Zulüm varsa direnmek meşru
AYÇA SÖYLEMEZ AYÇA SÖYLEMEZ

Çevre mühendisi, iki ayrı yüksek lisansı var.

“Ama bu kadar diploma bir yerlere gelmeme yetmedi. İlk işime asgari ücretle başladım” diyor Mayıs Kurt.

Yine iş ararken, bu kez de “ODTÜ’den geçecek yol” ona engel oldu. İzmir’deki iş mülakatında, eğitimini değil, “ODTÜ’deki yola neden karşısınız” diye sordular. Bir de “ODTÜ’deki türbanlı bacıları mı tokatladınız?”

Bu işe alınmadı ama kurum sınavını geçti ve İller Bankası’nda mühendis olarak çalışmaya başladı.

15 Ağustos 2015’te Kızılay’a gidecekti, Ankara Hüseyingazi mahallesinde dolmuş beklerken polise maruz kaldı: “Delicesine yağmur yağıyordu, uzun bir süre dolmuş bekledik. Dolmuş yerine polis aracı geldi.”

O duraktan yaka paça gözaltına alındı, Terörle Mücadele Şubesi’nde geçirdiği üç günün sonunda, “dolmuş bekledikleri yerdeki parka asılmış bir pankart” gerekçesiyle gözaltında olduğunu öğrendi.

Gerisi şöyle:

“Savcılığa çıkarıldık, savcılıkta astığım iddia edilen pankartın fotoğrafını gördüm, ‘zulüm varsa direnmek meşrudur’ yazıyordu. Mahkeme beni denetimli serbestlikle bıraktı. Ancak Savcı Ramazan Dinç tüm hâkimleri gezmiş ve 7 günün sonunda hakkımızda tutuklama kararı çıkartmış. Halbuki anayasaya ya da kanunlara baktığınızda pankart asmak kabahatler kanununa, para cezasıyla karakoldan bırakmaları gerekir…”

Mayıs hakkında arama kararı çıktı. Avukatının itirazının ardından arama kararı 2,5 ay sonra kaldırıldı. Ancak tüm bunlar bittiğinde, işini kaybettiğini öğrendi.

Çünkü polisler işyerine, insan kaynaklarına gidip, “Mayıs Kurt’un terörist olduğunu” söylediler.

Arama kararı süresince işyerine gidemedi, yıllık izinlerini kullandı, rapor aldı. İzin hakları dolunca mazeret dilekçesi yazdı. Ancak dilekçesine yanıt verilmediği gibi işten çıkarıldı. İki yıl çalıştığı İller Bankasından çıkarıldıktan hemen sonra arama kararı kaldırıldı, Mayıs işini kaybettiğiyle kaldı.

Sonrası?

“Ben 20 yıldır aynı adreste oturuyorum, 10 yıldır aynı telefon numarasını kullanıyorum, devlet kurumunda çalışıyorum. Her gün bu sokaklardan geçiyorum. Bu kadar göz önünde bulunan beni, devlet bir anda neye göre ‘terörist’ olarak ilan ediyor?”

“Ben ücretli çalışan bir mühendisim, öyle babadan paralı değil. İnsan kaynakları başkanının dediği gibi belki de ‘Anadolu çocuğuyum’, işe ihtiyacı, borçları olan. İş aradım ve de buldum, ancak başka bir şehirde. Faşizm benim yaşadığım yerden taşınmama da sebep oldu.”

“Yüz kızartıcı suçlardan içeri girip çıkanlar İller Bankası’na geri dönebilmişken, beni işe geri almayı reddettiler, çünkü bu ülkede suç olan tek şey onurlu bir hayat sürdürmek. Ben de bunun üzerine idare mahkemeye işe iade davası açtım.”

İdare Mahkemesi “yetkili değilim” dedi, Mayıs da İş Mahkemesine başvurdu, işe iade davası açtı. İlk duruşma 2 Haziran’da.

Mayıs “Susmak, başıma gelenleri bir köşede izleyip kaderime boyun eğmek istemiyorum” diyor.