'Zindanlar, fikrimi sindirmek yerine cesaretlendirdi'
Barış Akpolat Barış Akpolat
"İnsanımız boş vakitlerinde spor yapan, kültür ve sanat etkinliklerine katılan bir kültüre sahip olamadı politik bir strateji olarak. Fakat zulüm görülen topraklarda umut yeşerirmiş."

Barış Akpolat / [email protected]

Geçen haftasonu kalabalık bir ekiple Sinop'a gittim. Beni bu seyahate en çok çeken şey Tarihi Sinop Cezaevi'ne yapacağım geziydi. Asıl mevzu Red Bull firmasının 1999'da müze halini alan cezaevinin bahçesinde gerçekleştireceği 'King Of Rock' adlı bir sokak basketbol yarışmasıydı. Önce fazlasıyla yadırgadım. Anadolu'nun Alkatraz'ı diye bilinen bir yer burası. Türlü, insanlık dışı işkenceler burada gerçekleştirilmiş. Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Ruhi Su, Burhan Felek, Ahmet Bedevi Kuran, Mustafa Suphi gibi memleketin önemli isimleri burada tutsak kalmış. Hatta Edip Akbayram'dan duyduğumuz bir Sabahattin Ali şiiri olan 'Aldırma Gönül' burada yazılmış. İçeriye girer girmez kalbiniz sıkışıyor ve nefes alamaz hale geliyorsunuz, tamamını gezmeyi sıkışan midem kaldırmadı. Tarihinde türlü fenalıklar barındıran, duvarları buram buram işkence kokan bu cezaevinden dünyaya ünlü Türkiyeli sporcuların açılabilecek olması güzel bir ihtimal değil mi? Bu fenalığın evi iyi bir işe yaramıyor muydu? Tüm seyahat bunları düşünüp etkinlik için 'Kanatlanıp Uçacaksın' şarkısını besteleyen, Gezi Eylemleri sırasında da şarkı yapıp konuya duyarlılığını gösteren Ege Çubukçu'yla bir röportaj yaptım.

- 'Kanatlanıp Uçacaksın' ne kadarlık bir çalışmanın ürünü. Eser, ortaya çıkana kadar nelerden esinlenip etkilendiniz?

Parça üzerinde iki ay kadar çalışma fırsatım oldu. Basketbol ve rap kültürünü aynı potada eritecek duygular yaşatma arzum vardı. Bu arzu, beste ve söz yazımı evresini kısaltmış oldu. Çocuk yaşlarda daha bir ilgiliydim basketbola. NBA maçlarını sabahlara karşı uykusuz kalıp takip eden arkadaşlarım sayesinde ilgi duydum. Boston Celtics hayranıydım ayrıca. Yine de parçanın adı Michael Jordan sayesinde ortaya çıktı. Havada asılı kaldığı anlar, isteği, azmi ve farklı olmaya karşı cesareti parçayı hikayeleştirmem açısından bana çok yardımcı oldu. Sporcu ve rap sanatçısı arasında bazı nüanslar dışında ortak mücadele, hırs ve kendine özgüven gibi liste başı benzer kurallar var. Parça da bu mücadele ve zorluklarla başa çıkma duygusunu anlatıyor çoğunlukla.

- Hiphop ve basketbol'un akrabalık ilişkisi sizce ne seviyede? ABD'deki bu kültür Türkiye'de nasıl buluşuyor?

Durduğum açıdan gayet başarılı bir ilişki görüyorum. Türkiye’deki hip hop kültürü ABD’de yaşanan deneyimler ve yaşantı ile bire bir örtüşmüyor ama basketbolcular çoğunlukla rap müzik dinlemeyi tercih ediyor. Sinan Güler, Mehmet Okur, İlkan Karaman gibi sporcu arkadaşlarımda da aynı etkiyi görebiliyorum. Müzik zevklerimizin uyuştuğu sporcular genellikle basketbolcu oluyor. Basketbol ile hip hop kültürünü yolları her yerde kesişen yakın kuzenlere benzetebiliriz. ABD’de siyahi toplumun kendilerine dayatılan kaderci yaşam baskısını ya basketbol ya da rap müzik ile bastırdığını biliyorum. Artık işler değişti tabii yine de bozulamayacak kadar geleneksel bir bağ var arada.

- Türkçe hip-hop'un günümüzdeki yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkçe Hip Hop olgunluk dönemine yaklaşıyor. Hakettiği ilgiyi bir türlü yakalayamamış platonik bir sevgili muamelesi gördü uzun zaman. İcracılar da –genel olarak- kültürün bir elementi değil de tek sahibiymiş gibi bir psikolojiye girince ufak bir bunalım evresi yaşandı. Heyecanı kayboldu. Ancak son 3-4 yılda yeni jenerasyonla beraber eski kafa rafa kalkmış durumda. 16 yıldır bu kültürü yaşıyorum ve kesinlikle bireysel başarılarla bir yere gelinemeyeceğine inanıyorum. Şu an birlik olma ve emeği destekleme tavrını takınıyor herkes. Doğru olan da bu. Şimdi dürüst olma zamanı… Bir şöhreti mi tatmak istiyor rap sanatçısı yoksa köklü bir kültürün mimarı olmak mı istiyor?

