birgün

11° AÇIK

RÖPORTAJ 17.01.2019 07:30

2019’un başında küresel görünüm

Dünya ekonomisinin bugün fotoğrafını çekmek istediğimizde, 2008 krizine göre canımızı çok sıkmayan fakat 2008 öncesine göre de içimizi karartan bir resim görüyoruz. Nitekim Dünya Bankası da 2019 Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda benzer bir giriş yaparak “kara bulutların küresel ekonomi için kapıda olduğu” ifadesini kullanıyor. Bir bütün olarak dünya ekonomisinde işler pek de iyiye gitmiyor, üstelik […]

Dünya ekonomisinin bugün fotoğrafını çekmek istediğimizde, 2008 krizine göre canımızı çok sıkmayan fakat 2008 öncesine göre de içimizi karartan bir resim görüyoruz. Nitekim Dünya Bankası da 2019 Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda benzer bir giriş yaparak “kara bulutların küresel ekonomi için kapıda olduğu” ifadesini kullanıyor.

Bir bütün olarak dünya ekonomisinde işler pek de iyiye gitmiyor, üstelik 2019-2020 yılları arasında olası bir küresel resesyonun patlak vermesi tartışılan konulardan biri. Kuşbakışıyla dünya ekonomisinde ticaret, yatırım ve talepte izlenen gerileme, uzunca bir süredir var olan reel ücretlerdeki düşüşe, gelir adaletsizliğindeki artışa ve sanayisizleşme eğilimine eşlik ediyor.

ABD’den başlayarak öne çıkan güncel verileri inceleyelim. Dünya Bankası’nın raporuna göre ABD ekonomisinin 2018 yılını %2,9 ile kapatacağı tahmin ediliyor. Diğer bir ifadeyle ABD ekonomisinin, uzun dönem büyüme ortalamasına yaklaştığını söyleyebiliriz. Ne var ki bu büyümenin mali uyarıcılarla itelenmiş bir büyüme olduğu gözden kaçmıyor. Diğer taraftan 2009 yılında %10’larda olan işsizlik oranını Haziran 2018’de %4’e kadar indiren ABD ekonomisinde işsizlik hala önemli ve çözülememiş bir mesele olarak masada duruyor. İşsizlik rakamlarının eksik istihdamı ve umudu kırılanları kapsamaması, yani haftada sadece iki saat çalışanın ve uzun süreli iş arayanların işsiz sayılmaması, işsizlik meselesini çözmüyor, sadece rakamların ardına gizliyor. Öte yandan Trump’ın her an ne yapacağı belli olmayan yönetim anlayışı, hükümetin uzunca bir süredir kapalı tutulması, başta Çin ve Meksika ile ticaret savaşları ve finansal riskler ABD’nin var olan yapısal sorunlarını büyüten risklerden sadece bazıları.

Euro bölgesinde ise durum ABD’den daha kötü. 2017’de %2,4 büyüyen bölgede 2018’de %1,9 2019 ve 2020’de ise %1,6 ve %1,5’lik bir büyüme bekleniyor. Almanya, son yılların en kötü büyüme performansını gösterirken sanayi üretiminde, özelde de otomotivde yaşanan daralmanın da etkisiyle 2015 yılından beri ilk kez daralma yaşadı. Ekonomide yaşanan sıkıntıların en şiddetli hissedildiği yer kuşkusuz ücretli kesim. Dolayısıyla 2019’un Fransa’da olduğu gibi Avrupa’nın birçok yerinde ekonomi ve siyasi rejimden hoşnutsuzlukların artacağı bir yıl olacağı şimdiden belli.

Batı yakasında işler hiç de iyiye gitmezken, elbette oralarda esen rüzgarların bizim buralarda kasırgaya dönüşmesi kaçınılmaz. Yükselen piyasa ekonomileri olarak anılan, Türkiye’nin de yer aldığı ülkeler gurubu için Dünya Bankası raporu da 2019’u krizler yılı olarak ifade ediyor. Adına bakmayın dış dünyaya karşı oldukça kırılganlaşmış, yüksek borç ve cari açık bulunduran, bunun yanında öz dinamiklerini yani üretim, tasarruf, bilgi ve beceri donanımlarını büyük çapta yitirmiş ülkelerden bahsediyoruz. Türkiye ise kriz gündemiyle 2019’da öne çıkıyor. 2018’de, uzun dönem ortalamasının altında kalarak %3,5 büyümesi tahmin edilirken 2019’da ciddi bir daralmayla büyümenin %1,6’ya düşmesi bekleniyor.

Türkiye, kendi yapısal sorunlarının sürdürülemez hale gelmesi bir yana, küresel daralmadan da payına düşecek olanları alacak. Örneğin şu an nispeten daha iyi halde olan ihracat rakamları üzerindeki iyimserlik, stoklar eriyince ortadan kalkacak. Çünkü ithal etmek iki kat zorlaşacak. Hali hazırda bir yıl önce üçten aldığını bugün altı buçuktan alır hale gelmiş üretici, bir de küresel alandaki ithal vergilerden ve kısıtlamalardan gol yiyecek. Keza Dünya Bankası, ithalat kısıtlamalarının küresel ticareti %2,5 aşağı çektiğini hesaplıyor. Sermaye çıkışlarıyla iyice kırılganlaşan Türkiye bu etkiyi sert hissetmeye başladı bile. İthalata bağımlı sanayi üretimindeki %6,5’lik korkutan daralma bunun bir yansıması.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol