birgün

8° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 10.01.2020 01:24

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde gazeteciler anlattı: Gerçekleri gizleyen bir sistem oluşturuldu

Ülkede gazetecilik; yargısal-siyasal baskılar, işsizlik, işten atılma, tutuklanma, örgütsüzlük ve sansürle boğuşuyor. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde ülkede yayın yapan çeşitli medya organlarında çalışan ve işsiz/freelance muhabirlik yapan gazetecilerle konuştuk

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde gazeteciler anlattı: Gerçekleri gizleyen bir sistem oluşturuldu

Dilan ESEN

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü… Türkiye’de gazeteciler baskı, sansür, işsizlik, tutuklamalar, işten atılmalar, güvencesizlik ve daha birçok sorunla mücadele ediyor.

Türkiye’de 92 gazeteci cezaevinde tutuklu bulunuyor. Neredeyse her gün gazeteciler adliye koridorlarını arşınlıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler'in (RSF) her sene yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 157'nci sırada bulunan Türkiye, dünyada en fazla profesyonel gazetecinin hapiste olduğu ülke konumunda.


170 MEDYA KURULUŞU KAPATILDI

Gazeteciler Timur Soykan, Olcay Büyüktaş Akça, Eylem Yılmaz, Mustafa Hoş ve Süha Küçük Çalışan Gazeteciler Günü’nü BirGün’e değerlendirdi.
Öncelikli sorunun sansür olduğuna dikkat çeken Posta Gazetesi Haber Müdürü Timur Soykan, “Gazeteciler özelinde en temel sorunlardan biri basın özgürlüğünün olmaması. Bu gazetecilerin mesleki anlamda en büyük ahlaki ve bütün asli işlerini yapmalarını engelleyen bir sorun. İktidar, bütün medyayı, sistemli bir biçimde kendi kontrollerine alan gerçekleri engelleyecek bir mekanizma olarak kullanmaya başladılar” dedi.

Merkez medyada çalışan gazeteciler olarak bu durumun ahlaki sıkıntılarını yaşadıklarına değinen Soykan, şöyle konuştu: “Binlerce arkadaşımız işsiz bırakıldı. Çünkü yeni merkez medyayı oluşturmak için özgür basın için mücadele eden ve bununla sembolleşmiş pek çok isim merkez medyadan uzaklaştırıldı. Bu süreçte mesleğimiz adına kalite düşmesi sorunu da yaşadık."

Şimdilerdeyse ajanslardan haberlerin sansürlenerek geldiği bir süreç yaşadığına dikkat çeken Soykan, şunları söyledi: “Bir yandan da cezaevinde olan arkadaşlarımız var. AKP’nin FETÖ’den ayrıldıktan sonraki döneminde yine gazetelere kumpas kurmak üzerine kurdukları bir süreç yaratıldı. Türkiye, dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönüştü. Gazeteciler sendikalı oldukları için yıllardır işten atılıyor. Gazetecilere kendi haklarını arayabilecekleri, toplu sözleşme yapabilecekleri bir mekanizma oluşturmalarına da izin verilmiyor. Hürriyet gazetesinde 45 arkadaşımızın işten atılmasının ardından insanlar artık tazminatsız olarak işten atılmayla da karşı karşıya. Aslında anlattığım bütün bu sorunlar Posta’da da yaşanıyor.”

59 YIL GERİYE DÜŞTÜK

10-ocak-calisan-gazeteciler-gunu-nde-gazeteciler-anlatti-gercekleri-gizleyen-bir-sistem-olusturuldu-673187-1.

“Üzücü ve dramatik olan gazetecilerin editoryal bağımsızlık, özlük hakları, örgütlenme ve haber yapma hakları açısından 59 yıl öncesinden geriye düşmüş olmasıdır” diyen gazeteci-yazar Mustafa Hoş da bu durumun can yakıcı ve büyük bir utanç olduğundan bahsetti. Sansür ve otosansür gölgesinde haber yapıldığını vurgulayan Hoş, “Merkez medyası olmayan bir ülkede gazetecilik yörüngesini, dengesini ve ritmini kaybeder. Türkiye, merkez medyası öldürülmüş bir ülke. Tayyip Erdoğan AKP yönetimi merkez medyaya suikast yaptı ama işbirlikçileri de yine merkez medya olduğunu söyleyen kuruluşlar oldu” ifadelerini kullandı. Bir çimento torbasının insandan daha değerli olduğu bir Türkiye gerçeği olduğunu aktaran Hoş, şunları söyledi: “Medya patronları açısından da Erdoğan ve Saray'a yaranmak gazetecilikten de insandan da daha önemli. Saray'a tapan medya patronlarının en büyük kabusu gazetecilerin bir arada olması."

10-ocak-calisan-gazeteciler-gunu-nde-gazeteciler-anlatti-gercekleri-gizleyen-bir-sistem-olusturuldu-673188-1.

Cumhuriyet Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Olcay Büyüktaş Akça ise “Böyle bir ortamda gazete emekçisi büyük oranda hak ettiğinin altında bir ücretle, birkaç kişinin işini birden yapmak durumuyla karşı karşıya kalıyor” dedi.

DEMOKLES’İN KILICI GİBİ

Basın İlan Kurumu’nu Demokles'in kılıcına benzeten Akça, “Tamamen gazete üzerinde bir baskı unsuru olarak elinde tuttuğu bir güç. İstediği yanını desteklemek istemediği yayından hakkı olan ilanı vermemek gibi durumlar söz konusu olabiliyor. Biz de bir yazarımızın, Aziz Nesin’den aktardığı bir hikâye nedeniyle ilan kesme cezası aldık. Gazete gelirleri açısından önemli kaynaklardan biri basın ilanları” ifadelerini kullandı.

