birgün

10° PARÇALI BULUTLU

2021 yılında tarım: Kuraklık, yokluk, ithalat

2021’de tarımın gündemini kuraklık, ithalata bağımlı yapı, olağanüstü yükselen döviz kurları ve girdi fiyatlarına yapılan zamlar belirledi. Gıda fiyatları, gıda güvencesi ve gıda egemenliği en çok konuşulan konular oldu. Ülkenin net ithalatçı konuma gelmesine bağlı olarak yaşanan gıda krizinin bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de baş sorumlusu, fiyatları belirleyen çokuluslu gıda şirketleri ve onlarla ilişkili market zincirleridir.

EKONOMİ 16.01.2022 08:18
2021 yılında tarım: Kuraklık, yokluk, ithalat
Abone Ol google-news

Dr. Necdet ORAL

Dünyada tarım/gıda sistemini çokuluslu şirketler, finans spekülatörleri, tohum, pestisit ve gübre tekelleri ile süpermarket zincirleri kontrol ediyor.Ancak dünyayı çokuluslu şirketlerin güdümündeki endüstriyel gıda sistemi değil,aile çiftçiliğine dayalı yerel gıda ağları doyuruyor. Dünyadaki tarım arazilerinin yalnızca yüzde 30'unun sahibi olan aile işletmeleri değer olarak gıdanın yüzde 80’inden fazlasını üretirken, endüstriyel tarım sistemi dünyadaki tarım arazilerinin yüzde 70'ini kullanarak gıdanın sadece yüzde 20'sini üretmekte. 1980’li yıllardan beri sürdürülen tasfiye politikalarına rağmen ülkemizde de de aile çiftçiliği hâlâ gıda sisteminin en önemli bileşeni olmaözelliğini sürdürüyor. 2021 yılında küçük aile işletmeleri çiftçilerin küresel örgütü La Vía Campesina'nın (Çiftçi Yolu) başlattığı Gıda Egemenliği mücadelesinin 25. yılını kutlarken, Hindistan tarımında özelleştirmelerin önünü açan üç yasa, çiftçilerin bir yıldan fazla süren direnişiyle tarihe gömüldü. Türkiye’de tarımın gündemini bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları yüzünden çiftçilerin üretim araçlarına haciz konulması, kuraklık, ithalata bağımlı yapı olağanüstü yükselen döviz kurları ve girdi fiyatlarına yapılan fahiş zamlar belirledi. Gıda fiyatları, gıda güvencesi ve gıda egemenliği en fazla konuşulan konular arasında yerini aldı. Bu arada La Vía Campesina'nın ortaya koyduğu Gıda Egemenliği kavramına farklı anlamlar yüklemeye çalışanlar da ortaya çıktı.

BİTKİSEL ÜRETİM GERİLEDİ

TÜİK tarafından açıklanan 2021 yılı bitkisel üretim istatistiklerine göre, üretim miktarları bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 13.4 azalırken, sebzelerde yüzde 1.8, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 5.4 oranında artış gösterdi. Üretim miktarlarıyaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 61.7 milyon ton, sebzelerde 31.8 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 24.9 milyon ton olarak gerçekleşti.

2021-yilinda-tarim-kuraklik-yokluk-ithalat-968520-1.

TÜİK verilerine göre, tarım 2021'in ilk çeyreğinde yüzde 8.3, ikinci çeyrekte yüzde 0.6 oranında büyümesine karşılık, üçüncü çeyrekte yüzde 5.9 küçüldü. Böylelikle 12 çeyrek üst üste büyüyen tarım küçülme trendine girdi ve ilk üç çeyrekte yüzde 2.8 oranında küçülmüş oldu. Dördüncü çeyreğe ve yıl bütününe ilişkin GSYH verileri 28 Şubat 2022’de açıklanacak.

2020 yılında 22 milyar TL, 2021 yılında ise 23 milyar TL olan tarımsal destekleme ödemeleri için 2022 bütçesinden önceki yıla göre yüzde 12.5’lik artışla 25.8 milyar TL kaynak ayrıldı. 2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu'nda desteklerin GSYH’nin yüzde 1'inden az olamayacağına ilişkin hüküm bulunmasına rağmen bu oran 2022 yılı bütçesinde yüzde 0.33’e kadar düşürüldü. Bu rakam çiftçiye verilmesi gereken desteğin ancak üçte biri kadar.

