‘15 Temmuz Anayasası’, demokratik rejim ve sistem dışı…
Birgün Birgün Birgün Birgün
OHAL’de hazırlanarak halkoyuna sunulan ve yürürlüğe konulan 6771 sayılı yasa ile gerçekleştirilen Anayasa değişikliği, “15 Temmuz Anayasası” olarak nitelenebilir. Fakat Saray çevreleri, 6771 sayılı yasanın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öngördüğünü öne sürer. Bu yanlış kullanım, demokratik rejim veya hükümet sistemi açısından da geçerli. DEYİM OLARAK Cumhurbaşkanı: Anayasal sıfatları ve özellikle parti başkanlığı, bu unvanı gölgeliyor. Tek […]

OHAL’de hazırlanarak halkoyuna sunulan ve yürürlüğe konulan 6771 sayılı yasa ile gerçekleştirilen Anayasa değişikliği, “15 Temmuz Anayasası” olarak nitelenebilir.

Fakat Saray çevreleri, 6771 sayılı yasanın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öngördüğünü öne sürer.

Bu yanlış kullanım, demokratik rejim veya hükümet sistemi açısından da geçerli.

DEYİM OLARAK

Cumhurbaşkanı: Anayasal sıfatları ve özellikle parti başkanlığı, bu unvanı gölgeliyor. Tek kişilik yürütme de, Cumhurbaşkanlığı makamı ile örtüşmüyor.

Hükümet: Başbakan ve bakanlar kurulu şeklinde teknik anlamında hükümet yok. Genel siyaseti belirleme sorumluluğunu başbakan ile paylaşan ve tam bir dayanışma içinde olan ekip anlamında kabine de yok.

Sistem: Tek kişinin belirleyici olduğu bir düzenleme tarzı, “eşgüdüm içerisinde bulunan kurumlar bütünü” olarak sistem kavranın dışında kalır.

DEMOKRATİK REJİM AÇISINDAN

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri gibi çok güçlü düzenleme yetkisinden atama yetkilerine uzanan, hatta Anayasa’nın uygulanması, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını “temin etme” yetkisini de kapsamına alan geniş bir yetki demeti ile donatılan Cumhurbaşkanı, siyasal sorumluluk ilkesinden tümüyle bağışık.

Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlar, idari mi yoksa siyasal makamlar mı?

Eğer siyasal nitelikte ise, siyasal sorumluluğu olmayan kişi ve makamlardır; buna karşılık, eğer idari nitelik öne çıkmakta ise, makam sahiplerinin siyasal söylem ve eylemlere girmemeleri gerekir.

 HESAP VEREBİLİR YÖNETİM

Açık olan, anayasal düzenlemede, yürütmenin hesap verebilir olmayışı. Hesap verebilirlik, siyasal sorumluluk ilkesi varsa mümkün. Bu bakımdan, ne CB ve yardımcısı ne de bakanlar sorumlu.

Siyasal, hukuki ve cezai olmak üzere demokratik devlet yönetiminde geçerli üç sorumluluk ilkesinden ilki geçerli değil, 9 Temmuz 2018’de yürürlüğe konulan Anayasa değişikliği düzenlemesinde.

Adı geçen yöneticilerin sadece cezai sorumluluğunu öngören Anayasa’ya göre yargı yolunun açılabilmesi için 400 milletvekilinin oyu gerekli. Bu işletilmesi çok zor bir süreç. Hukuki sorumluluk yolu ise, güdümlü yargı sürecinde fiilen işletilemiyor.

Ama burada asıl sorun, tek kişinin temsil ettiği yürütme ve ekibinin siyasal sorumluluk ilkesinden bağışık tutulmuş olması.

Bu durum, şu iki sorunu ifade etmekte:

-Anayasal görev ve yetkilerle donatılmış kişi ve makamların sorumluluk kuralı dışında bırakılmış olmaları.

-Anayasal denge ve denetim düzeneği eksiği.

DEMOKRATİK SINIFLANDIRMA DIŞI

Bu nedenle, 15 Temmuz Anayasası, “parlamenter sitem yerine cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” kurdu şeklindeki iddia karşısında, ilk tepki şu olmalı: “bu anayasal düzenleme, demokratik rejim veya hükümet sistemi içinde yer almamakta;” çünkü, demokrasinin ilk koşulu, hesap verebilir bir yönetimdir. Haliyle, çoğulcu siyasal rejimin ortak paydası, yargı bağımsızlığının oluşturduğu erkler ayrılığıdır.

Bu nedenle, 15 Temmuz Anayasası, bu asgari özellikleri yansıtan başlıca dört rejim veya sistem kategorisi dışında kalır: meclis hükümeti, parlamenter rejim, yarı-başkanlık rejimi ve başkanlık rejimi.

 ANAYASA ARAYIŞI İÇİN…

Şu halde; yürürlükteki anayasal düzeni sorgularken ve anayasal hedefi koyarken, önce var olan durumu gerçekçi bir biçimde saptayarak yola çıkmak gerekir. Bu da anayasal bilgilenme hakkının ilk eşiğidir.

Bu konuda, başta CHP gelmek üzere, HDP ve İYİ Parti gibi muhalefet partilerine tarihsel bir görev düşmekte: ilk adım, anayasal düzenin, demokratik yönetimle bağdaşmadığı tanısını koymak; ikinci adım, askıya alınmış olan Anayasa hükümlerinin uygulanmasında ısrarcı olmak ve adil yargı ereğinde yasal düzenlemelere öncülük etmek; üçüncü adım ise, anayasal hedefi, demokratik hukuk devleti ekseninde belirlemek olmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız