birgün

9° KISA SÜRELİ HAFİF YOĞUNLUKLU YAĞMUR

GÜNCEL 13.02.2020 11:07

10 Ekim Ankara Katliamı davasında itiraf: İlhami Menzil tarikatına gidiyordu

10 Ekim Ankara Katliamı'yla ilgili firari sanıklar açısından açılan davanın dördüncü duruşması Ankara 4.Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı

10 Ekim Ankara Katliamı davasında itiraf: İlhami Menzil tarikatına gidiyordu

Burcu Cansu

10 Ekim Ankara Katliamı'yla ilgili firari sanıklar açısından açılan davanın dördüncü duruşması Ankara 4.Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Demirel'in duruşmayı izlemesine izin verilmedi. Avrupa Parlamentosu Milletvekili duruşmaya alınmadı

10 Ekim Ankara Katliamı davasının 16 firari sanık yönünden yargılandığı dosyada, IŞİD yöneticiliğinden 18 yıl hapis cezası alan Erman Ekici “insanlığa karşı suç”tan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Davanın dördüncü duruşması müştekilerin kimlik tespiti ile başladı.

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Demirel'in duruşmayı izleme talebi mahkeme heyeti tarafından reddedildi.

Daha önceki duruşmaların aksine alınan yoğun güvenlik önlemi dikkati çekti. Adliye girişi polis bariyerleri ile kapatıldı. İnsanlar arama noktalarından sırayla ve aranarak geçiş yaptı.

TANIKLAR DİNLENİYOR

Duruşmada, katliamın planlayıcısı olan İlhami Balı'nın eşi Hülya Balı, tanık olarak dinlenmeye başladı.

Bugunkü duruşmada "kırmızı bülten" ile arama kararı bulunan Deniz Büyükcelebi'nin eşi Şengül Büyükçelebi'nin dinlenmesi bekleniyor.

'İLHAMİ 2014 YILINDA SURIYE'YE GİTTİ'

Duruşmada SEGBIS ile dinlenen Hülya Balı, mahkeme başkanının soruları üzerine şunları söyledi:

"Eşim Suriye'ye gitti sonra da benim gelmemi istedi. IŞİD'e bu şekilde katıldı. Eşim 2014 yılında Suriye'ye geçti. 10 gün sonrada ben gittim. Kaçak yolla gittik. Kaçakçılar bizi Suriye'ye götürdü. Kaçakçılar geldi, beni götürdü. Adamları tanımıyordum ilk defa gördüm. Karşıdan İlhami karşıladı. Suriye'de sürekli bombalandığı için başka şehirlere de gittik."

'KAÇAKÇILARA 2 BİN DOLAR ÖDEDİM'

Balı, mahkeme başkanının, “DEAŞ’ın oradaki evlerinde eğitim aldınız mı” sorusuna, “Kadınlara böyle bir eğitim verilmiyordu orada” diye yanıt verdi. Balı, 10 Ekim katliamını ise Türkiye’ye geldikten sonra öğrendiğini, Suriye'de duymadığını söyledi.

2018 yılında Turkiye'ye geldiğini belirten Hülya Balı, şunları söyledi:

“Kaçakçıya para verdim. Türkiye’den giderken yanımda para vardı. 2 bin Dolar ödedim. Ben eşimden kaçarak Türkiye’ye geldim. İlhami'nin örgüt içindeki konumunu bilmiyorum. Eşimin kod adı Ebubekir’di. Eşim örgütle ilgili bir şey anlatmazdı. Ben sürekli gelmek isterdim. Suriye’de telefon kullanmıyorduk, çekmiyordu. Türkiye’ye gelince eşimden hiç haber almadım. Deniz Büyükçelebi’nin (firari sanık) öldüğünü Suriye'de duymuştum. Orada konuşuluyordu.”

'İLHAMİ MENZİL TARİKATINA GİDİYORDU'

10 Ekim davasının avukatlarından Tonguç Cankurt'un sorularını yanıtlayan Balı, “Eşim Antep'te Hayır ve Ensar Derneği'nde çalıştığını söylüyordu" dedi.

Antep'e taşınmadan önce Reyhanlı'da yaşadıklarını belirten Balı, "Reyhanlı’da ev sohbetlerinde kimlerle sohbet ettiniz?” sorusuna “Şu an aklıma hiç isim gelmiyor ama teşhis etmiştim. Bir kitap vardı onu okurduk çay falan içerdik. Erkekler siz oturun toplanın derdi. Ayda bir falan tesadüfen toplanmalar olurdu” yanıtını verdi.

