Zaafların görüldüğü sözler!..
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR
Başbakan dün TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmasında uzunca süre açlık grevlerinden bahsetti.
Suriye konusundaki yaptığı yanlışları örtmek için de yine CHP’ye yüklendi.
Sözlerinin tamamı hamasetle süslenmişti…
Şunu kabul etmek gerekir ki, Başbakanın konuşmasını yazanlar dikkatli, toplum reflekslerini yakından takip ediyor ve algı yönetimini çok iyi biliyor…
Zaten beyaz camdan okurken halk başbakanın güzel konuştuğunu söylüyor.
Ama ne zaman metin dışına çıkıyor, işte o zaman kafasının arkasındaki gerçek düşünceleri ağzından dökülüyor.
****
Dünkü konuşmasında özellikle üzerine basarak söylediği her iki temanın ortaya çıkardığı temel görüntü;
*Sanal düşmanlarla mücadele eden büyük kahraman!
* AKP’ye yapılan saldırıları savuşturan, ülkeyi arkadan vurma isteğinde olanları yakalayan, bu arada ortaya çıkan durumdan mağdur olan, böylelikle milliyetçi oyları talep eden pişkin bir dost edası!..
****
Oysa;
Başbakan baştan beri Suriye konusunda ABD’nin başı çektiği emperyalist çıkarların çizdiği rotayı takip ediyor.
Yıllar önce, “komşularla sıfır sorun” politikası üzerinden İran’la kurulan iyi ilişkilerin devamı olarak Suriye ile başlatılan diyalog son derece başarılı sonuçlar vermişti.
Ortak Bakanlar toplantısı, Şamgen, yoğun ekonomik ilişkiler sonunda Esad Ailesi ile Erdoğan ailesinin birlikte tatil yapacak kadar samimiyeti ilerletti…
Türkiye adeta Suriye ile Ortadoğu’ya örnek olacak bir model oluşturmaya başladı.
Ancak, ABD ve AB’nin başı çektiği yeni “emperyalist düzenleme” projesi olan “Arap Baharı” çerçevesinde Suriye’nin hedef haline getirilmesi, Türkiye/Suriye dostluğunu bitirdi.
Suriye nihai hedef olan “İran çıkarması” için kilit taşı olarak görülmeli.
****
AKP iktidarı, ABD ve AB isteğini aşamıyor!..
Türkiye’nin değil, onların çıkarlarını koruduğunun farkında değil.
Hatta öyle kendini kaptırmış ki, bıraksalar Suriye’yi işgale yeltenecek!..
****
Oysa ABD Dış İşleri Bakanı ve ABD’nin Türkiye Büyük Elçisi, çeşitli vesilelerle böyle “ zapt edilmez duygular içinde olmanın” Türkiye’nin çıkarına olmayacağını defalarca dile getirdi.
Buna rağmen Hükümet, Suriye konusundaki saldırgan üslubundan vazgeçmiyor.
****
Türkiye, bu güne kadar uyguladığı bağımlı, düşüncesiz ve alt yapısı olmayan Suriye politikası nedeniyle siyaseten ve ekonomik olarak büyük kayıplar verdi…
Sınır boylarında yurttaşlarımızın ölümüne kadar varan bir dizi aleyhimize gelişen olaylar yaşıyoruz!..
Suriye’den gelenlerin sayısı 140 bine ulaştığı söyleniyor.
Tamamen ve haklı olarak insani nedenlerle açılan kamplar ülke bütçesine ciddi yük olmaya başladı.
BM ve diğer ülkeler bu konuda Türkiye’ye yeterince destek olmuyor.
Ayrıca, özellikle Hatay, Adana, Gaziantep ve Mersin’in başı çektiği yoğun ticari ilişki bıçak gibi kesildi.
Özelikle Suriye ve Suriye üzerinden Ortadoğu ülkelerine yapılan tarımsal ürünlerin satışı tamamen durdu…
CHP Milletvekili Hurşit Güneş’in yaptığı hesaplamaya göre Türkiye’nin ekonomik kaybı 5-6 milyar dolara ulaşmış…
****
Ama asıl Erdoğan Hükümetinin tarihi hatası, Esad’a karşı olmak için destekledikleri, eğittikleri ve silahlandırdıkları muhalefetin El Kaide, Taliban ve Müslüman Kardeşler gibi terör örgütleri olmasıdır.
Korkarım ki ellerindeki silahların namlusu bir zaman sonra, daha önce Afganistan’da, Irak’ta ABD’ye döndüğü gibi bize de dönebilir..
Nitekim ABD bu olasılığı her vesile ile Dış İşlerine hatırlatıyor…
****
Yani dünkü konuşmada CHP’yi bahane ederek yapılan konuşmanın, ortaya atılan savların pek geçerliliği yok..
Aksine AKP Suriye konusunda ülkeyi felakete taşıyacak bir yola girme gayreti içinde!..
****
Gelelim açlık grevi konusuna.
Bu eyleme tamamen insani açıdan yaklaşanlara ,yani, basın, aydın ve siyasilere Başbakanın yine saldırılarda bulunmasının nedeni iç dünyasının karanlığı olsa gerek..
Başbakan 5 gün arayla, iki kez idam konusunu açtı…
Partisinin Kızılcahamam'daki kampında yaptığı konuşmada  ''Bu ülkede on binlerce insanın ölümüne vesile olan bir terörist başına idam verilmiştir ama bu ülke, birilerinin bazı malum yerlerin baskılarıyla idamı dahi kaldırmıştır. Şu anda birçok insanımız kamuoyu araştırmalarında idam yeniden gelsin diyor '' dedi. 
****
5 gün sonra ise Bali'de yaptığı konuşmada "Şu anda Avrupa'da idam kalktı ama Amerika'da kalktı mı, Japonya'da kalktı mı, Çin'de kalktı mı? Demek ki yeri geldiği zaman idamın bir haklılık sebebi de var ” diye konuştu…
****
Başbakan bu konuşmaları neden vurgulayarak yapıyor?..
KCK Davasından tutuklu olanların öne sürdükleri talepleri karşılığında bedenlerini “ölüme yatırma” kararlılığını kırmak için yapıyor…
Bu sözüm Başbakanın gerçek düşüncelerinin yanında çok masum kalabilir!.. Çünkü o ölümlerini bekliyor.
****
İdam cezasının şimdi gündemde tutulması, Türkiye için giderek yeni bir handikap oluşturacağı açık.
Nitekim Roma’da, Türk-İtalyan Forumu toplantısı sırasında Dış İşleri Davutoğlu bu konudaki sorulara muhatap oldu!..
İtalya Senatosu Başkan Yardımcısı Emma Bonino; “Erdoğan’ın ölüm cezasındaki açıklamalarından son derece endişe duyuyoruz. Bu açıklamalar sonrası anlaşılıyor ki, ”Türkiye, AB’ye girmek istemiyor!”
Bu sözler, Türkiye’deki AB karşıtı bir zihniyetin varlığını tespit ettiklerini gösteriyor!..
Can alıcı nokta ise, nereye gideceğini bilerek Başbakan tarafından yapılan konuşmaların daha sonra Bakanlarınca değiştirilmeye çalışılması!..
Bu durum saygınlığı ve inanılırlığı yok ediyor…
****
Türkiye, Sosyal Demokratik bir hukuk devletidir.
Ve hukukun üstünlüğüne inanır!..
Açlık grevleri  /Ölüm oruçlarındaki siyasi tartışmaları bir kenara bırakmalı.
‘’Onurlu ve Sağlıklı Yaşamın ‘’ insan haklarının evrensel kurallarının başında geldiği unutulmamalıdır!..
****
Bu nedenle “ölüme yatanların” yasal haklarına riayet etmek hukuk devleti için vazgeçilmez bir görevdir…
Açlık grevi/ölüm Orucunda bulunanların özellikle tecridin kaldırılması ile talepleri, aslında yasal hakların kullanılması talebidir!..
****
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerin İnfazı hakkındaki kanunun 25 maddesinin F bendi; “Hükümlüyü, eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen gün, saat ve koşullar içerisinde on beş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere ziyaret edebilirler.’’ der.
Öcalan hükümlüdür. Hakkındaki Yargı kararları kesinleşmiştir. Yapılması gereken hukuki işlem, Kanunun 25 maddesi F fıkrasının işletilmesidir yani vasi atanmasıdır. Bu bir zorunluluktur!..
Vasi, Öcalan için bir avukata işlemlerin takibi için vekâlet verebilir!..
****
Sorunları, devlet adamlığına uygun ciddiyetle çözmek siyasilerin birinci vazifesidir.
Başbakan sorumlu devlet adamı gibi konuşmak yerine, hamasete ve oy almaya yönelik tavır içinde!..
Grup konuşmasında bu hedef açıklıkla görülüyor.
Bu durum hem kendisini,  hem de ülkeyi kaybettirecektir!..
Her şey seçime endeksli olunca hedefe varmak güçleşir.
Zaaflar bir bir ortaya dökülür..
Kişisel zaaflar, başkaları tarafından kolay kullanıldıkça ortaya kaos çıkar!..
Bu böyle bilinmelidir!