Zeytine saygı duruşu
NAZIM ALPMAN NAZIM ALPMAN

Türkiye’nin yağmalanamamış son bölgesi olarak kalan Edremit, “Zeytin Cumhuriyeti” olarak bilinir. Bölgede 300-350 yaşlarında zeytin ağaçları vardır. Tariş Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin bu ağaçların yağını özel ambalajlı olarak şişeletip tüketicilere sundu.

Zeytin ağaçlarından oluşan bir cennetin kıymetinin bilinmesi gerektiğini ise Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka gösteriyor. İlki geçen yıl yapılan “Zeytin Hasat Sonu Şenlikleri”nin ikinci 17-18-19 Şubat 2017’de hayata geçirildi. Çok eski bir gelenek olan bu etkinlik unutulmaya yüz tutmuştu. Kamil Saka (ki, Edremit’te 65 yıl sonra ilk defa CHP’li bir belediye başkanıdır) bu geleneği canlandırdı:

“Geçmişi unutarak geleceği inşa edemeyiz!”

***

Bu şiarla yola çıktı. Edremit ve çevresinde büyük bir coşku yarattı. İlkine kıyasla ikinci şenlik üç dört misli bir katılım düzeyine ulaşmıştı.

Zeytin Hasat Sonu’nun kısa adı “Meci” olarak da biliniyor. Hayatını zeytine bağlayan bölge halkı arasında hasadın son gününe “Zeytin’in kurtuluşu” da deniliyor. Ortalama 100 gün süren zeytin hasadı sırasında “Zeytin Tayfaları” (Zeytin toplayan tarım işçileri) evlerinden uzakta kaldıklarından, son günün “kurtuluş” olarak adlandırıyorlar. Ağaçlar açısından ise şöyle düşünülebilir: Hasat sırasında sopalar, tırmıklarla, ağaçlar öyle hırpalanıyor ki, bittiğin de zeytin kurtulmuş oluyor!

Bu kurtuluşun patron açısından bir bedeli olacaktır. Zeytin Tayfası, kahyayı bir ağaca bağlıyor, zeytinliklerin sahibini bekliyor. İşçiler ile patron arasında bir bahşiş seremonisi yaşanıyor. Zeytin tayfası istediği bahşişi alınca kahyayı çözüyor ve şenlik başlıyor.

Edremit’in Kış Festivali şeklinde yola çıkan etkinlik bütün şehrin (Edremit’e ilçe diyeni dövebilirler) katılımı ile yapılıyor.

Cuma günü büyük bir yürüyüşle başlayan şenlikte nostalji ağır basıyordu. Hepsi kıdemli müzisyenlerden oluşan Balıkesir Belediye Bandosu eski –daha doğrusu eskimeyen- marşlarla en önde yürürken büyük bir coşku yaratıyordu.

Edremit Zeytin Hasat Sonu Şenlikleri’ne katılanların büyük çoğunluğunu zeytinci köylüler oluşturuyordu. Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal’in ünlü sözü vardır:

“Köylü Milletin Efendisidir!”

Edremit Başkanı Kamil Saka 90 yıl sonra bu sözü bir kez daha muhataplarına armağan ediyor.

Kutlama törenlerinde dikkat çeken özellik ise bütçesiz bir etkinlik halinde icra edilmesi. “Anlı-şanlı-ünlü-büyük” hemen hiç kimse zeytin törenlerinde yer almıyor.

Sahne köylülerin… Bir benzetme için olarak yazmıyorum. Gerçekten de törenlerin ilk günü Şükrü Tunar Kültür Merkezi’nde iki köylü kadın sahneye çıkıyor:Gülsüm Yalazı ve Nurdan Çakır Tezgin!

Her ikisi de sahnede zeytinden oluşan yemekler pişiriyorlar. Zeytin çorbası, ısırgan otlu zeytin salatası, sıcak yenilen zeytin yemeği ve zeytin bohçası adıyla servis edilen zeytin tatlısı. Canlı lezzet programını da bölgeye yerleşip yöre halkıyla bütünleşmiş Gülçin Çömert sunuyor. Gülçin Hanımın bir TV programcısından aşağı kalır yanı yoktu.

Zeytin özlü bu yemekler ilk kez pişiriliyor. Damak zevkine göre da kalıcılık kazanacaklar. Ben hepsini sevdim.

Şükrü Tunar Kültür Merkezi’nin (1907 Edremit doğumlu Klasik Türk Müziği bestecisi) salonunda yemekler pişirilirken fuayesinde de Zeytin Ağaçları Fotoğraf Sergisi vardı. 57. Hükümetin Kültür Bakanı da olan fotoğraf sanatçısı Prof. Dr. Suat Çağlayan asırlık ağaç gövdelerinde görünmeyen güzellikleri kadrajına alıp, ölümsüzlüğün simgesi ağaçlar ile insanlar arasında güçlü bağlar kurmuştu.

Şenliğin ikinci günü Zeytinciliğin kalbi kabul edilen Tariş Edremit Tesislerinde “Coğrafi İşaretlerin Önemi” konulu bir panel yapıldı. Her bölge kendi ürününe sahip çıkması gerekiyordu. Zeytin ve zeytinyağının hangi bölgeye ait olduğunun belirtilmesi çağdaş bir uygulama idi. Ama bu alanda çok geri kalınmıştı. Ayvalık bunu başarmıştı. Edremit de “yeşil çizik zeytini” için tescil markasına geçen yıl kavuşmuştu.

Cahit Çetin “zeytinin ve zeytinyağının da nüfus kağıdı gibi bütün bilgileri etiketlerinde bulunmalıdır” diye özetliyordu.

Şenliğin son günü Zeytinli köyündeki toplu kahvaltıdan sonra “Zeytine Saygı Yürüyüşü” yapıldı. Zeytinli-Güre arasındaki 5.280 metrelik parkur toplu olarak 64 dakikada tamamlandı.

***

Edremit 2. Zeytin Hasat Sonu Şenlikleri mütevazı organizasyonuna karşın çok yüksek moral motivasyonuna sahipti. Eğer benzetmek gerekirse Cumhuriyet’in ilk yıllarını andırıyordu. Abartısız, masrafsız, herkesin katıldığı, ortaya konulan şeylerin hepsinin birlikte bölüşüldüğü, manevi değerlerin maddiyatın kat be kat üstünde seyrettiği bir şenlikti.

Daha kısa şekilde ifade edersek üç gün süren şenliğe şöyle demek yanlış olmaz:

“Zeytine saygı duruşu!”