Ze Tijê 'Yanlışımız Var'ı çıkardı: Kendimizden başlamalıyız
17.03.2015 11:05 KÜLTÜR SANAT
2007'de biraraya gelen Ze Tijê müzik grubu ilk bölüme Tutku ikinci bölüme ise Yabancı ismini verdikleri iki bölümlü; dördü derleme olmak üzere dokuz parçadan oluşan albümleri 'Yanlışımız Var!' ile müzikseverleri selamladı

ÇİLEM HÖKELEK @cilemada

2007’de bir araya gelen Ze Tijê müzik grubu  ilk albümleri Yanlışımız Var! ile müzikseverleri selamladı. İlk bölüme Tutku, ikinci bölüme Yabancı ismini verdikleri iki bölümlü albüm, dördü derleme beşi beste çalışması olmak üzere dokuz parçadan oluşuyor. Ze Tijê ile hem grup, hem de Yanlışımız Var! albümü üzerine söyleştik.

Grubun toplanma süreci nasıl oldu?
Ali Doğan Gönültaş:
Eski bir grubuz aslında, 2007’den beri bir aradayız. Müzik yapma ihtiyacı ile bir araya geldik sadece.

Albüm fikri nasıl ortaya çıktı?
Ali:
Albüm yapma fikri iki sene önce ortaya çıktı. Önceleri sözlü tarih üzerine çalışmalar yaptık. Sonrasında bu algıyla birlikte kendi ürettiklerimiz  de işin içine dahil oldu. Bunları derli toplu hale getirmek ve kaydetmek gerektiğini; aksi halde kaybolup anlam boşluğu yaratacağını düşündük. Albüm yapmak biraz da kartvizit ihtiyacına döndüğü için, kendince bir kitleye ulaşabilecek hale getirmek istedik ve böylece ‘Yanlışımız Var!’ ortaya çıktı.

Ze Tijê adı nereden geliyor?
Ali:
Grubun adı Zazaca. Kelime anlamı ‘güneş gibi’. Tanımı net olmayan, gibisi olan; insan gibi, güneş gibi… 
 

Albüm hem derlemelerden hem de sizin bestelerinizden oluşuyor.
Adnan Akdağ:
Başlarda daha çok derlemeler üzerinden düzenlemeler yapardık. Zamanla bir şeyler yapmak istiyorsan kendinden bir şeyler katma çaban işin içine girmeye başlıyor. İçinizdeki rahatsızlığı dile getirmek istiyorsunuz. Yaptığınız derlemeler/ düzenlemeler üzerinden bu rahatsızlığı ifade edemiyorsunuz bazen çünkü o elinize aldığınız parçanın bir şablonu var. Bir yerde o parçalara sadık kalmanız gereken noktalar var. O dönemde daha çok geleneksel derlemeler vardı ama baktık bu böyle olmuyor. İçimizde bizi rahatsız eden şeyler var. Bu da biz de bir dert yumağına dönüşüyor. Bunu kendi bestelerimizle açığa çıkarmamız lazım diye düşündük.

İçimize dert olan şeyleri de kendi bestelerimizle anlatmak istedik dediniz. Burada dert dediğiniz şey ne?
Adnan:
İktisatta kendine yabancılaşan birey anlatılırken en başta el emeğini ortaya koyan kişi ortaya koyduğu şeyi gider kendisi satar. Üzerinde mülk sahibi olduğunu düşündüğü nesneye karşı bir yabancılaşma olmaz. Kendisi üretir, kendisi götürür satar o yüzden arada bir bağ vardır. Ama modern dünyada ürettiğin üründen bir şey anlamazsın çünkü o senin bir parçan değildir; makinenin bir parçasıdır. Onu öyle üretmeye başlarsın ve yabancılaşırsın. Burada da öyle bir şey var. Birinci bölümde daha çok tutku ve aşk var. Orda yaşanan aşkı safi gördük. Buradaki biraz daha modern dünyanın içinde el emeğinden tutalım da yaşanan her türlü duygulara yabancılaşmış bireyi anlatmak. Özünde; herkesin yalnız kaldığı bir hali anlatmak.

Ferhat Tüzer: Anlamın Boşluğunda diye bir şarkımız var bizim. İnsanlığın sürekli kendini tekrar etmesinden bahsettiğimiz içinde de neden böyle olduğuyla ilgili bir hikâyesi olan. Topluma ve bireylere hep dışarıdan dayatılan bir durum var. “Böyle olmalısın, böyle konuşmalısın” diye. İktisattan da biraz bahsetmişken bu mikro bir durum kişiyle alakalı ama bunun bir de makrosu var, devlet var. Devleti baz alıp devlet olmaya yeltenen gruplar var. Bunlar ister istemez kişiyi kendine yabancılaştırıyor. Biz diyoruz ki kendimizi tanımalıyız. Kendimizden başlamalıyız.