Eşi İlhami Balı’nın Adıyaman’a Menzil tarikatına gittiğini söyleyen Hülya Balı, 10 Ekim katliamından yargılanan birçok isim söylendiğinde tanımadığını ifade etti.

Balı'nın ardından söz alan avukat Tonguç ise,Hülya Balı'nın karakolda verdiği ifade ile duruşmada verdiği ifadenin çelişkili olduğunu söyledi. Tonguç, Balı'nın kaçarak geldiğini ve görümcesinin Bursa'da aradığı komser vasıtası ile teslim olduğunu belirtmesine karşın sınırda yakalandığına vurgu yaptı.

Balı, karakoldan sonra otele götürüldüklerini söyleyerek, Suriye'de Rakka da dahil olmak üzere bir çok şehire gittiğini belirtti. Avukat Tonguç, Hülya Balı'nın IŞİD toprak kaybedene kadar Ilhami Balı'nın peşinde olduğunu belirtti. Hülya Balı, eşinin El kaide'den tutuklanmasına karşın Reyhanlı katliamı sonrasında hiçbir şekilde polis sorgusuna alınmadığını belirtti.

Duruşmaya 13.30'a kadar ara verildi. Aradan sonra aralarında Şengül Büyükçelebi'nin de bulunduğu tanıklar dinlenecek.

'MÜSLÜMAN GENÇLER DERNEĞİ'NDE DERS ALIRDIK'

Duruşmaya verilen aranın ardından devam edildi. Nizip Ağır Ceza Mahkemesi'nden SEGBIS ile bağlanıldı. "Kırmızı bülten" ile aranan Deniz Büyükçelebi'nin eşi Şengül Büyükçelebi dinlendi.

Mahkeme heyetinin sorularını yanıtlayan Büyükçelebi şunları söyledi:

"2002'de Deniz Büyükçekmece ile evlendim. Antep'teki C derneği'ne gittim ama bana bir şey anlatılmadı. Kuran dersi anlatıldı. Bana bir şey anlatmazdı. IŞİD'e katıldığını Suriye 'ye gittiğimizde öğrendim. Antep'te Nusret Yılmaz ile kaçakçılık yapıyordu. Evlerimize gelenler yabancı oldukları için dillerini anlamıyordum, bizim evimizde bir kaç saat kalıyorlardı. Sonrada Suriye'ye gidiyorlardı. Suriye'ye Kilis tarafından geçtik. O zaman geçmek çok kolaydı. Kaçakçılar götürdü bizi 2014 yılı olması lazım. Müslüman Gençler Derneği'ne Esra ders veriyordu. İlhamı Balı ve eşi Hülya Balı da kaçakçılık yapıyordu. Bizim evde sohbet toplantısı olmadı. Dini derslere katılıyordum. 2014'te Suriye'ye giderken IŞİD örgüt olarak bu kadar şey değildi.

Erman Ekici'yi tanıyorum. Derneğe derse giderdi. Suriye'ye kadın erkek birbirini görmezdi ama Erman Ekici geldi diye söylendi. Ilhami Balı'nın eşi ile kaldık Suriye'de. Belirli evler vardı orada kalıyorduk. Sınırda da kaçakçılık işine devam ettiler. Hep sınır bölgesinde kaldık. Gidip sınırdan alıp getiriyorlardı.

'ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANDIM'

Deniz Büyükçelebi öldükten sonra geldim. 6 yıl oldu. Enkaz altında kalmış. Kendisi ile beraber 7-8 kişi öldü. Yunus Emre Alagöz'ü tanımıyorum. Türkiye’ye gelirken kaçakçılara para verdim. Ben gelmeden babam emniyete haber vermişti. Geldiğimde de ifade verdim. Suriye'de eşim sınırda kaçakçılık yaptığından ve sürekli gelen giden olduğundan bir yere gitmezdi. Suriye'de Türkmen bir ailenin evinde kalmıştım, hala onlarla görüşüyorum. IŞID'le bağlantıları yok. Eşim Antep'te yaşarken fırıncıydı. Kaçakçılık işi için 100 Dolar aylık alıyordu. 100 Dolar bana, 100 Dolar kendisine veriliyormuş. Kaçakçılara gelmek için 500 Dolar verdim. Sınırda iki köy değiştirerek geldim. Hakkımdaki dava bitti ve etkin pişmanlıktan yararlandım."

