik tepkiyi terörle eşitlemek alışıldık refleksi iktidar sözcülerinin. Star “Darbe mesajlı destek yürüyüşü” derken; Sabah birinci sayfasında yürüyüşü değil tepkileri görmeyi tercih etmiş. Onlar da epey küçük.

Daha sert manşet için, gözlerini diktikleri iktidarın tepesinden gelecek sesi bekliyorlar, kesin. Oysa, Erdoğan devlet protokolüne verdiği iftarda Kılıçdaroğlu’nun adını anmadan, çok da alışık olmadığımız bir tarzda, inceden bir anayasa maddesi hatırlatmasıyla yetindi:

“Hukukta, yasalarla ilgili birçok alanda adım atmak isteyenler, Anayasa’nın 138. maddesini hiçbir zaman unutmasınlar. Bu maddeyi onlara hatırlatıyorum ve onun için herkes konumunu iyi bilsin ve o konumunda, oradan bir güç alarak, bir yerlere baskı yapma yoluna da gitmesin. Çünkü o onlara hiçbir şey kazandırmaz, tam aksine kaybettirir.”

Çok doğru!

İsim verilmeden Kılıçdaroğlu’na hatırlatılan Anayasa Madde 138; “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; … Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz” diyor ve o çerçevede devam ediyor.

Çok doğru da, anayasa maddeleri yalnızca hatırlatmak için değil, hatırlamak için de var olmalı!

Misal, Anayasa Mahkemesi Can Dündar ve Erdem Gül’le ilgili karar verdiğinde; “Verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum” derken de hatırlanmalı!
Yürüyüş, protesto; kırıp dökmeden, yakıp yıkmadan yapılırsa, demokratik bir hak. Onu engellemeye çalışmak suç.

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü geç bulanlar, çok daha önce başlaması gerektiğini düşünenler var. Bunlar şimdinin tartışmaları değil. Bir yürüyüş başladı ve en azından referandumda “Hayır” diyen herkesin, belki daha da fazlasının, hislerine tercüman oluyor!

Bu yürüyüşü erdemli bir siyasi tavır yapan, “Sadece Enis Berberoğlu için değil, herkes için yürüyorum” tavrı ve Berberoğlu yarın serbest bırakılsa da sürdürülecek olduğunun ilan edilmesi.

Önemli olan Gandi değil, “Gandiji” olmaktır! Kadın olsun erkek olsun; Hindistan’da biri ancak toplumun saygısını ve sevgisini kazandığında adının sonuna “–ji” ekini alır

Yürüyenler; OHAL’in hukuksuzluğuna, işinden aşından oluşlarına tepki gösteren Nuriye ve Semih’in ölümün eşiğine gelmiş olmasına dönük iktidar vurdumduymazlığına, oylarının çalınmasına, gün be gün özgürlük alanlarının daraltılmasına, memleketin dünyanın en büyük gazeteci cezaevine dönüşmesine karşı yürüyorlar.

Bir yaşlı teyze, yürüyüş kararı açıklandığında, bu duygularla ta Antalya’dan atlayıp otobüse Güvenpark’a gelmişti, bu duygularla yürüdü Ankara’da, sonuna kadar. Bir yaşlı amca, bitkin oturduğu belediye otobüsü koltuğunda yürüyüşçülere söylenirken, “Niye o kadar hızlı yürüyorlardı, yetişemedim” diye, gönlünün koşturmasına ayak uyduramayan yorgun dizlerine de sitem ediyordu.

Yürekleri yürüyenler arasındayken, içlerindeki korku duvarını aşamadıkları için ayakları uzak duran yürüyüşçüler de vardı. Bu yürüyüş, böyle devam ettikçe, cesaret de bulaştıracak, henüz yürüyemeyenlere.

Kılıçdaroğlu’na genel başkan seçildiğinde fiziksel benzerlikten hareketle “Gandi” yakıştırması yapan medya, şimdi de “Adalet için Yürüyüş”ünü uzun “Tuz Yürüyüşü”ne benzeterek yeniden Gandi hatırlatması yapıyor.

Önemli olan Gandi değil, “Gandiji” olmaktır! Kadın olsun erkek olsun; Hindistan’da biri ancak toplumun saygısını ve sevgisini kazandığında adının sonuna “–ji” ekini alır.

Mohandas Karamchand, 2 Ekim 1869’da sahil kasabası Porbandar’da doğduğunda da “Gandi” idi. Onu “Gandiji” yapan halkı için yaptığı ödünsüz uzun yürüyüşü oldu. Hiç yarıda bırakmadı başladığı yürüyüşleri. Geri adım atmadı. İlk bedeli hep o ödedi.

Gandi adını ailesinden, -ji ekini halkından aldı!