Öte yandan tarım, istihdamdaki önemini korumaktadır. 2020 yılı Ekim ayında yüzde 18 olan tarımın istihdamdaki payı 2021 yılının aynı ayında yüzde 17,1’e gerilemiştir.

BUĞDAYDA SON 14 YILIN EN DÜŞÜK REKOLTESİ

Son 30 yılda buğday ekim alanları yüzde 39 oranında küçülerek 96 milyon dekardan 69 milyon dekara düştü. Çünküsöz konusu dönemde buğdayda verimlilik ve maliyet sorunlarını çözmek için ciddi bir çaba gösterilmemiş, uygulanan politikalarçiftçinin çıkarını gözetmemiştir. Türkiye’de buğday üretimin yüzde 78’i kuru tarım alanlarında yapılmakta; ekim ve başaklanma dönemlerindeki kritik su ihtiyaçlarının karşılanamaması verimi düşürmektedir. 2021 yılında buğday üretimi yaşanan kuraklık nedeniyle 17,7 milyon ton ile son 14 yılın en düşük seviyesine gerilemiştir. Öte yandan mısır üretiminde yüzde 3,8’lik bir artış gerçekleşirken, arpa üretimi 5 milyon 750 bin ton ile son 32 yılın en düşük seviyesine inmiştir.

2021-yilinda-tarim-kuraklik-yokluk-ithalat-968521-1.

DÜNYANIN İKİNCİ BÜYÜK BUĞDAY İTHALATÇISI

Buğday ekim alanlarının daralmasının yanı sıra üretim ve kalitenin de düşmesiyle ithalat artmaktadır.2020 yılında Türkiye, Endonezya’nın ardından dünyanın en büyük ikinci buğday ithalatçısı haline gelmiştir. Buğdayda müdahale alım fiyatlarının düşük tutulması nedeniyle çiftçinin eline geçen fiyatlar maliyetin altında kalmaktadır. Ayrıca, enflasyonu düşürmek adına sıfır gümrükle buğday ithal edilerek üretici fiyatları baskılanmaktadır. Oysa gübre, pestisit, mazot gibi girdilerin fiyatları döviz fiyatlarındaki yükselişle birlikte fahiş bir şekilde artmaktadır. Böylelikle çiftçi, buğday üretimini terk etmeye zorlanmaktadır.

TMO “İTHALAT OFİSİ” GİBİ…

2021 yılında kuraklık nedeniyle verim düşmüş, buğday maliyeti ton başına 2.500 TL’ye yükselmiştir. 2020-2021 hasat dönemleri arasında üre gübresinin fiyatı yüzde 91, DAP gübresinin ise yüzde 116 artmıştır. Buna karşılık Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2021 yılı ekmeklik buğday alım fiyatını önceki yıla göre yüzde 36’lık artışla 2.250 TL/tonolarak açıklamıştır. TMO açıkladığı fiyatlardan üreticiden buğday alamamış, ancak küçük aile işletmeleri ürünlerini buna yakın fiyatlardan piyasayasatmak zorunda kalmışlardır. Son 6 ay içinde piyasada buğday fiyatları yüzde 100’ün üzerinde artmıştır. Halen buğdayın tonu borsada 5 bin TL’den işlem görmektedir. Öte yandan 2020 yılı Kasım ayındabuğdayda ithal maliyeti ton başına 230 dolar dolayında iken 2021 Kasım’ında 360 dolar seviyesine ulaşmıştır. TMO, 2021 yılı hasat döneminde 2.3 milyon ton ekmeklik buğday, 2.4 milyon ton arpa ve 650 bin ton mısır olmak üzere sıfır gümrükle toplam 5.4 milyon ton hububat ithalatı gerçekleştirmiştir.