'ŞEHİR DEĞİŞTİRİR GİBİ SINIRI GEÇTİK'

Büyükçelebi, mağdur avukatlarından Murat Kemal Gündüz''ün sorularını yanıtladı.

Eşinin IŞİD'e katılacak insanları kaçak yollardan Suriye'ye götürmeye 2013,2014 gibi başladığını belirten Büyükçelebi, "Eşim hakkında yakalama kararı olduğunu söyledikten sonra çok kalmadan gittik. Evimize hiç polis gelmedi. Biz Suriye'ye geçtikten sonra polis evi basmış. Sınırdan başka bir şehre gider gibi kolay geçtik. Zeytin ağaçlarının içinden geçtik. Karakol falan yoktu.

Nusret Yılmaz yardımcı oldu. O zaman birlikte kaçakçılık yapıyorlardı. Antep'e dönerek özel bir hastanede ameliyat oldum sonra Suriye'ye geçtim. Orada hayat normaldi. Eşim Suriye'de kalaşnikof ile geziyordu. Orada bana bir sıkıntı yameliyat oktu. Oturduğumuz köye yakın savaş vardı. Erman Ekici Suriye'deki evimize birkaç kez geldi ve gitti. Eşim Çobanbey Köyü' nde bulunduğu binayı uçak vurduğu için ölmüş. Öldüğünü arkadaşları söyledi" diye konuştu.

'EŞİM ENKAZ ALTINDA MESAJ ATTI'

Büyükçelebi, eşinin kendisine enkaz altından mesaj attığını belirterek, bu mesajlaşmanın olduğu telefonu Nizip Emniyeti'ne teslim ettiğini söyledi. Örgut evi olarak tanımlanan Makar'a gitmeme sebebini orada başkası ile evlendirilecek olma sebebi olarak bildiren Büyükçelebi, "Eşim öldükten sonra Türkmen bir ailenin yanına kaçtım. Arap bir kaçakçı ile anlaşarak da Türkiye’ye döndüm. Deniz maaşını İlhami Balı'dan alıyordu" dedi.

'SURİYE'DE TERK EDİLEN EVLERE YERLEŞTİK'

Üçüncü tanık olarak da firari sanık Ersel Ocak'ın eşi Ayşenur İnci, Adıyaman’dan SEGBİS aracılığıyla dinlendi. İnci'nin adı, 'arananlar listesinde', “1 milyon 500 bin lira ödülle bulunuyordu. İnci, 15 Aralık 2018’de Habur Sınır Kapısı'nda teslim olduktan sonra götürüldüğü Adıyaman'da mahkemece serbest bırakılmıştı.

İnci, mahkeme başkanının soruları üzerine şunları anlattı:

"Ersel Ocak dini nikahlı eşim. Eşimi Erman denilen adam alıp götürüyordu ve silahli eğitim aldıkları yere götürüyordu. Biz bayanlar bir aradaydık. Beylerimizin hizmetini yapıyorduk. Ahmet Güneş'in eşi Esra da bize geliyordu. Suriye'de savaş olmuş insanlar evlerini terk etmiş, bizi boş evlere yetiştiriyorlardı. Tel Abyad'ta 6 ay kaldık sonra Tabka'ya geçtik. 2,5 ay silahlı eğitim aldı ve eşimin uzun namlulu silâhı vardı. Eşim Araplarla beni yolladı. Kendisinin farklı bir yoldan geleceğini söyledi. Ben esir düştüm. O kampta DEAŞ bölgesinden tanıdığım isimler vardı. Kaçakçı aradım o süreçte, babamla konuştum. Adam beni çıkardı ve Irak'a geçtim. Babam Adıyaman Emniyeti'ne haber vermiş. Fırat Bey bana çok yardımcı oldu.10 Ekim'i haberlerden duydum. Patlamayı hiç konuşmadık eşimle. Erman Ekici'nin oğlu Talha idi, kendisine Ebu Talha deniliyordu."

ADIYAMAN LİDERİNİ TANIYOR

Katılan vekillerinin sorularını da yanıtlayan İnci, Adıyaman yapılanmasının lideri olan Mustafa Dokumacı'yı tanıdığını, Turkiye'de dini nikâhını kıyan kişi olduğunu belirtti. İnci, Dokumacı'yı Tel Abyad'a geçince orda da gördüğünü söyledi. Adıyaman ekibinin canlı bomba olduğu bilgisi sorulduğunda, inci, "Bende duyduğumda şok oldum. Neden sadece biz dedim? Mavi listede adınızın olduğunu öğrendim" dedi.

Eşinin İslam Çay Evi'ne gitmeden önce serseri olduğunu sonrasında çok değiştiğini belirten Inci, "Eskiden serseriydi, el ele gezerdik. Bizim böyle olmamız caiz değil demeye başladı. Daha uzun giyin diyordu" diye konuştu.

ERMAN EKİCİ'Yİ TEŞHİS ETTİ

Davanın savcısı İnci'ye "Erman Ekici olarak belirttiğiniz kişi duruşma salonunda bulunan kişi mi?" diye sorduğunda, "Erman Ekici evet, kesin eminim. Gözleri de renkli" yanıtı verdi.

Sanık Erman Ekici'nin "gözlerimin rengini dahi belirttiniz. Bedensel özürüm nedir dediğinde" İnci, bilmediğini belirtti. İnci, Erman Ekici'nin eşinin silahlı eğitimine götürmek icin geldiğindeki arabayı dahi belirtti.

'ALLAH-U EKBER SESLERİYLE KARŞILANDIK'

Firari sanık Mehmet Taşar''ın eşi olan ve canlı bomba listesine adını yazdıran Demet Taşar da SEGBIS ile bağlandı.

İçişleri Bakanlığı tarafından Terörden Arananlar Listesi'nde mavi kategoride 1,5 milyon TL ödül ve kırmızı bülten ile 'IŞİD üyesi olmak' suçundan aranan Demet Taşar, 22 Ocak 2018'de Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde güvenlik güçlerine teslim olduktan sonra getirildiği Adıyaman'da adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı.

Taşar, mahkeme başkanının sorularına şu şekilde yanıt verdi:

"Eşime 'Suriye'ye gel rahatca dinini yaşarsın' denilmiş. 2 aylık evliydim. Kendisi ile Suriye'ye gitme kararı aldım. Eşimin derneklere gittiğini bilmiyorum, İslam Çay Ocağı'na gittiğini sonradan öğrendim. Orayı beğenmezsek geri dönmek üzere gittik. Antep'te bir eve götürüldük önce. Merve Dündar vardı. Yaklaşık 4-5 gün orada kaldık. Suriye'ye büyük bir araba ile geçtik. Bayanlar önden erkekler arkadan tren rayından geçtik. Sonra ellerinde silahlarla bazı erkekler eşlerimizi karşıladı. Yaklaşık 80 kişi 'Allahu Ekber' diyerek bizi karşıladı. Bir gece okul gibi bir yerde kaldık. Sonra Tel Abyad'da bir eve geçtik. Esim bana Arap kimliği çıkarttı ve kaçakçılar aracılığı ile geldim. Sınırda beklerken babama haber verdim."

"EŞİMİN ÖLDÜĞÜNDEN EMİNİM" İDDİASI

Taşar, "avukatların herhangi bir sahte kimlik kullandın mı?" sorusuna, "Türkiye' ye geçeceğim zaman kullandım. Bir kağıt üzerinde Arapça yazıyordu. Havva olarak yazıyordu ismim" dedi.

Taşar, sorular üzerine şunları anlattı:

"Türk askerlerine 'babam polis memuru' dedim. Iki gün sınırda bekledikten sonra askerler bizi kabul etti. Gerçek kimliğimi söylememe rağmen önce kabul etmemişlerdi. Çatışmaların arasında beklerken babamı aradım ve emniyete bildirdi. Eşim Valentina'yı da Türkiye' ye göndermeye çalışıyordu. Fakat sonrasında PKK'ya esir düştüğünü öğrendim. Eşim ketibe sorumlusuydu. Ev bulma, bayanları çocukları yerleştirme gibi bakım islerini üstlenmişti. Eşimin öldüğünden emin olduktan sonra telefon kullanmamaya başladım. İHH'ya arada para bırakıyorum. Adıyaman meydanda yardım topluyor" diye konuştu.

Avukatlar "ellerinde silahlarla sizi neden coşkuyla karşıladılar?" diye sorduğunda Taşar, " Biz bir transit dolusu insanla gittiğimiz için" demekle yetindi. Avukatların "Sizden başka böyle coşkulu karşılanan kimseyi duydunuz mu?" sorusuna ise Taşar "Hayır" yanıtı verdi.

TELEFONDA DİNİ NİKAH KIYILDI

Rus Ayşe kod isimli Valentina'nın telefonla dini nikah kıyıldığını söyleyen Taşar, "Görev sırasını bilmiyorum. Mustafa Dokumacı'nın emri altında eşlerimiz hareket ediyordu. Erman ile yakin arkadaştı. Nusret Yılmaz ve Erman Ekici eşlerimizi götürüp getiriyordu. Eşlerimize mektup yazdığımızda iletiyorlardi" dedi.

BEN POLİS KIZIYIM

Avukatların, "10 Ekim katliamının planlandığı yerdeydiniz ve bu insanları tanıyordunuz. Bilginiz varsa paylaşın dediğinde" Taşar, "Türkiye' de yapılanlara dair bir şey duymadım" dedi. Avukatların "Bütün canlı bombalar İslam Çay Ocağı'nda eğitiliyor, siz de dahil" dediğinde Taşar, "Ben böyle bir şey düşünmedim. Ben polis kızıyım" dedi.

ERMAN EKİCİ YİNE TEŞHİS EDİLDİ

Davanın savcısı Inci'ye "Erman Ekici olarak belirttiğiniz kişi duruşma salonunda bulunan kişi mi?" diye sorduğunda,

"Erman Ekici evet, kesin eminim. Gözleri de renkli" yanıtı verdi.

Sanık Erman Ekici'nin "gözlerimin rengini dahi belirttiniz. Bedensel özürüm nedir dediğinde" Inci, bilmediğini belirtti. Inci, Erman Ekici'nin eşinin silahlı eğitimine götürmek icin geldiğindeki arabayı dahi belirtti.

İLHAMİ BALI İLE İLGİLİ EKSİK BİLGİ

Dava avukatlarından Tonguç Cankurt, taleplerini şöyle sürdürdü:

"İlhami Balı hakkında bir çok tape olduğu belirlenmişti. O dosyanın tamamı tepeleri içerdiği için dosyanın tamamını istiyoruz. Ilhami Balı'nın askerlerle ve kaçakçılarla çok açık. Ama o isimler sadece kaçakçı değil. Bu insanların IŞİD sempatizanı olduğunu gösteren belgeler var ve Balı'nın sağ kolu. Nasıl serbest bırakılabilir? Askerin kaçakçılığa ilişkin beyanı var ama bu kişide serbest. Bunlar kısıtlı belgelerden edindiğimiz bilgiler.

Sınır geçişleri anlık tespit edilmiş. Sınır geçişlerine ilişkin anlık konuşmalar tepelere yansımış. Dosyanın tamamı gelmelidir. Öncelikle Kilis Ağır ceza Mahkemesi dosyanın tamamını göndermelidir. Antep'ten Ilhami Balı'nın tapelerinin tamamının istenmesi. Tabur Komutanlığı IŞİD geçişlerine izin verdiği gerekçesi ile beş asker hakkında şikayette bulunmuş. Bunlar hakkında verilen karar anlaşılamıyor. Bu konuya ilişkin bilgi belge var mı, bunun sorulmasını istiyoruz. Tanık beyanları çelişkili. Ilhami Balı'nın eşi Hülya Balı, son ana kadar eşini takip etmiştir. Kaçtıktan sonrada kardeşinin beyanına göre Ilhami Balı'ya ulaşmaya çalışıyor. Bu konuda Hamis'in numarası iletiliyor. Bu telefonun kullanıcı bilgilerinin öğrenilmesini istiyoruz. Bu numarayı ileten Ilhami Balı'nın kızkardeşinin de tanık olarak dinlenmesini istiyoruz. Hülya Balı'ya konuşma diyen Fevzi Balı hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz. Hülya Balı'nın Kilis Ağır Ceza Mahkemesindeki davaya ilişkin sonucunun istenmesini talep ediyoruz."

GÖZETİM ALTINDA YAKALANMADILAR

Avukat Gamze Gökoğlu da şunları sıraladı:

"Davada 16 firari sanık var. 4 yıldır infaz bekleniyor. Akibet sorulduğunda da, 'kayıtlı oldukları adreslere gidildi, bakıldı, çalışmalar devam ediyor' yanıtı geliyor. Polis gözetimi altında oldukları dönemde de yakalanmadıklarını görüyoruz. İstihbarata ilişkin taleplerimiz olmuştu. İstihbaratın elinde sadece bugün de tanık olarak dinlenen Ayşenur İnci'nin anlattıkları olamaz, istihbaratın bilgilerinin gelmesi önemli. Katliamın çözülmesi isteniyorsa MIT ve İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan bilgi gelmesi gerekiyor. Bu kayıtlar sadece bizim dosyamıza gelmiyor. Bu bilgiler ile aralarındaki ilişki çok daha kolay çözülebilir. Tahliye olmasalardı burada olabilirdi dediğimiz bir çok sanık var. MİT neden başından savıyor bunu anlamak mümkün değil. Bu sanıklar için bütün istihbarat bilgileri talep edilmelidir.

