Zeytin yok, nükleer verelim
GÖZDE BEDELOĞLU GÖZDE BEDELOĞLU
Duble yolun üzerinden doğan güneşle ‘yeni’ Türkiye’ye doğru yol aldığını duyuran iktidar, ‘eski’ Türkiye alışkanlıklarından vazgeçmeyerek, yine ve yine doğayı katledecek bir tasarının peşinde

Duble yolun üzerinden doğan güneşle ‘yeni’ Türkiye’ye doğru yol aldığını duyuran iktidar, ‘eski’ Türkiye alışkanlıklarından vazgeçmeyerek, yine ve yine doğayı katledecek bir tasarının peşinde. Adı, “Elektrik Piyasası Kanunu ile Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılaştırılması” olan yasa tasarısının ilgilenmediği tek bir şey var, o da zeytin. Zira tasarı kabul edilirse, 25 dönümden küçük zeytinlikler imara, madencilik ve enerji faaliyetlerine açılabilecek.
• • •
Daha önce beş kez gündeme gelen, ancak tepkiler üzerine geri çekilen zeytincilik yasasında yapılmak istenen değişiklikle, 25 dönümden küçük zeytinlikler, zeytin alanı dışında bırakılarak ‘sıradan araziye’ dönüştürülmek isteniyor. 25 dönümlük sınırlamanın bilimsel hiçbir karşılığı yok. Mantık, rant için ne kadar toprak alırsam o kadar iyi, üzerine kurulu. Türkiye’deki zeytinlik alanların ortalama büyüklüğünün 10-15 dönüm olduğu da göz önüne alındığında, yapılan hesabın cinliği ve durumun önemi iyice anlaşılıyor.
• • •
Meselenin özünü açık eden bir diğer yaklaşım da, tasarının, Tarım Bakanlığı devre dışı bırakılarak Bilim ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşülüyor olması. Yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan zeytinciliğin geliştirilmesi ve verimin artırılması için çalışmalar yapması gereken Tarım Bakanlığı’nın, söz konusu Başbakan’ın kupon madenleri olunca, zeytincilikte hedeflediği dünya ikinciliğinden vazgeçmekte bir an bile tereddüt etmemiş olması, ileri demokrasimizin gözlerini yaşartıyor.
• • •
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın verdiği bilgiye göre Türkiye’de, 2000 yılında toplam sayısı 97 milyon 770 bin olan zeytin ağacı, 2013’e gelindiğinde 167 milyon 30 bin adede ulaşmış ve ne yazık ki, zeytincilikte büyük gelişme gösteren Türkiye için iktidarın planı, onca yıllık yatırımı boşa çıkarmakla birlikte, binlerce yıllık mirası da yok edecek bir tasarıyı yasalaştırmak. Zeytin cenneti bir ülkenin milyarlarca dolar harcayarak bitkisel yağ ithal etmesine neden olan bu politika, iktidarın bütün cümlelerinin öznesine parayı koyuyor olmasıyla şekilleniyor. Her ne ki paraya dönüştürülemiyor, atıl ve faydasız görülüyor. İster toprak, ister dere, ister ağaç...
• • •
Dolayısıyla tasarının yasalaşması halinde, iktidarın ‘kamu yararı’ adını taktığı muallak karar neticesinde, zeytinlik alanlarda siyanürle altın çıkarma gibi doğaya geri dönüşü olmayan zararlar veren madencilik faaliyetleri, nükleer santral gibi kaza ihtimalinde çevresindeki binlerce kilometrelik alanda hayatı bitiren elektrik üretimine yönelik yatırımlar, petrol ve doğalgaz işletme faaliyetleri yapılabilecek, bölge imara açılabilecek. AKP’nin planına göre zeytin, binlerce yıldır evi olan Anadolu’dan işte böyle kovulacak.
• • •
Mevcut haliyle, zeytinlik alanlara 3 kilometre mesafede kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılmasını engelleyen zeytin yasası iktidarın canını sıkıyor. Önceki gün, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İlker Sert’in açıkladığı gibi, eğer yasa değiştirilmezse, yapılmak istenen santral çevresindeki 23, 10 ve 2.7 dönümlük üç adet zeytinlik alan yüzünden, Mersin Akkuyu Nükleer Santralı inşaatı için gerekli izinleri alamayacaklar.
• • •
Müsteşar yardımcısının itiraf gibi açıklamaları bununla bitmiyor. Soma’da açılmak istenen termik santralın da ÇED raporu olumlu kararı alınmış olmasına rağmen mevcut zeytincilik yasasına takıldığından yakınıyor. Burada da telef edilmek istenen alan 280 dönüm! Yasaya açıkça aykırı bir projenin ÇED olumlu raporu almış olmasının göze batan hukuksuzluğu ise, sayın müsteşar yardımcısının elbette ki üzerinde durduğu bir konu değil.
• • •
Türkiye’nin en önemli zeytin bölgelerinden biri olan Edremit Körfezi’ndeki yüzde 80 oranındaki zeytinlik alanların yüzde 60’ı yok olma tehdidiyle karşı karşıya ve biz sadece çok önemli bir meyvemizi değil tarihimizi, kültürümüzü, geleneğimizi de, o yıllanmış ağaçlarla birlikte yitireceğiz. Erdoğan’ın “milletin beklediği yasalar” diye heyecanla duyurduğu torbanın içinde zeytinin ölüm fermanı var. Bu talana karşı çıkmak, binlerce yıllık Anadolu mirasına sahip çıkmak demektir.