Elinizdeki bir çok derlemeden albüme aldığınız derlemeleri neye göre seçtiniz?
Ali:
Tutku bölümünde klasik bir aşk hikâyesini anlatacaktık. Buna uygun yan öykücüler bulmamız gerekiyordu. Bu öyküler de o klasik aşk hikâyesi dediğimiz de aklımıza gelen ilk görüş, iletişimin kendisi, birliktelik, ayrılık ve ölüm. Bu beş yan öyküyü belirledik önce. Daha sonrasında bu yan öykülere uygun parçalar hangileri diye baktık. İlk görüşe uygun Hay Lo Lo vardı, iletişim üzerine uygun gidecek parçayı bulamadık biz de kendi bestemizi kullandık o bölümde, birliktelik üzerine enstrümantal parça vardı Hınıs Bölgesi’ne ait onu kullandık. Belirleyici şey hikâyeye uygun parçalar bulmaktı.

Albümünüzle dinleyicilerinizin beklentilerini karşıladığınızı düşünüyor musunuz?
Ali:
2. Bölümün insanları biraz sıkabileceğini düşünüyoruz. Bu aslında durumumuzla çok alakalı. Kendini sınamak istiyorsun, dolayısıyla dinleyenleri de . Biraz da sıkılalım hatta zorlayalım. 6 saniyelik video uygulamaları var. İnsanlar orada görmek istediğini 6 saniye içinde  görüp sonra kapatmak istiyor. Oturup beş dakikalık bir şarkıyı dinlemeye ya da video izlemeye vakti yok yani. Hızlı yaşamak o kadar yoğun dayatılıyor ki hızlı ve kısa şarkı yap bitsin isteniyor. Müzik böyle bir şey mi? Müzik zihinsel emek isteyen bir süreç sonucunda var olabilir.

Ferhat: Sadece eğleneyim diyen bir bilinç ister istemez kaba piyasa koşullarına uygun işler yapmak durumda kalıyor. Biz bu piyasanın tamamen dışında işler yapacağız ya da yapıyoruz demiyoruz. Fakat alternatif işler yapmanın da mümkün olduğunu biliyoruz. Kendi albümümüzü kendi kuvvetimizce yaptık mesela. Mesela ev konserleri yaptık. Geç hatta güç oluyor ama oluyor bir biçimde.

Günümüz şartlarında albümlere ulaşımın kolaylığı ile müzik kalitesi düşüyor. Bunun kaygısını duymadınız mı albümü oluştururken?
Adnan:
İster istemez duyuyorsun kaygıyı. Ancak bir yerden sonra da sezgilerinle, kendi yaptığın işe güvenmek zorundasın. Kaygısı var yok değil ama yaptığın iş iyiyse kendini belli ediyor zaten.

Ali: Uzun vadeli bir iş aslında bu albüm çalışması bizim için. Düzenlemeleri yapmıştık ve kayıt yapma aşamasına gelmiştik ancak şartlarımıza uygun bir stüdyoya girip kayıt yapma olanağımız yoktu.  Biz de kayıtlarımızı kendimize ait çatı katımızda kendimiz aldık. Yorulduk, zahmetli bir emek sürecinden geçtik ama A’dan Z’ye her şeyini kendimizin yaptığı ‘el yapımı’ bir albüm oldu.

Peki neden Kürtçe müzik, ideolojik bir tercih mi?
Ali
: Politik olan bireysel, bireysel olan politik izler taşıyabilir. ‘Bir iş yapalım ideolojik bir derdi olsun’ demedik.  Hangi dillerle yaşıyorsak o dillerde şarkılar söyleyeceğiz tabii. Günlük yaşamımızda ve albümde Kürtçe de var, Türkçe de var, Zazaca da var. Bir dile özel bir paye de vermiyoruz.

***

'VAROLMAK YABANCILAŞMA İLE BAŞLIYOR'

İki bölümlü bir albüm yapmayı tercih etmenizin sebebi ne?
Ali: Albüm bir önerme ve tema üzerine kurulu.Yanlışımız Var!  Yanlışlarımızı da Tutku ve Tutkuya olan yabancılaşma ile anlatmayı tercih ettik.  Tutkuyu oluşturan yoğun duyguları en iyi geleneksel müzikle anlatabiliriz diye düşündük. İkinci bölüm ise Adnan’ın da bahsettiği bizi rahatsız eden ve biraz daha söylemek istediğimiz şeyleri söylediğimiz bir bölüm oldu. İkinci bölümün adı Yabancı o da duygulara var olan yabancılaşmayı anlatıyor.

Neden ‘Yanlışımız Var’?

Ali: İnsanın sadece bir vücuttan oluşmadığını düşünüyoruz. İnsanın var olma süreci bildiğini bir yanındakine aktarabilme süreci ile başlıyor biraz da . Bu süreç de aslında tamamen yabancılaşma ile başlıyor. Taşı buluyorsun, yontuyorsun ve aktarmış oluyorsun. Bir yerden sonra onunla kurduğun ilişki kendiliğinden değişiyor. O taş değil artık. O senin gözünde kesici bir alet. Sen buna binlerce yıl kesici alet diyorsun. İnsanın tarihi yabancılaşmanın da tarihini temsil ediyor. Her şey, bir başka şey aslında. Bir albüm yapalım ve en başından başlayalım yani yanlışlarımızdan dedik.