2018 Bütçesi sağlığa zararlıdır

05.11.2017 07:43 SİYASET

2018-butcesi-sagliga-zararlidir-378516-1.Pınar İçel Çepe - SES Genel Sekreteri

Türkiye’de sağlık harcamalarının genel bütçe içindeki payının yıllar içindeki değişimine bakıldığında 2005-2008 döneminde sağlık harcamalarının payında artış gözükmektedir. O dönem yeni başlamış olan sağlıkta dönüşüm programının genel bütçeden pay aktarılarak desteklenmesi bu duruma sebep olmuştur. Pay, 2008 ve 2009 yıllarında sabit kalmış, 2010-2011 döneminde ise azalmıştır. Sağlıkta dönüşüm başladığından beri sağlık alanında devlet hizmet sunumundan kademeli olarak el çekmiş, görevlerini planlama ile sınırlandırmıştır.

2017 yılında ise Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve diğer ilgili kuruluşlar da dahil edildiğinde sağlığın bütçeden aldığı toplam pay yüzde 5’tir.

Toplam 32 milyon 302 bin TL’nin en büyük kısmı (yüzde 48,9) Kamu Hastaneleri Kurumu’na ayrılmıştır. Yüzde 5’lik bütçenin yarısı hastanelere ayrılmış olmakla birlikte yine bunun yüzde 78’i personel giderleri için kullanılmıştır. Bu durum hesaba katıldığında, sağlık harcamalarının neredeyse tamamının (yüzde 92) SGK tarafından yani bizlerin ödediği primlerle karşılandığı görülmektedir. Üstelik sağlık hizmeti maliyetini karşılamada ödenen primler de yetmemekte cepten yapılan harcamalar giderek artmaktadır (yüzde16,6)

Gelişmiş ülkelerde hastane başvuruları azaldı
Sağlık harcamalarına ayrılan pay kadar önemli diğer kısım ise ayrılan payın hangi alanlarda harcandığıdır. Sevk zincirinin çalışmadığı ülkemizde sağlıkta yapılan harcamalardan en büyük payı yatarak tedavi ve ilaç giderleri oluşturmaktadır. Halbuki gelişmiş ülkelerde yataklı tedavi hizmetlerinin yerini ayakta tedavi almaya başlamış ve Türkiye’dekinin aksine hastane başvuruları azalmıştır. Temel sağlık göstergelerini (yaşam beklentisi, bebek ölüm hızı) iyileştirebilmek için yatırım yapılması gereken koruyucu sağlık hizmetleri, Sağlık Bakanlığı tarafından sunulmakta ancak bu hizmetler için bütçeden gereken pay ayrılmamaktadır. 2017 yılı merkezi yönetim bütçesinde Sağlık Bakanlığı’nın payı yalnızca yüzde 0.9’dur. Ayrıca kişi başına harcanan koruyucu sağlık hizmeti harcaması da 97 TL’dir. Yine sağlık alanında “yatırım” için ayrılan toplam para da yalnızca 5,9 milyon TL’dir. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde sağlık hizmetinin, karşılığında ücret ödenmesi halinde sahip olunabilecek bir hizmet olduğu anlaşılmaktadır.

Özel sağlık sigortasına mecbur bırakılıyor
Sağlıkta dönüşüm programı başladığından beri; ödenen prim karşılığında elde edilebilen sağlık hizmeti kapsamı daralmakta, Sağlık Uygulama Tebliği sürekli kriz yaratmakta, sağlık kurumlarında yapılan harcamaların maliyetinin altında geri ödeme fiyatlandırması ve kamuya yönelik özelden daha düşük geri ödeme nedeni ile pek çok ameliyat ve diğer hizmetin durma noktasına gelmesine, pek çok ilacın da geri ödemeden çıkarılmasına neden olmaktadır. Bu durum vatandaşı özel sağlık sigortasına mecbur bırakmaktadır.