- Geçen yıllarda yerli hip-hop'un inanılmaz yükselişinden ötürü heyecanlansak da bugüne kadar pek bir hareketlenme olamadı. Bugünse Da Poet, Sansar Salvo gibi isimlerin albümleriyle bir hareketlenme mevcut. Hip-hop'un memleketteki geleceği hakkındaki fikirleriniz neler?

Ben bile bir dönem elimi ayağımı çektim. Yaşanan tatsız iklimin geçmesini bekledim. Şimdilerde Hip Hop en çok umut vadeden müzik janrı. Gezi zamanı da toplumsal olaylara duyarlılık gösteren sadece eleştiren değil yeni fikirler de ortaya atan gerçek bir kültürün sahipleriyiz. Husumetler azaldı, kimse tartışmaya prim vermiyor herkes işinde gücünde. Bu üretimi de olumlu yönde etkiliyor. Da Poet, Salvo, Kamufle, Hayki, Sayedar, Grogi, Anıl Piyancı ve daha bir çok farklı tarzda rap sanatçısı bir araya gelip çalışmalar yapıyor. Bu mutluluk verici. Açık Radyo’da 'Şehrin Azizleri' adında hip hop kültürüne adanmış, kent kültürü ve müzik üzerine bir program hazırlıyorum. Elimden geldiğince bütün isimleri tanıtmak ve onlara destek vermek amaçlı bir misyon edindik. Bu tarz çalışmalar ve üretimler devam ettikçe, çeşitlilik arttıkça farkını belli edecektir.

- King Of Rock etkinliğiyle ilgili yazdığınız şarkının adı 'Kanatlanıp Uçacaksın' fakat şarkıya evsahipliği yapan Tarihi Sinop Cezaevi, fikirleri sebebiyle hapsedilen ve inanılmaz işkenceler gören insanları yıllarca tutsak etmiş. Bu konulardaki hassasiyetinizi biliyorum. Ne düşünüyorsunuz mekanla ilgili. Orada yaptığınız gezilerde neler hissettiniz?

Mekan ve parça arasında zorluklara göğüs germek ve farklı olmaktan çekinmemek gibi benzer felsefeler var. Şairler, yazarlar, aydınlar fikirlerinden ve farklılıklarından ötürü hapsedildi ve işkence gördüler Sinop Cezaevi’nde. Denizin kokusu, kıyıya çarpan dalgalar alışıla gelmiş bütün işkencelerden daha acı bir mahkumiyet yaşatmış insanımıza. Devletin sadece kendi mantığını “doğru” görme alışkanlığına tekrar şahit olduk. Onca edebiyatçıya duvarlarda “kitap oku” öğütleri verilmesi bile acı bir durum. En çok etkileyen yazılardan biri “Hatasız insan yoktur. İnsanlık hatasını kabul ve tamir etmekle ölçülür.” Ülke insanı olarak hala tamir edemediğimiz hatalara isyan ettim. Onbeş dakika içinde nemi teninizde hissedebildiğiniz zindanların içindeyken fikirlerimi sindirmek yerine bana cesur olabilmem için daha fazla neden kazandıran bir deneyim yaşadım.

- İşkenceleriyle ünlenen bir yerden, 'King Of Rock' etkinliği sayesinde dünya çapında iyi sporcular çıkabilecek olma ihtimali size ne hissettiriyor?

'King Of The Rock' heyecan verici, tematik bir etkinlik. Sinop’ta yapılması da gerçekten etkili oldu. Sporcular hem tarihe tanıklık etti hem de bu tarihi yerde kendi mücadelelerini verdiler. Kıran kırana cetin maçlar çıktı ortaya. Dünya finalinde başarılı olma şansımızın olduğunu da yerinde tespit etme şansını yaşadım. İnsanımız boş vakitlerinde spor yapan, kültür ve sanat etkinliklerine katılan bir kültüre sahip olamadı politik bir strateji olarak. Fakat zulüm görülen topraklarda umut yeşerirmiş. Ben o umudu gençlerimizin katıldığı bir basketbol organizasyonundan tutun da sosyal ortamlarda ortaya koyduğu her türlü mücadelede görüyorum.

***

Finalistler Tayvan'ın Samasana Adası'na gidiyor
Red Bull'un düzenlediği 'King Of Rock' sokak basketbolu etkinliği tüm dünyada gerçekleştiriliyor. Türkiye finali Sinop'ta gerçekleştirilen 32 erkek, sekiz kadın basketbolcunun teke tek yaptığı maçların finalistleri kadınlarda Sinegül Aksoy, erkeklerde Burak Eşlik oldu. Eşlik ve Aksoy, 27 ülkeden sporcunun yarışacağı dünya finali için Tayvan'ın Samasana Adası'na gidecek. Final maçları 6 Eylül'de gerçekleştirilecek.