***

İŞSİZLİĞİN YENİ ADI: FREELANCE

Yaklaşık 6-7 yıldır gazetecilik yapan ve şimdilerde freelance (serbest) muhabir olan ancak kendisini işsiz olarak tanımlayan Süha Küçük, pek çok farklı kurumda çalıştığını dile getirdi. Küçük, “Ağırlıklı olarak sahada muhabirlik yaptım. Zaten güvenlik en alt seviyedeydi. İnsan haklarının en fazla gasp edildiği ve basına güvence ile güvensizliğin olduğu bir kent İstanbul” dedi.

10-ocak-calisan-gazeteciler-gunu-nde-gazeteciler-anlatti-gercekleri-gizleyen-bir-sistem-olusturuldu-673189-1.

Bu zamana kadar çalıştığı kurumlarda yaşadığı en büyük zorluğun maaşların ödenmemesi olduğunu belirten Küçük, “Sahada çalışırken polis tarafından psikolojik şiddet gördüm, göz hapsine alındım. Polisler artık isimlerimizi biliyordu. Haberi bırakmamak için direniyorduk fakat kendi sağlığımızı korumak için de mücadele ediyorduk” şeklinde konuştu.

“Şimdilerde işsiz olduğu için mesleğini sürdüremediğine dikkat çeken Küçük, bu süreçte kimi zaman sosyal medya uzmanlığı kimi zaman da kafelerde çalıştığını hatta dizilerde figüranlık bile yaptığını söyledi. Tüm bunların yanında gazetecilik yapamadığını aktaran Küçük, şöyle konuştu: “İş görüşmesine gittiğim yerlerde “Kimlerin yönlendirmesiyle geldiniz?” gibi sorularla karşılaştım. Gazeteciliği bir meslek olarak görmüyorum. Bence gazetecilik haberi toplumla var etmek demek.”

Gazetecilikte 10 yılı geride bıraktığını dile getiren Eylem Yılmaz da 4 yıldır freelance çalışan bir muhabir. 4 senedir güvencesiz olarak bu mesleği sürdürmeye çalıştığını belirten Yılmaz, “Freelance muhabirliğe 2016 yılında Nusaybin, Cizre ve Yüksekova’dan İstanbul’a göç etmek zorunda kalan ailelerle ilgili hazırladığım yazı dizisi ile başladım. Aileleri bulmak için inşaat inşaat gezdim. Sonunda vertigo olmuştum. Sigortayı ilk o zaman aradım” dedi.

10-ocak-calisan-gazeteciler-gunu-nde-gazeteciler-anlatti-gercekleri-gizleyen-bir-sistem-olusturuldu-673190-1.

“Basın bültenleri yazmaktan garsonluğa, mağaza tezgâhtarlığından telifli röportajlara kadar birçok işte çalıştım” diyen Yılmaz, şöyle konuştu: “Bu ‘çeşitlilik’ psikoloji diye bir şey bırakmıyor. Bu süreçte evsiz kaldığım oldu. Birkaç yere haber yapınca en azından kira ve faturalarını ödeyebiliyorsun. Freelance çalışmanın zorluklarından biri maddi olarak riskse diğeri insanlarım kuruma göre görüş vermesi. Gazeteci olarak görülmüyor freelancerlar. İkincisi de sigortasız olmak. Uzun süredir sigortasız çalışıyorum ve bu ileride emekliliğimi zora sokacak.”

Bordro gösteremediği için herhangi bir kuruma üye olamadığını belirten Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “Bu kişiyi daha yalnız kılıyor. Medyaya baskının bu kadar sert olduğu bir dönemde bir kurumda çalışmayan, bir sendikaya üye olmayanlar daha riskli durumda oluyor. Medyaya baskı konusu ne acı ki iktidarı eleştiren kanattan da geliyor. Atacağın başlıktan soracağın soruya kadar müdahale ediliyor.”

***

10 OCAK’TA NE OLDU?

1961 yılında gazetecilere birtakım haklar sağlandı. Bunun üzerine 9 gazete patronu, bu yasaya karşı 3 gün gazete çıkarmama kararı aldı. İstanbul Gazeteciler Sendikası karara karş ‘Basın’ isimli bir gazete çıkardı. Basın gazetesi günlük 100 binlik tirajı geçti. Patronlar da yasayı kabul etti.

***

İşsizlik ve dava sayısı rekor seviyede

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGC), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), PEN Türkiye, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ile TÜRKYAY BİR, Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle ‘İşsizlik ve Sansürün Kıskacında Gazetecilik’ başlıklı bir toplantı düzenledi. İşsiz kalan gazeteci sayısının 11 bin 157’ye ulaştığı belirtilen toplantıda, 12 bin gazeteciye dava açıldığı açıklandı. Basının, Basın İlan Kurumu tarafından kesilen cezalarla devre dışı bırakılmaya çalışıldığına dikkat çekildi. Toplantıda, TGC Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi: “İktidara biat eden gazetecilere devletten ve çeşitli kaynaklardan olanak sağlanırken kamuoyunu haberle buluşturmak isteyen yaygın ya da yerel gazeteler çeşitli ekonomik baskılar altına alınıyor.” ÇGD İstanbul Temsilcisi Uğur Güç ise “2020 yılında gazetecilik iktidar sahipleri tarafından yok edildi. Gazeteciler sansür, işsizlik, açlık ve sefaletle yüz yüze bırakılarak davalar ve hapis cezalarıyla tehdit ediliyor. Resmi ilanlarla varlıklarını sürdürebilen yerel gazeteler cezalarla tehdit edilerek işlevsizleştiriliyor” dedi.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız