“Zorunlu eğitim” zorunludur
ÜNAL ÖZMEN ÜNAL ÖZMEN

Karma eğitimin ardından zorunlu eğitimi tartışmaya hazır olun. Karma eğitimi tartışmaya açanların varmak istediği nokta olmasından çıkardığım öngörü değil bu, zorunlu eğitime karşı harekete geçeceğini bizzat Milli Eğitim Bakanı’nın kendisi açıkladı.

Ziya Selçuk, Eğitim 2023 Bulma Konferansında, konferansın amacını sıralarken “Eğitim ve zorunlu kelimesini yan yana getirenlere ‘durun’ demek için buradayız” dedi. Eğitim Bakanlığı, tartışmaya zemin hazırlamak, kafalarını karıştırmak, onları da tartışmanın içine çekmek için okulda eğitimi reddeden “Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı” (John Taylor Gatto) kitabını öğretmenlere seminer konusu olarak verdi. Kitap, bakan kadar güçlü Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Alparslan Durmuş’un yayınevinden, onun “evde eğitim”i savunan ön sözüyle yayımlandı.

Eğitimin zorunlu olmasına karşı olabilirsiniz; fakat zorunlu eğitimi reddediyorsanız egemen ideolojiyi temsil edemezsiniz. Çünkü zorunlu eğitime itiraz hep egemen ideolojiye başkaldıranlardan gelmiştir. Eğer başkaldırdık ve düzeni değiştirdik diyorsanız sisteminizin adını koyunuz. Örgün ve zorunlu eğitimin sorunlarını çözmek üzere görev alıp onu yıkmaya çalışmak hiledir.

Türkiye’de çıkacak zorunlu eğitim tartışması, Jean Jacques Rousseau’nun Emily kitabından bu yana süren entelektüel bir düzlemde sürmeyecek. Bu,ortak akıl, kültürel kaynaşma, evrensel ahlak, kamusallık, hayatı birlikte inşa etme karşıtı dincilerin çocuğu ev hapsine alma arzusuna devletin dahil olmasının yarattığı bir tartışma olacak.

Zorunlu gibi otoriter bir kavramı. özgürlük aşkıyla ortadan kaldırmaya çalışanlara anlamlı yanıtlar vermek (hele bir de egemen ideolojiyle sorunluysanız), ikna edici argümanlar gerektirecek. Onlara, toplum halinde yaşken insanların birtakım ortak bilgiye, ortak davranışa, ortak beceriye sahip olmaları gerektiğini; ortaklığın ise ortak bir mekânda, ortaklaşılan fikirler (müfredat) etrafında kurulabileceğini; bilginin bilgi üstüne konarak, paylaşılarak çoğaldığını; bu nedenle onlara kamusal/toplumsal yaşamı esas alan zorunlu eğitimin bir zorunluluk olduğunu anımsatmalıyız.

Eğitim Açılımı

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un düzenlediği Eğitim 2023 Bulma Konferansı ve 15 Ekim’de açıklayacağı eğitimin makro planı, Kürt açılımının eğitimde denenmesidir. Nasıl ki Kürt Açılımı ile Kürt sorununu çözme amaçlanmadıysa, Eğitim Açılımı’nın amacı da eğitimin sorunlarını çözmek değil.

Kürt Açılımı’na memur edilenlere “Akil Adam” deniyordu, 63 kişiydiler. Eğitim Açılımı heyetindeki 93 kişiye “Sivri Akıllılar” deniyor. Bunu benim uydurduğum bir sıfat olarak düşünmeyin. Konferansı açış konuşmasının bir yerinde Ziya Selçuk “Bizim ortak akla ihtiyacımız yok, sivri akla ihtiyacımız var. Siz onun için buradasınız” dedi. Akil akıllı demek; ivme kazandırmak için ucu sivriltilmiş akla sivri akıl deniyor. Ziya Selçuk’un sivri akıllılarının ortak özelliği (4 sendika başkanı hariç) varlıklı ve kendi alanında tanınmış tüccar olmaları.

Erdoğan, açılım heyetlerini “bilen”lerden seçiyor, bizi kandırsınlar diye. Yapabilen ise hep kendisi. Onun altında irade kullanmak imkânsız. Ziya Selçuk da bunu fark etmiş ki Bulma Konferansına şu giriş cümlesiyle başladı: “Bu tür büyük projelerin yürüyebilmesi büyük liderlikler gerektiriyor. Hangi ülkeler eğitim reformunda başarılı olmuş diye incelediğimizde gördüğümüz şey, büyük liderlikler yapılmışsa eğitim projeleri gerçekten başarılı oluyor. Benim bu görevi kabul etmemin nedeninin bir tanesi de sayın cumhurbaşkanımızın liderliğidir. Eğer böyle bir lider olmazsa bir bakanın bu kadar sorunun altından kalkması çok zor!”

Ziya Selçuk’un Erdoğan liderliğinde çözeceği sorunlara bir bakalım isterseniz:

“Bizim bir şey yapmanın ötesinde kıyameti koparmamız lazım”, “Bizim bu çağa hazırlanmamız lazım”, “Dışarıdan propagandist şekilde çocuklara verilen, hayattan uzak, bayat müfredatların sorgulanması gerektiği için görevdeyiz”, “Eğitimi endüstrinin ihtiyacıyla sınırlayanlara ‘lütfen gökyüzüne bakın’ demek için buradayız”, “Kutupsuz, koşulsuz sevgi için buradayız”, “Bizim bilimle aklı, gönlü, kokteyl yapmaya ihtiyacımız var”, “Öğretmenlere sahip çıkalım”, “Hepimiz deli gömleklerimizi yakalım!”

Bize bu deli gömleğini giydiren, karşısına dikilip kıyamet koparacağımız kim? 16 yıldır eğitimin üzerinde oturan Erdoğan değil mi?

Ufak tefek de olsa Ziya Selçuk’un beni de gizli bir umuda sevk ettiğini itiraf etmeliyim. Fikirlerine katılmasam da eğitime içinden bakan biri olarak toplumun kendisine verdiği krediyi dahil olmadığı bir siyasi anlayışa kullandırtmayacağını, “eğitimci, bilim insanı” kimliğini riske atmayacağını düşünmüştüm. Fakat konferansa davet ettiği isimler, kendisini eğitimin lideri olarak görenlere Erdoğan’ı işaret etmesi, yabancısı olmadığı bakanlığa bir türlü hakim olamaması onun hep bizi kandırmak için görevlendirilmiş bir “bilen” olarak kalacağı, hiçbir zaman yapabilen biri olamayacağı kanaatimin pekişmesine neden oldu.

Okurlardan “şans vermek”, “insafsızca eleştirmemek” hatta “desteklemek” gerektiği mesajları alıyorum. Eğitimin bizim tarafımızdan görülen sorunlarına onda çare bulan iyi niyetli okurların umudunu kırmak istemem ama ben umudumu kestim.