Firari sanıklardan Valantina hakkında Reyhanlı'da gözaltı işlemi yapıldığını görmüştük. Sınır dışı yapılıp yapılmadığına ilişkin Göç İdaresi kayıt olmadığını söylüyor ama 4 gün sonra Almanya'ya giriş yapıyor. Sonra sahte kimlik ile Suriye'ye geçiyor. Tanıklar Valentina'nın Türkiye' ye gelmeye çalıştığını söyledi. Almanya'daki soruşturması ne durumda, bunların bizim dosyamıza da gelmesi gerekiyor.

Firari sanıklar Bayram Yıldız ve Savaş Yıldız hakkında, baba emniyete giderek Bayram Yıldız'in Irak 'ta yaşadığını belirtmiştir. Bayram Yıldız'ın eşi Hülya Yıldız'ın da dinlenmesini istiyoruz."

TANIKLAR MASUM DEĞİL

Avukatlardan İlke Işık, "Firari sanıkların eşleri, eşlerinin peşinden Suriye'ye giden masum kadınlar değil. Örgütlenme faaliyetinde bulunuyorlar, eşleri ile savaşmaya gidiyorlar. Masumane bir köy gibi anlatılsa da IŞİD düşene kadar eşleri ile şehir şehir dolaşıyorlar. Sonra da IŞİD kaybettiğinde hayatta kalmak için mecburen dönüyorlar. Örgütsel ilişkileri anlattılar. Bu kadınlar hakkındaki dava dosyalarının sunulmasını istiyoruz" dedi.

SANIK: TANIKLAR PİŞMANLIKLA KURTARDI

Sanık Erman Ekici şöyle bir savunma yaptı:

"Erman diye hitap ettiler. Ayşenur İnci, Ebu Talha olduğumu düşündüğünü söyledi. Renkli gözlü olduğumu söyledi ama özürümü söyleyemedi. Yorum yaptı. Siz röportaj mı yaptınız, ifade mi aldınız anlamadım. Bu kadın düne kadar başına para konulup aranıyordu. Bu tanıklar canlı bomba olarak aranıyordu. Ne oldu da 4 yıl sonra pişman oldular. Neden ilk gittiklerinde babalarını arayıp kurtulmamışlar. Tanıklar pişmanlıkla kurtardı. 4 yıl bitti ben hala tutukluyum. Yunus Durmaz'ın dijital materyallerinden çıktığı belirtilen evraklara göre tutukluyum. Ebu Talha olarak geçiyorum. Kayıtlara göre herkesin hem kod adı var hem de gerçek ismi var. Talip Akkurt olduğuna ilişkin izlemenizi istedim. Benim bir oğlum var ikinci ismi Talha. Şüpheden ben yararlanmalıyken iddia makamı yararlandı. Herkesi tanıyorlar da canlı bombaları tanımıyorlar. Bana isnat edilen suçlardan birisi Ilhamı Balı ve Yunus Durmaz'ın emrinde çalıştığım söyleniyor. Delil lazım. 2012 ve 2013 yılında Yunus Durmaz ile tanıdığımı ifade ettim. Bağlantı çıkarılamaz çünkü yok. Insanlığa karşı suçu ben mi işledim. Avukatım bile gelmedi."

Aranın ardından mahkeme heyeti verdiği ara kararında bir sonraki duruşmanın 8 Mayıs 2020'de görülmesine karar verdi.

Ara kararda şu kararlar yer aldı:

"Sanıkların akıbetinin sorulmasına, yazılan müzakerelerin teykidine, Demet Taşar dosyasının bir ekinin istenmesi için müzekkere yazılmasına, İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi hakkında tape kayıtlarının tamamını içerecek kayıtların istenmesine, sanıklar hakkında maslak raporları için yazılan müzekkerenin istenmesine, sanık Erman Ekici'nin tutukluluk halinin devamına, Erman Ekici'nin SEGBIS'le dinlenmesi için Kocaeline müzekkere yazılmasına karar verildi."

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız