Anasayfa BİRGÜN PAZAR Yüzleşmemiz gereken gerçek: İklim bozulması

Yüzleşmemiz gereken gerçek: İklim bozulması

Sanayi toplumu üretim biçiminin iklim üzerindeki bu doğrudan etkisi antik çağdaki gibi zamana yayılan bir sebep-sonuç ilişkisini tam tersine çevirmiştir

Murat Nağış

İklimin bozulduğu gerçeğiyle ne kadar yüzleşilmek istenmese de bu gerçek yaşamı tehdit ediyor. Eğer tersini düşünüyorsanız büyük bir yanılgı içindesiniz o zaman.

Öncelikle «ilkim değişikliği» kavramı için yeni bir isim önerisi ile başlamak gerek. «Değişim» genel olarak çok olumsuz bir kavram olarak görülmez, bu nedenle iklimin değişmesi ifadesi genel olarak yeterince baskı oluşturmuyor. Bunun yerine «iklim bozulması» değişimden ziyade iklimin bozulduğunu vurgulaması açısından daha baskın bir ifade olarak kullanılabilir.

Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak günümüzden yaklaşık 12 bin yıl öncesinden başlayarak Yakın Çağa kadar önemli iklim olaylarını özetleyen bir sayı hazırladık. 12 bin yıl öncesi uygarlık tarihi için önemli bir kırılma noktası. Bir kaç milyon yıldır avlanarak ve yiyecek toplayarak yaşamını sürdüren küçük topluluklar belki zorunluluktan, belki de farklı nedenlerden iklimin ısınması ve ılımanlaşması ile yerleşik yaşama geçerler. Bu geçiş, insanlık için yeni bir süreçtir ve toprağa bağlı bir emek süreci aynı zamanda iklimin etkisine de açık bir uygarlık yaratır.

İlginizi çekebilir:  Rantınız batsın be ya!

Sanayi Devrimi olarak adlandırılan yeni dünya düzenine kadar iklim kendi doğal süreci içinde ısınarak ve soğuyarak gidiş gelişler yaşar. Bu süre zarfında yaşamını toprak ile birleştiren uygarlık; iklimde yaşanan bu bozulmalar dolayısı ile kuraklık, yoksulluk, göç, toplumsal olaylar, açlık ve savaşlar ile boğuşmak zorunda kalır. Toplumlar yok olur, kültürler çöker ama uygarlık yeniden başlar ve yoluna devam eder. Örneğin Sumerler aşırı sulamadan kaynaklı toprağın tuzlanması nedeni ile, Hititler yağışsız geçen uzun yılların yarattığı kuraklık ile, Mezopotamya’daki Akkad İmparatorluğu, Mısır’daki Eski Krallık ve Anadolu, Ege ve Levant bölgelerindeki Erken Tunç Çağı yerleşmeleri yaşanan mega kuraklık ile çökerler. Bunlar sadece birkaç örnektir. Yakın Çağa kadar sayısız örnek tespit edilmiştir.

Bunlar içinde Çatalhöyük’ü de etkileyen 8.2 ka iklim olayı (literatüre 8.2 ka iklim olayı olarak geçen bir ani küresel mega kuraklık ve soğuma dönemi )ilgi çekicidir. Günümüzden 8200 yıl önce yaşanan iklim bozulması, Çatalhöyük Neolitik yerleşiminde kültürün ve uygarlığın yönünün değişmesine yol açmıştır. Yavaş yavaş gelen iklimsel bozulma nedeni ile içerisinde duvar resimlerinin olduğu ve bir plana göre inşa edilmiş eski evlerin içerisi çöple ve kumla doldurularak terk edilmiş ve eski yerleşimin yakınına ya da üzerine yeni kurulan yerleşim, düzensiz, plansız, küçük ve iç içe yapılarak uygarlığın gerilediğini göstermiştir. İklim uygarlığı değiştirmiştir. Bu oldukça açıktır. Çatalhöyük’te çalışan bilim insanları, bu döneme ait 80 pişirme kabı kalıntısı üzerinde yaptıkları analizlerde, kapların içinde pişirme sonrası kalan hayvansal yağ kalıntılarının oranlarının değişimini iklimsel bozulma ile başlayan kuraklığı gösterdiğini tespit etmişlerdi. Bu iklimsel bozulmanın baskısı ile Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın Neolitik toplulukları batıya doğru göç etmiş ve yeni yaşam koşulları arayarak uygarlığı batıya taşımışlardır.

Çatalhöyük›ü etkileyen ve ondan birkaç bin yıl önce Göbekli Tepe’nin yapım aşamasına denk gelen 11.4 ka iklim olayı gibi iklimsel bozulmalar, Kuzey Kutbu’ndaki büyük buz kütlelerinin eriyerek Kuzey Atlantik okyanus akıntılarına karışması ile başladığı kesinleşmiştir. Anadolu’dan binlerce kilometre uzakta eriyen buzullar Anadolu uygarlıklarının yönünü değiştirmiştir.

Buraya kadar her şey doğanın kendi akışı içinde sürmüştür. Doğa insan etkisinden bağımsız olarak insanın kendi eli ile kurduğu uygarlığı etkilemiş, değiştirmiş ve durdurmuştur. Sanayi Devrimi sonrası yeni bir faktör devreye girmiştir: İnsan. Sanayi Devrimi sonrası yeni dünya düzeni ile toplumsal refah, yaşam kalitesi ve görece güvenli yaşam standartlarında artış yaşanmış ve uygarlık hızlıca kat be kat büyümüştür. Nüfus hızlıca artmış, yaşam uzunluğu giderek uzamıştır. Bu görece olumlu durum için büyüyen nüfusu beslemek ve sürdürülebilirliği sağlamak için doğanın sunduğu doğal üretim koşullarının dışına çıkılarak yapay üretim koşulları yaratılmıştır. Daha çok ve daha hızlı üretim görece olarak antik çağlardan farklı olarak iklimsel bozulmanın uygarlığa dayadığı kuraklık, yoksulluk, göç, savaş gibi diğer koşulların hayata geçmesini engellemiş ve geçici olarak yaşamı sübvanse edebilmiştir. Doğa bir taraftan büyük bir bozulma yaşarken ve bu bozulmaya bağlı iklimsel bozulmalar baş gösterirken gözle görünmeyen iklimsel bozulmaları kim önemser ki? İklimsel bozulma yaşlılık gibidir, ağır ağır gelir, fark etmezsiniz ve sonunda yaşamın en acı göstergesi gibi yüzünüze çarpar ve o an iş işten artık geçmiş olur. Fabrikalarınız, yaşam şekilleriniz, yapay üretim çiftlikleriniz ve kimyasal tarlalarınız toprağı, suyu ve havayı zehirlediği için sonuçları hiç de antik çağdaki iklimsel etkilere benzemeyecek büyük sonuçlar ile karşı karşıya kalacak uygarlık. Bugün günü gününe fark etmesek de, Kuzey Kutbu’nda hala büyük bir hızla ve insan etkisi ile buz kütleleri erimeye devam ediyor.

Yani artık insanî faktör devrededir. Sanayi toplumu üretim biçiminin iklim üzerindeki bu doğrudan etkisi antik çağdaki gibi zamana yayılan bir sebep-sonuç ilişkisini tam tersine çevirmiştir. Gelecekte kitlesel kıtlık, kitlesel göç, büyük su ya da toprak savaşları uygarlığın çok uzağında görünmüyor, artık tamamen zehirlenmiş nehirler ve topraklarda ürün elde antik çağdaki gibi hiç de kolay olmayacak, yaşanacak mega kuraklıklar antik çağdaki gibi bölgesel yıkımlara değil, dünyanın büyük kısımlarını etkileyecek. Yediğimiz doğal olmayan besinler ile kitlesel salgınlar ve hastalıklar ile baş edemeyeceğiz ve yeni dünyalar aramak bizi kurtarmayacak.

Son olarak geleceği anlamak için lütfen geriye dönüp iklimsel bozulmaların uygarlık tarihi üzerindeki etkilerine bakın ve gelecekte bu büyüklükte bir dünyanın neler ile karşılaşabileceğini tasavvur edin.

- Reklam -

SON HABERLER

Rant projeleri yaygınlaşacak

AKP, havaalanları, köprüler, şehir hastaneleri yapımı nedeniyle imzalanan garantili sözleşmelerle ülke kaynaklarının...

TÜİK, güven endeksi verilerini açıkladı: Halk bu kadar karamsar olmamıştı

Türkiye İstatistik Kurumu mayıs ayı tüketici güven endeksi verilerini açıkladı. Kamuoyuna açıklanan...

Akar’dan yeni askerlik sistemine ilişkin açıklama

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD ile S-400 gerilimi ve yeni askerlik...

İstanbul Havalimanı’nda THY uçağı direğe çarptı!

İstanbul Havalimanı'nda saat 8.45'te Ankara seferini yapmaya hazırlanan THY'ye ait Sümela isimli...

İZSU’da şoförler kontak kapattı

AYCAN KARADAĞİzmir Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel...

Kale Kayış patronu işçilere saldırdı!

İstanbul Silivri’de işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması ve sendikalaşma nedeniyle...

Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde avukatların kilitli tutulması Meclis gündeminde

Mültecilerin yaşadıkları hak ihlalleri ile anılan İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi, bir kez...

Gazete ambargosuna hak ihlali kararı

Cezaevlerindeki mahkûmlara birçok gazete ve dergininin verilmemesi AYM tarafından hak ihlali sayıldı....

Yandaş medyanın süresi tükendi: Gazeteci değil iktidarın memurları

Dilan Esenİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun,...

Okulda DMD hastası çocuklar var: Eğitim camiası engelli öğrencilere duyarsız

En sık karşılaşılan kas hastalığı olan Duchenne Musküler Distrofi’li (DMD) öğrenciler, okullarında...

Sonraki haber