Zaman gazetesinin mağduriyeti neleri hatırlatıyor?
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın, geçen pazartesi günkü yazısının başlığı “Zulmün sonu hep aynı” şeklindeydi. Ekrem Dumanlı “Cemaat”in mağduriyetinden bahis açmış, ülkede mağdur gördüğü kesimlerle Cemaati’nin içinde olduğu durumu eşleyivermişti. Yazıya spot olarak seçilen paragraftan yola çıkalım: “Bu ülkede her dönem birileri “ur”a benzetilir, “virüs” muamelesine tabi tutulur, “hain” ilan edilir ve “kökünün kazınması gerekir” diye kara propaganda yapılır. Sağcılar, solcular, Aleviler, Kürtler, gayrimüslimler, dindarlar...” diye yazıyordu Dumanlı. AKP-Cemaat arasındaki savaştan sonra ortaya çıkan “paralel devlet” iddialarına karşı çıkıyor ve kendilerine yapılanın zulüm olduğunu vurguluyordu. Dumanlı’nın bu satırları, bana AKP-Cemaat koalisyonunun mutlu günlerinde Zaman gazetesinde yazılan bazı yazıları, atılan manşetleri ve yapılan haberleri hatırlattı. Neleri mi? Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda kısa bir liste denemesi yapayım:
•Zaman gazetesindeki bir haberde Sivas Katliamı’ndan “Madımak Oteli’nde çıkan yangın diye bahsedilmesini,
•Dumanlı’nın “Tasfiye edilecek gazeteciler listesi” şeklinde zafer sarhoşluğu kokan yazılarını,
•Ahmet Şık ve Nedim Şener tutuklandığında Zaman gazetesinin sonradan bir türlü açıklanmayan “Açıklanmayan deliller var” manşetini,
•Danıştay cinayetinde tetikçi Alpaslan Aslan’ı, Hrant Dink cinayetinde tetikçi Ogün Samast’ı “rakı içen, dindar olmayan, cumaya gitmeyen” kişiler olarak tanımlayan haberlerini,
•Öğrencilerin yumurtalı eylemlerini ortada hiçbir delil yokken “Ergenekon” örgütü ve DHKP-C’ye bağlayan “Yumurtalı eylemlerin altından terör örgütü bağlantıları çıkıyor” şeklindeki peşinci haberlerini,
•Zaman’da çıkan Ali Bulaç’ın, Güngören’deki bombalı eylemle eşzamanlı olarak İnönü Stadı’nda Metallica konserindekileri “laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddeleri” diye tanımlamasını,
•Zaman’da çıkan Hekimoğlu İsmail’in “İslamiyetten uzaklaşan insanlıktan uzaklaşır, Darwin’in de dediği gibi maymun çocuğuna döner” başlıklı yazısını,
•Dumanlı’nın 1 Mayıs’ta polis şiddetine maruz kalanları ilkel solculuğa bağlaması ve “sol terör örgütlerinin koynunda büyümüştür” cümlelerini içeren yazılarını,
•Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir haberde “Dersim isyanıyla meşhur Tunceli’de doğan” diye tanımlanmasını,
•Ekrem Dumanlı’nın Başbakan’ın basına karşı sözlerini “sansür olsa böyle açık açık söylenmez kapalı kapılar ardında konuşulur” diye savunmasını. (Başbakan şimdi kendi medyasında saldırırken de böyle mi düşünüyor ki?)
•Zaman yazarı Mümtaz’er Türköne’nin “Aleviler hep muhalefette kaldığı için darbeci eğilimleri destekliyor” şeklindeki “muhteşem” analizlerini,
•Ekrem Dumanlı’nın yazılarında özellikle Oda TV davasında siyasi faaliyetleri sanki AKP’yi bitirmek suçmuş gibi; “AK Parti’yi bitirme planı olarak hareket eden bir zümrenin ortak çalışması” şeklinde kriminalleştirmesi,
•Zaman gazetesinin yayınlandığı yılın basında nefret suçları listesine de giren “Sünnetsiz kundakçı, DTP adına kurban derisi toplamış” başlıklı haberini,
•Zaman yazarı Ali Bulaç’ın eşcinselleri, eşcinselliklerini empoze etmekle suçlayan yazısını…
Bu liste böyle uzayıp gidiyor, bunlar benim 2009’dan bu yana yazdığım bu köşede (Köşe Vuruşu) kayıt düştüklerimin bir kısmı. Yazı dizisi yapılsa yeri. Üstelik sadece Zaman değil, yandaşıyla, candaşıyla tüm anaakım medya için bu tarz bir liste çıkarılabilir. Hatırlayacaksınız uzun bir süre, AKP ile birlikte mağdur duruma düşen eski merkez medyanın darbe destekçisi manşetlerini de konu ettik. Zaman gazetesinin iktidarı desteklediği zamanlardaki manşetleri de böylece işte. Elbette bu durum, Başbakan’ın bugün basın toplantılarında Zaman gazetesi muhabirlerine yaptıklarını açıklamaz. Kaldı ki, Başbakan bu muameleyi daha önce muhalif gazetecilere yaparken, Zaman gazetesi “onlar gazeteci” değil, benzeri tutumlar takınıyordu. Nereden nereye; Zaman Gazetesi Yayın Yönetmeni bugün solcuları, Alevileri Kürtleri yanına almaya çalışarak “mağdurum” yazıları yazıyor. Ekrem Dumanlı, 18 Şubat 2013 tarihli yazısında medyanın tarihinin “Kıvrak Çalımlar Tarihi” olarak yazılmasını önermişti. Şurası açık ki, kendisi de bu tarihten âzade değil.