BUĞDAYI PAHALI İTHAL ET, UN SANAYİCİLERİNE UCUZ SAT

Ayrıntılarını 23 Aralık 2021 tarihli BirGün Gazetesi’nde yazdığım şekilde TMO, tonunu yaklaşık 4.500 TL’den ithal ettiği ekmeklik buğdayı un regülâsyonu kapsamında, un sanayicilerine 2.650 TL’ye sattı. Gıda Komitesi tarafından yapılan açıklamaya göre, bu kapsamda un sanayicilerine piyasa fiyatlarına göre 1.000-1.700 TL/ton arasında destek sağlandı. Ucuz un alan firmalar aynı zamanda buğday ithalatı için açtığı ihalelere de katılarak TMO’ya ürün satmaktadırlar. Söz konusu şirketler ithalat ihalesinde TMO’ya 4.500 TL’ye sattıkları buğdayı un regülasyonu kapsamında 2.650 TL’ye geri almaktadır. TMO, bu işlemlerin yasal olduğunu açıkladı, ancak etik olup olmadığı kamuoyu tarafından sorgulanmaya devam ediyor.

KURAKLIK BAKLAGİL ÜRETİMİNİ VURDU

Önemli bir protein kaynağı olan yemeklik baklagiller azgelişmiş ülkelerin beslenme sorunlarının çözümünde büyük öneme sahip. Ülkemizde kırmızı mercimek tarımının yüzde 80’i kuru tarım alanlarında yapılıyor ve üretimin yüzde 90’dan fazlası Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden sağlanıyor. Mart ve Nisan aylarında yağışın ortalamanın altında kalması, kırmızı mercimek rekoltesinin düşmesine yol açtı ve rekolte 100 bin ton (yüzde 31 oranında) geriledi. Böylece son 32 yılın ikinci en düşük rekoltesi gerçekleşti. Yeşil mercimek üretimindeki gerileme ise yüzde 17’yi aştı. Ülkemizde tarımı yapılan yemeklik tane baklagiller içerisinde kuru fasulye ve mercimekten sonra en fazla yetiştirilen ürün olan nohut, mercimekten sonra kurak ve sıcağa en çok dayanan bitkidir. Bu nedenle ülkemizin orta, doğu ve güneydoğu bölgelerinin tarımsal deseninde kendine yer bulmuştur. Nohut da kuraklıktan etkilenmiş ve üretim önceki yıla göre yüzde 25 düşmüştür. Türkiye’de baklagil üretimi 1990’lı yıllardan beri gerilemektedir. Baklagil üretimindeki azalmanın nedeni, üretim yerine ithalatı teşvik eden politikalar uygulanması, kullanılan girdilerin fiyatlarının sürekli olarak artmasına karşılık, ürün fiyatlarının (çiftçi gelirlerinin) artmaması nedeniyle çiftçilerin bakliyat üretimini terk etmesidir.

AYÇİÇEĞİ YAĞI FİYATINDA YÜZDE 76’LIK ARTIŞ

Ayçiçeği yağı tüketiminin yüzde 60’ı yerli üretimle, kalanı ise ithalatlakarşılanıyor. 2021 yılında ayçiçeği tohumu üretimi yaklaşık yüzde 17 artarak 2,4 milyon tona çıkmasına rağmen yılın ilk 11 ayında 696 bin ton tohum ve 663 bin ton ham yağ ithal edilerek yaklaşık 1,4 milyar dolar (11.3 milyar TL) ödendi. 2021 yılında margarin fiyatları yüzde 114, ayçiçeği yağı fiyatları yüzde 76 gibi rekor düzeyde arttı.

FINDIKTA FERRERO KAZANDI, ÜRETİCİLER KAYBETTİ

2021 yılında 344 bin tonluk fındık ihracatından 2 milyar 260 milyon Dolar döviz geliri elde edildi. Fındık sanayici/ihracatçıları ihracatta miktar bazında Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaşıldığı içinsevindiler. Oysa 2015 yılında 240 bin ton ihracattan 2 milyar 827 milyon Dolar sağlanmıştı. Böylelikle 2015 yılında kg başına 11,8 dolar olan ihraç fiyatı 6.6 dolara düşmüş oldu. 2021 yılında yaklaşık 2.3 milyar dolarlık ihracatın yüzde 24’ü Ferrero, yüzde 9.3’ü Balsu Gıda (Cüneyd Zapsu), yüzde 7.6’sı Durak Fındık, yüzde 7.2’si ise yabancı sermayeli Progıda tarafından gerçekleştirildi ve bu 4 şirketin ihracattaki payı yüzde 50’ye ulaştı. TMO, 2021 ürünü kabuklu fındık alım fiyatını önceki yıla göre yüzde 20 artırarak 27 TL/kg olarak açıklamıştı. Bu rakam TÜİK’in yüzde 36.08 olarak belirlediği yıllık enflasyonun 16 puan altında kaldı. Böylelikle üreticiler bir kez daha kaybederken fındık tekelleri kazandılar.

