Google Play Store
App Store

Yükselen toplumsal muhalefet rüzgârı siyaseti yeniden dizayn etti. Saflar giderek netleşirken düne kadar “İktidar bloku arasında çatlak mı var” sorusu bugün yerini “Çözüm süreci krizde mi” tartışmasına bıraktı.

19 Mart itirazı planları bozdu
Fotoğraf: Depo Photos
Mehmet Emin Kurnaz
Mehmet Emin Kurnaz
mehmeteminkurnaz@birgun.net

Ülke siyaseti bir yanda 19 Mart operasyonları öbür yanda “çözüm” sürecine odaklanmış durumda. Her güne yeni bir tartışma başlığının açılırken iktidar cenahından peş peşe verilen mesajlar siyasette siz perdesini artırdı. Düne kadar “İktidar bloku arasında çatlak mı var” sorusu bugün yerini “çözüm süreci krizde mi” tartışmasına bıraktı. İktidarın “Çözüm” tartışmalarıyla muhalefeti bölme hevesi, adım atma konusunda düşünülen tereddüt sonucunda süreci boşa düşürme tehlikesi taşıyor. Rejimin neden olduğu krizler, hukuksuzluklar ve baskılar AKP ve MHP’nin muhalefet üzerindeki oyun planını bozarken ‘itiraz cephesinin’ sınırlarını genişletiyor.

Olan biteni daha iyi anlamak için son günlerde öne çıkan açıklama ve krizleri hatırlayalım.

ORTAKLIK BOZULMUŞ DEĞİL

Bahçeli’ye yakın isimlerden Mümtaz’er Türköne iktidar ortakları Devlet Bahçeli ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında ciddi fikir ayrılığı olduğunu, Bahçeli’nin başlattığı ve son derece önemsediği Öcalan çağrısıyla başlayan “çözüm” sürecini Erdoğan’ın istemediğini iddia etti. Türköne, “Erdoğan çözüm sürecini baltalayacak, yani çözüm sürecinin gelişmesini engelleyecek. Bahçeli de bunun üzerine Türkiye’yi erken seçime götürecek” iddiasında bulundu. Sessizliğini bozan Bahçeli, “Erken seçim yalan ve yaygarasıyla partimizi tartışmaya yeltenen, küçücük akıllarıyla niyet okuyuculuğuna teşebbüs eden çürüklerin hevesleri boşunadır” dedi.

BAHÇELİ VİTES ARTIRDI

Bir diğer tartışma konusu ise Bahçeli’nin 14 Nisan’da Ekrem İmamoğlu davasının hızla karara bağlanması çağrısı oldu. Bu tartışma da İmamoğlu’nun tutuklanmasının Bahçeli kanadında rahatsızlık yarattığı şeklinde yorumlara neden olmuştu. Ancak Bahçeli, dünkü açıklamalarında tartışmalara net bir çizgi çekti. Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef alarak, “Özgür Özel fitneye bedenlik ve sözcülük yapmaktadır” dedi. Bahçeli, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan ikinci dalga operasyona ilişkin olarak, "Ekrem İmamoğlu’nun kasası olduğu iddia edilen, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yıllarından itibaren beraber hareket ettiği; tanık, müşteki ve etkin pişmanlıktan yararlanan işadamlarının ifadelerine göre imar, ruhsat, iskan karşılığı korkunç bir rüşvet ve irtikap ağı kurulmuştur" değerlendirmesini yaparak ortağı Erdoğan’la aynı noktada durduğunu bir kez daha gösterdi.

ÇÖZÜM MESELESİ ÇATALLAŞTI

Bahçeli’nin dünkü açıklamalarında en kritik noktalardan biri de Kamışlı’da 26 Nisan’da düzenlenen Rojova Ulusal Konferansı’na ilişkin oldu. Kamışlı’da Suriye genelinden 400’den fazla temsilcinin katıldığı “Birlik ve Ortak Tutum Konferansı”ndan ademi merkeziyetçilik (federasyon) çağrısı çıktı. Kürtçe’nin resmi dil olması, hakların anayasal garantiye alınması ve “demokratik bir devlet” gibi talepler ele alındı. Şam yönetimi ise konferanstan rahatsızlığını dile getirdi.

“Kamışlı provokasyonu pişmiş aşa su katma rezaletidir” ifadesini kullanan Bahçeli, “terörsüz Türkiye hedefinin enfekte olmaması” için PKK’nin “derhal silahlarını teslim etmesi” ve “örgütsel fesih işlemlerini tamamlaması” gerektiğini kaydetti. Kandil’den önceki gün yapılan açıklamada, İmralı’dan gelen mesajlara ilişkin iktidarın hiçbir somut adım atmadığı ifade edilmesi dikkat çekerken DEM Parti’nin dünkü grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Sürecin uzamasını biz de istemiyoruz; kimi adımların atılması elzemdir” diyerek topu hükümete attı. Diğer yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın tercümeye ya da yoruma gerek bırakmayan cümleleriyle süreç hakkında şu ifadeleri kullanması da dikkat çekti: “Suriye’de DEAŞ nasıl sistemden çıktıysa PKK da sistemden çıkacaktır. Ya kendi isteğiyle; barış içerisinde, sulh içerisinde çıkacak. Ya da başka türlü çıkacak.”

İMAMOĞLU ÇIKIŞI KRİTİK

Hatimoğulları’nın dünkü konuşmasında vurguladığı önemli noktalardan biri de cezaevinde bulunan İmamoğlu oldu. İstanbul’da meydana gelen depremlere değinen Hatimoğulları, “Büyük bir deprem riski taşıyor ama belediye başkanı şu an tutuklu, belediye yönetimi tutuklu, çoğu kişi görevinden alınmış, İstanbul belediyelerinin bazılarına kayyım atanmış ve İstanbul depremi bu şekilde karşıladı. Kentin yönetim iradesini siyasi operasyonlarla felç eden iktidar, İstanbulluları bir çaresizlik içinde izleme moduna sokmuştur” diye konuştu.

19 MART’IN GETİRDİĞİ

Tüm bu yaşananlar peş peşe konulduğunda 19 Mart’la başlayan ve CHP’yi de aşarak ülkenin geneline yayılan toplumsal itiraz dalgasının bir katalizör görevi gördüğü, muhalefet cephesini genişletirken iktidarın da oyun planını gözden geçirmek zorunda bıraktığı görüldü. Öte yandan 19 Mart’a dek Türkiye’de başka bir çözüm olmadığına ikna olan Kürt hareketi ise kendi tabanı da etkilemeye başlayan itiraz dalgasına büsbütün kayıtsız kalamayacağını görmüş oldu.

∗∗∗

PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞ VURGUSU KRİTİK

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunun sürmesi halinde işletecekleri formülü açıkladı. Buna göre, parlamenter sistem kilit öneme sahip. Özel’in açıkladığı formüle göre; seçimin Anayasa’yı değiştirecek çoğunlukla kazanılması, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilmesi ve tarafsız bir Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Ekrem İmamoğlu’nun başbakan seçilmesi var. Öte yandan Anka’ya konuşan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Şimdi daha önümüzde aylar var, yıllar var. Bu çok uzun bir süre. Bakarsınız AK Parti cenahından bir teklif gelir, ‘Siz parlamenter sistem istiyordunuz, haydi buyurun parlamenter sisteme geri dönelim.’ Bu bile bence ihtimal dahilinde. Hatta ben olsam, parlamenter sisteme dönüş için, ‘Buyrun, hadi dönelim’ bir teklif de sunabilirim yani” dedi.