Ayrıca prim borçlusu sayısı giderek artmaktadır. Genel Sağlık Sigortası borcu olan kişi sayısı 4.2 milyon olmuş, Anayasa referandumu öncesi hazırlanan torba yasa ile eski borçların affı ve sağlık hizmetinden faydalanabilmek için ödenmesi gereken aylık prim miktarının 53 TL ile sınırlandırılması gündeme gelmiştir. 30 Ekim’de yapılan kamu sağlık hizmetleri fiyat tarifesi güncellemesi ile sigortalı olmayan veya asgari ücretin üçte birinden daha fazla geliri olduğu için prim ödemek zorunda olan ancak ödeyemeyen milyonlarca insan için hekim muayene ücreti 50 TL’ye çıkarılmıştır.

Ancak sağlık hizmeti almak için primini ödemiş olmak da yeterli olmamakta, toplam 12 kalemde ayrıca katkı payı alınmaktadır. Şuan için devlet hastanesinde 6 TL, üniversite hastanesinde ise 8 TL muayene katkı payı alınmaktayken yine devlet tarafından karşılanan ilaçlar için emekliler yüzde 10, çalışanlar ise yüzde 20 katkı payı ödemekte, ayrıca reçetelerdeki ilk üç kalem ilaç için 3 TL, diğer her kalem ilaç içinse 1 TL katkı payı alınmaktadır. Katkı payları emeklilerin bir sonraki ay maaşlarından kesilmekte, çalışanlarınsa eczanede ödeme yapması gerekmektedir.

Hane halkları tarafından tedavi, ilaç vb. amaçlı yapılan cepten sağlık harcaması 2009 yılında 8.142 milyon TL iken 2012 yılında 11.750 milyon TL olmuştur. 2015 yılında yüzde 3 daha artan hane halkları tarafından cepten yapılan sağlık harcamalarının toplam sağlık harcaması içindeki payı yüzde 16,6’yı bulmuştur. Kişi başı sağlık harcaması, 2014 yılında 1.232 TL iken, 2015 yılında yüzde 9,2 artarak, bin 345 TL’ye yükselmiştir.

Kamusal sağlık hizmetinin tasfiyesi, devlete ait kurumlarda sağlığın parayla satılmasının yanında özel hastane sayısında da hızlı bir artışı getirmiştir. 1980-1989 dönemi sonu itibariyle, özel sektör hastaneleri Sağlık Bakanlığı hastanelerinin yüzde 20’si iken, 1990-2000 dönemi sonunda yüzde 30’u olmuş, 2014 dönemine gelindiğinde ise bu oran yüzde 64’e çıkmıştır.

Emekçilerin sırtına yüklediler
Vergilendirilmiş gelirden yapılan harcamaları yeniden vergilendirme yoluyla bütçe yükünü emekçilerin sırtına yüklemiş olan hükümet, 2018 bütçe hazırlıkları sırasında da aynı tutuma devam etmektedir. Şirketlere teşvik ve vergi indirimleri/afları uygulanmakta, emeğiyle geçinen kesimler ise zenginleri finanse etmektedir. 2018 bütçe hazırlıkları kapsamında açıklanan Orta Vadeli Program ve yine TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından kabul edilen ve MTV artışları başta olmak üzere halka ek yükler getiren “Bazı vergi kanunları ile kanun ve KHK’lerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı” aynı gidişatta ısrarlı olduklarını göstermektedir.

Kamuya ait bütün kurumların özele satıldığı yetmezmiş gibi, özelleştirmenin başka bir çeşidi olan kamu-özel ortaklıklarına devam edecekleri orta vadeli programda da görülmektedir. Arazisi devlet tarafından ücretsiz tahsis edilen, yine devletin 25 yıl boyunca kiracı olacağı, üstelik doluluk garantili köprü ve otoyolların halkın cebine yansımaları orta olmasına rağmen yüzde 70 doluluk garantisi verildiği söylenen halkın sağlık hizmetinden faydalanmasında da işlevsiz olan Şehir Hastaneleri’ne, sırf şirketleri zengin edebilmek, sağlıktan rant çıkarabilmek adına devam edecekleri görülmektedir.
Sağlık hakkına ve insanca yaşayacak koşullara sahip olabilmenin yegane yolunun örgütlü mücadeleden geçtiğini bilerek, 2018 savaş ve rant bütçesine karşı koymamız gerekmektedir.