Zorunlu din dersi, alevilik ve laiklik
TURAN ESER TURAN ESER

“Müjde” gibi sunuyorlar: “Alevilik din dersi müfredatına ekleniyormuş!”

Oysa göz boyama var. Milli Eğitim Bakanlığı “yeni müfredat taslağı” ile “Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” yerine “Temel Dini Bilgiler Dersi- İslam” getiriyor. Alevilik ise bu İslami kurumsallaşmaya “çoğulculuk” süsü verilerek istismar ediliyor.

Aleviler, Türkiye’deki mevcut din dersleri içinde yer almayı ve eritilmeyi istemiyor. Çünkü mevcut din eğitimi laiklik, eşitlik, çoğulculuk, nesnellik, objektif ve eleştirel düşünce ilkeleriyle uyumlu değildir. Aksine, bir ötekileştirme, ayrımcılık, asimilasyon, tek tipleştirme, toplumsal gerilim ve şiddet aracı olarak karşımıza çıkmıştır.

Aleviler, zorunlu din derslerinin insan haklarına, çocuk haklarına ve laiklik ilkesine aykırılığı, ayrımcı ve asimilasyoncu özelliklerinden dolayı itirazlarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşımıştı.

AİHM Alevilerin açtığı davaları haklı bulup, Türkiye’yi şu gerekçelerle mahkûm etti;

Bir, “devlet dinlere karşı tarafsızlığını korumalıdır.”

İki, “Din eğitimi çoğulcu ve nesnel bilgilerle öğretilmeli.”

Üç “Din eğitimi, ebeveynlerin inançları dikkate alınarak ve saygı gösterilecek biçimde verilmelidir.”

Oysa AKP hükümeti, AİHM kararlarını, gerekçelerini tanımıyor.

Yeni din dersleri müfredatı göz boyama ve asimilasyon belgesidir.

AKP’nin, Aleviliğe ve diğer dinlere yer vereceğini açıkladığı, müfredat hazırlığı AİHM kararlarını uygulamaktan uzak ve göz boyamadır.

Din dersleri içerik olarak halen Sünnilik kuralları ve anlayışı üzerinden yazılmaktadır. Sünnilik üzerinden tarif edilerek yazılmış Aleviliğin müfredata eklenmesi bir asimilasyondur. Devlet eliyle üretilmiş bir Alevilik, Alevilik değildir. Asimilasyon belgesidir. Türkiye’de ve Avrupa’da bine yakın şubesi olan, Alevi Federasyonları, Dernekleri, Konfederasyonu ve Vakıfları var iken, bunlardan görüş dahi alınmamıştır.

Alevi kurumları AİHM kararları, laiklik ve bilimsellik ekseninde talepleri savunmalıdır. AKP dayatmalarına teslim olmamalıdır.

Örneğin Cem Vakfı AKP’nin eğitimde dinselleştirme politikalarının laiklik ve AİHM kararlarına olan karşıtlık hedeflerine göz yumuyor.

Cami ve Cemevi projesi ile Alevileri cami avlusunda asimile etmeye yönelik taleplerini bu kez, zorunlu din dersleri müfredatına eklenmesini talep ediyorlar. Cem Vakfı’na göre müfredata “Alevi duaları” başlığı eklensin diyor. Oysa Aleviler ibadetlerinde Gülbang, Nefes, Duvaz, Deyiş okur! Ayrıca, “Bismillah ile Bismişah kelimesi”, “Sünni inancıyla Alevi inancının ayrı üniteler olarak değil, birleştirici şekilde aynı ünite içinde yer alması”. “Namaz ile Cem ibadeti”, “Ramazan orucuyla ile Muharrem Orucu” birlikte ele alınsın diyorlar. Peki yetmiş iki millete aynı gözle bakan Alevilik, neden diğer din ve inançlara kör bakıyor?
Cem Vakfının AİHM kararlarını bu derinlikte okuması kanımca yanlıştır. Çocuk haklarına ve bilimsel ve laik eğitim anlayışına karşıdır. Aleviliği devlet dinine teslim etmektir.

Cem Vakfı öncelikle din dersleri müfredatlarının bilimsellik, laiklik, çoğulculuk, nesnellikten uzak olduğunu kavramalıdır. Din eğitimin din gruplara tarafından kendi imkanları ile verilmesini savunmalıdır.

Ülkemizde din dersleri, bütün dinler, inançlar ve inanmayan öğrencilere eşit mesafede değildir. Eşit olmayan, asimilasyoncu ve ayrımcı uygulamaların dersidir.

AİHM kararı, mevcut din eğitimine, devlet dini ve uleması tarafından tanımlanmış “Alevilik” eklemeyi önermiyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve Türkiye’yi evrensel hukuka uymaya davet ediyor.

AİHM anlayışına göre Aleviler, tarafsız, çoğulcu, nesnel ve inanç özgürlüğünün evrensel ilkelerine göre eğitim, düşüncenin eleştirel hakkını, aklın özgürleşmesini güvence altına alınmasını savunmaktır. Din derslerinin her türlü dinsel telkin, yönlendirme ve uygulamadan arındırılmış olmasını savunur.

Farklı kültür ve inançlardan öğrencilerin birbirleriyle ilişki içinde olduğu kamu okullarında, öğrencileri zorla bir dini kimlik üzerinden şekillendirmek ve din dayatmak kabul edilemez. AİHM kararları, laiklik ilkesi gereği, Türkiye devletine, tüm inananlar ve inanmayanlar karşısında tarafsız kalmasını emretmiştir.

Bu ilkeye göre laik, demokratik, sosyal ve hukuk devletinin bir dini ve dayattığı din eğitimi olamaz.

Çözüm AİHM kararlarını uygulamaktadır.

»Buna göre din dersleri zorunlu değil, isteğe bağlı olmalı.

»Dersler eşitlik, çoğulculuk, nesnellik, bilimsellik ölçülerine göre hazırlanmalı.

»Bu müfredatlar her türlü dinsel telkin, yönlendirme, dini aşılama ya da uygulamalardan arındırılmış olmalı.

»Her dini/inanç grubu kendisiyle ilgili bölümü hazırlamalı ve Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilerin yüksek çıkarları ve haklarını korumak için denetim işlevi görmelidir.

»Devlet sadece dinler hakkında dersleri, tarihsel, kültürel, felsefi ve bilimsel ölçüde verebilir.

»Dinler hakkında eğitim verecek öğretmenler, üniversite mezunu, pedagojik formasyon almış ve evrensel ilkeler ve laiklik doğrultusunda ders vermelidir.

»Kamu eğitimi laiklik, bilimsellik ve demokratik olmalıdır.

»Dinini öğrenme, uygulama ve yaşama hakkı gereği, din eğitimleri ise her dini ve inanç grubu kendi imkanları ile kendisi vermelidir.

»İslam dersi camide, Alevilik dersi cemevinde, Hiristiyanlık dersi Klisede, Musevilik dersi Sinagogta, Budizm dersi tapınakta olur!

»Devlet din dersi değil, laik ve bilimsel eğitim verir.