ÇİFTÇİ PANCARDAN UZAKLAŞIYOR

2021 yılında şeker pancarı üretimi yaklaşık yüzde 21 düşerek 18 milyon 250 bin ton olarak gerçekleşti. Türkşeker 2018 yılındaki özelleştirmeler öncesi pancardan şeker üreten şirketler içerisinde yüzde 65 paya sahipken, bu oran günümüzde yüzde 35’e geriledi. 2020-2021 üretim döneminde Türkşeker yaklaşık 1.1 milyon ton şeker üretmiş, bu miktar kooperatif ve özel sektör fabrikalarının üretimiyle birlikte toplam 3.1 milyontonubulmuştur. 2021 yılında toz şekerin fiyatı yüzde 49, kesme şekerin fiyatı ise yüzde 55 artmıştır.

PAMUKTA REKOR İTHALAT

Pamukta geçen yıl yüzde 19 gerileyen üretim, 2021 yılında yüzde 27’lik artışla yaklaşık 832 bin tona yükseldi. Ancak yıl bitmeden (Ocak-Kasım döneminde) 1.1 milyon tonluk rekor ithalat geldi ve karşılığında 18.6 milyar TL ödendi. Dünya pamuk ithalatının yüzde 71’i Türkiye’nin 4. sırada yer aldığı 5 büyük ithalatçı ülke (Çin, Bangladeş, Vietnam, Türkiye ve Endonezya) tarafından gerçekleştirilmektedir.

BESİCİLER SON ÜÇ YILDIR ZARAR EDİYOR

Son üç yıldır zarar eden besiciler için 2021 yılında maliyet ve piyasa fiyatları arasındaki denge daha da bozulmuş, yıl boyunca karkas fiyatları maliyetlerin altında kalmıştır. Maliyet-satış fiyatı ilişkisindeki dengesizliğin başlıca nedenleri maliyetlerin yüksekliğinin yanı sıra piyasada dana etine talebin azalmasıdır. Kesif yem fiyatlarındaki artışlar besi maliyetlerini artırmıştır. İthal hammadde fiyatlarındaki döviz bazında artışlar döviz kurundaki artışlarla birlikte anında yeme yansıtılmaktadır. Aralık 2021’de besi yemi fiyatları önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 99.5 artarak 3.930 TL/ton olmuştur. Öte yandan, 2021 yılında yaşanan kuraklık ve ekonomik kriz kırmızı et üretiminde artan maliyetler ve yüksek enflasyon ile küresel gıda fiyatlarının artışlarından etkilenmiştir. 2020 yılının Aralık ayında piyasada 35,7 TL olan dana karkas fiyatı, 2021 yılının aynı döneminde 62.2 TL’ye ulaşarak yüzde 74.3’lük bir artış göstermiştir.

YEM PAHALI ÇİĞ SÜT FİYATI DÜŞÜK, İNEKLER KESİME GİDİYOR

2021 yılı Ocak-Temmuz döneminde çiğsüt maliyetinin yüzde 60-65’ini oluşturan yem fiyatları yüzde 25 arttı, ancak çiğ süt fiyatı brüt 2.8 lira olarak sabitlendi. Temmuz-Aralık dönemi için çiğ süt fiyatı brüt 3.2 lira olarak belirlendi, buna karşılık yem fiyatları yüzde 48 arttı. Süt üreticisi üretime devam etmek için bir litre süt sattığında 1.5kg yem alabilmelidir. Oysa üreticiler 2021 yılı Ocak ayında bir litre sütle ancak 1.12 kg yem alabildiler, parite Kasım ayında 0,82’lere kadar geriledi. Böylesi düşük bir paritedamızlık hayvan kesimlerini hızlandırdı. Sektör temsilcileri 2021 yılı içerisinde yaklaşık 500 bin damızlık hayvanın kesime gönderildiğini belirtiyorlar. Ulusal Süt Konseyi (USK) 8 Aralık'tan itibaren geçerli olmak üzere çiğ süt tavsiye satış fiyatını brüt 3.2 liradan 4.7 liraya yükseltti. Bu rakam, toplama, soğutma, vb. masraflar düşüldükten sonra üreticinin eline yaklaşık 4,4-4,5 lira dolayında bir fiyat geçeceği anlamına gelmekteydi. Zam henüz yürürlüğe girmeden yem fiyatı 4.6 lirayı buldu, böylelikle parite yine 1’in altında kaldı. Çiğ sütteki fiyat artışı üreticilere yaramadı ama bu fiyatısüt sanayicileri fırsata çevirdiler. Süt ürünlerinin perakende satış fiyatları inanılmaz seviyelere (pastörize sütün litresi 15 liraya, yoğurdun kilosu 20 liraya, beyaz peynirin kilosu 90 liraya) ulaştı.

GÜBRE FİYATLARINDAKİ ARTIŞ YÜZDE 400’DEN FAZLA

Türkiye’nin ithalata bağımlı olduğu tohum, gübre, pestisit, mazot gibi girdilerin fiyatları (döviz kuru ile birlikte) çok hızlı şekilde artmaktadır. TZOB’ye göre, 2021 yılı Aralık ayı itibariyle son bir yılda kimyasal gübre fiyatları amonyum sülfatta yüzde 437, ürede yüzde 403, amonyum nitratta yüzde 371 ve DAP gübresinde yüzde 294 artmıştır. 2021 sonbaharında üreticilerin büyük çoğunluğu fahiş zamlar nedeniyle gübre satın alamadılar; rekolte kayıplarını göze alarak hububat ekimini gübresiz veya gübreyi azaltarak yapmak zorunda kaldılar. Önümüzdeki yıl hububat üretiminin düşmesi, ithalat bağımlılığının daha da artması, gıda krizinin derinleşmesi kaçınılmazdır.

TARIM-SANAYİ FİYAT FARKI 40 PUANI AŞTI

TÜİK verilerine göre, 2021 yılında çiftçilerürün fiyatlarını ancak yüzde 36.4 artırabilmelerine karşılık, sanayi ürünlerinin fiyatlarıyüzde 79.9 arttı. Bu, tarım/sanayi fiyatları arasındaki makasın 43,5 puana çıkması demek. Özellikle döviz fiyatı artışı ile sanayi fiyatları arttıkça makas açılmış, çiftçinin mağduriyeti büyümüştür. Bu kadar sert bir ayrışmanın sonucu olarakçiftçinintoprağa küskünlüğü ve üretimden uzaklaşma riski artmaktadır.

2021-yilinda-tarim-kuraklik-yokluk-ithalat-968522-1.

GIDA ENFLASYONU YÜZDE 43.8

2021 yılında tarımda üreticilerin eline geçen fiyatlar üretim maliyetinin bile altında kalırken, tüketiciler gıda ürünlerine fahiş fiyatlar ödemek zorunda kaldılar. Aralık ayındaki yüzde 16’lık artışla birlikte yıllık gıda enflasyonu yüzde 44’e ulaştı. Fiyatı en fazla artan ürünler tahıl ürünleri (un, ekmek, makarna, bulgur), beyaz ve kırmızı et, bitkisel yağlar (margarin ve ayçiçeği yağı), süt ürünleri (süt ve yoğurt), baklagiller (nohut, mercimek) ve sebzeler (patates, patlıcan, biber) oldu.

2021-yilinda-tarim-kuraklik-yokluk-ithalat-968523-1.

Gıda fiyatlarında yaşanan artışlar sadece tarımsal işletme ölçeklerinin küçük olması, sulanan alanların yetersizliği, döviz kurlarındaki artışla birlikte ithal girdi fiyatlarındaki yükselme, artan aracı payları, küresel iklim değişikliği ile ortaya çıkan kuraklıkla açıklanamaz. Bu sürecin gerçek nedeni emperyalist metropollerin pazar sorununu çözmek adına tarımda yerli üretimin tasfiyesine ve ülkenin net ithalatçı konuma gelmesine bağlı olarak yaşanan gıda krizidir. Gıda ürünlerinin fiyatları piyasaya hakim olan (çoğu çokuluslu) market zincirleri tarafından belirlenmektedir. Bu nedenle bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gıda enflasyonunun baş sorumluları, çokuluslu gıda şirketleri ve onlarla ilişkili market zincirleridir.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol