25 kişinin öldüğü Çorlu tren katliamının ikinci duruşması yarın devam edecek

10.09.2019 08:37 GÜNCEL


MERAL DANYILDIZ

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde, 25 kişinin öldüğü, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili davanın ikinci duruşması bugün 09.00’da başladı.

Duruşma için, Çoban Çeşme Mahallesi Bülent Ecevit Bulvarı üzerinde bulunan Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde 600 kişilik salon hazırlandı.

Ailelerin avukatları soruşturmanın genişletilmesini talep etti. Avukatların talepleri reddedildi.

Hayatını kaybedenlerin aileleri ve yaralılarla dayanışmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ali Şeker, Sezgin Tanrıkulu, Candan Yüceer, İlhami Özcan Aygun, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Ahmet Şık ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işine son verilen Veli Saçılık da duruşmada bulundu.

Aileler duruşma öncesinde adalet istemek için yürüyüş düzenlendi.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde, 25 kişinin öldüğü, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili açılan davanın ikinci duruşması bugün Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde görülüyor.

Adliye binasına girerken mağdur ve müştekilerin kapıda kimlik kontrolü yapılması istendi.

Avukatlar, bu duruma tepki gösterdi.

Avukat Gökmen Yeşil, “Mahkeme heyetiyle görüşmeden bir yargılama yapılamaz. Mahkeme heyeti tarafları karşısına alacak, verdiği karar neyse bizim de itirazlarımızı dinleyerek bu yönde bir karar verecek. Adliye binasının giriş kapısında yurttaşların, mağdurların kimliği kontrol edilerek binaya alınması diye bir karar söz konusu olamaz. Mahkeme heyeti “İddianamede isimleri yazılan mağdur ve müştekileri alacağım” diyor.

25-kisinin-oldugu-corlu-tren-katliaminin-ikinci-durusmasi-bugun-621976-1.

Biz de bütün mağdur ve müştekilerin isminin iddianamede yer almadığını söylüyoruz. İsim isim sayabilir, örnek verebiliriz. Sadece iddianameye dayanılarak mağdur müşteki tespiti yapılamaz. Adliye binasının bahçe dışında kimlik kontrolü yapılamaz. Duruşma salonunun yönetimi mahkeme başkanına aittir tamam, ama burada hazır bulunan tarafları duruşma salonuna almalı, kimlik tespiti yapmak istiyorsa duruşma salonunda yapmalı” dedi. Mahkeme heyetiyle konuşan katip, kendisine mahkeme heyeti tarafından cevaben “Bu bir kimlik tespiti değildir, kimin geldiğini tespit etmek amaçlıdır. Girmeyenler kendisi bilir, duruşma başlayacaktır” dendiğini söyledi.

Avukatların, hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve yaralıların tamamının içeri alınmadan duruşmanın başlayamayacağını söylemesi üzerine, müştekiler duruşma salonuna alınmaya başladı.

Ailelerin salona alınmasının ardından, mağdur ve müştekilerin isimleri okundu. TCDD personeli olan sanıklar Turgut Kurt, Özkan Polat, Celaleddin Çabuk ve Çetin Yıldırım da duruşma salonunda.

İddianamenin kabulü okundu. Duruşmanın yürütülmesi ilişkin avukatlar talepte bulundu. Öte yandan, baroların davaya müdahillik talepleri kabul edildi.

Avukat Hayrettin Çil, iddianamede ismi olmayan müştekilerin tespit edilmesini istedi.

Avukat Can Atalay, verilen tensip-i itiraz dilekçelerinin işleme konulmasını isteyerek "Ailelerin acıları etrafında örgütlenmesi suç değildir, her aileye 3 avukat sınırlaması 149/2 ‘e aykırıdır ve bu karardan rücu edilmelidir” dedi. Atalay, Çorlu emniyet müdürü başta olmak üzere ilk duruşmada ailelere saldıran polisler hakkında işlem yapılmadığını belirtti.

Avukat Mürsel Çoban, iddianamenin iade edilmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi. Gerekçeleri özetle; katliamdaki ihmaller, soruşturma sürecindeki aksaklıklar, bilirkişilerin kanuna aykırı atanması, sanıklara yöneltilen suç isnadı, yargılanmayan üst düzey bürokratlar olarak sıraladı.

Duruşmaya verilen 20 dakikalık aranın ardından sanıkların savunması istendi.

TCDD 1'inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14'üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü'nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan sanık Turgut Kurt savunmasında şu ifadeleri kullandı: "Hakkımdaki suçlamayı anladım. Savunmaya başlamadan önce hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Özerk çalışırlar, benim görevim bunların aralarında koordinasyonu sağlamaktır. Yetersiz kaldıkları hususları bir köprü görevi olarak bölge müdürlüğüne iletmek üzere yazışmalar yapıyorum. olay günü ben evimdeyim, ailemleyim.

Olay yeriyle aramızda 130 kilometre var. Şiddetli yağıştan hiç haberim olmadı. Bana meteorolojiden, oradaki bölge halkından, herhangi birinden bir ikaz yapılmadı. Dolayısıyla ben de herhangi bir işlem yapamadım. Sadece bu kaza olduğu bilgisi geldi. Çavuşumuz Çerkezköy’de makas değişimi yapıyordu. Kendileri işlerinin başındaydılar. Benden herhangi bir emir almaksızın onlara yağış bilgisi geldiğinde müdahale etme hakları vardır. Onlara da böyle bir bilgi gelmemiştir. Tüm bu suçlamaları reddediyorum. Ben görevimi harfiyen uyguladım. Ben görevimi yerine getirdiğimi düşünüyorum. Yıllardır boş bırakılmış bekçilik kadrosuna gerekli eleman alınmamıştır. Hoş karşılanmamasına rağmen ben personel talebinde bulundum. Ben sadece bakım personeliyim. Genel müdürlük sistem kurmayla alakalı hiçbir çalışma yapmamıştır.

Bu konuda yağışlar olacağına dair bir ihbar gelmemiştir. Gelse neden bakım yapmayalım? Beraatimi talep ediyorum. Ben suçsuzum, savcılığın iddianamesine de itiraz ediyorum."

Hakim: Personel talepleriniz olduğunu söylemiştiniz. Peki şu andaki yol kontrolleri nasıl yapılıyor?
Sanık: Aynı şekilde, eski usül devam ediyor.

MENFEZE BALAST TUTUCU TALEP ETTİK ANCAK YAPILMADI

Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat savunmasına başladı. Polat, İlk önce aramızdan ayrılan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Daha önce vermiş olduğum ifadeler doğrudur. 18 yıldır Çerkezköy’de demir yolları yol bakım onarım şefi olarak çalışıyorum. Toplam hizmet 30 yıldır. Olay günü pazar günü olmasına rağmen makas değiştirmede görevliydik. Hava gayet sıcaktı, hiçbir sorun yoktu. Öğleden sonra bulutlanma yaşandı. Akşam bilgi aldım. Bir araçla yola çıkarak olay yerine gittim. Saat 18 civarında gelebildik ancak. Olay yerinde ekipler çalışıyordu, gördük. O güne ilişkin diyeceklerim bunlardır. Menfez çalışmalarının muayeneleri 6 ayda bir yaptığımız bir muayenedir.

Menfez 1870’lerden kalma bir menfezdir. Daha önceki muayenelerde de bir sorun yaşamadık. Çerkezköy, Balaban ve Çorlu hattı boyunca görev alıyordum. Bir ekibim vardı. Bunlar ilkokul mezunu, kazma kürek ekibidir. Yol bakım onarım işine bakıyorduk. Kırılan makaslara bakıyor ve değiştiriyorduk. Bakım müdürlüğüne sorunları bildiriyorduk. Sorunların büyüklüğüne göre ya kendimiz ya da bölge müdürlüğüne bildiriyorduk. Doğrudan temin hakkım yok. En son kontrolümü 6 Temmuz Cuma günü yapmıştım. Bir sorun görmedim."

"Dolgunun genişletilmesi lazımdı. Balast (Demiryolu platformunun üzerine serilen ve taşıdığı travers cinsi ile gelen yüke göre belli bir tabaka kalınlığı olan kırılmış, keskin köşeli ve kenarlı taşlar) benim önerdiğim yere yapılsaydı, kaza olmayabilirdi" diyen Polat, "Olayın olduğu menfeze balast tutucu talep ettik ancak yapılmadı" dedi.

Gökmen Yeşil'in “Bir kaza anında yaralıların kurtarılmasından diğer acil yardım türlerini de içeren eğitim aldınız mı almadınız mı?" sorusuna yanıt veren sanık Polat, "Hayır almadım" dedi.

Sanık Polat, "Gördüğümüz risk üzerine hatları kapatmamız nedeniyle trenler beklediği için 'hattı hemen açın' şeklinde baskı görüyorduk" dedi.

Avukat Taşçı'nın "Neden bu kadar hızlı sürede hat açıldı" sorusu üzerine Polat "Demiryolunun ihtiyacı nedeniyle çünkü Türkiye’de bulunan yabancı vagonlar, ülkede kaldığı sürece TCDD ödeme yapmak zorundadır. Bunun için hattın açılması gerekiyordu" dedi.

KONTROL TALİMATI VERİLMEDİ

Yol Bakım Şefliği’nde Hat Bakım ve Onarım Memuru olarak görevli Celaleddin Çabuk'un savunmasına geçildi. Çabuk, "Bana verilen işleri yaparım. Emir dışında çalışan bir personel değilim. Özkan Polat’tan alırım emirleri. Kaza günü Özkan Polat ile çalışıyorduk. Çerkezköy’de herhangi bir yağış olmadı, hava sıcaktı. Özkan Polat bana “Eve git” dedi. Daha sonra trenin devrildiğini öğrendim, işçileri toplamam���� istedi ve topladım. Saat iki buçuğa doğru olay yerine gittim. İşçilerle beraberdik. Vagonlar devrildiği için sabaha kadar vagonları kaldırmaya yardım ettik. Sabah yol yenilemelerine başladık. Öğlene doğru jandarmaya ifade vermemizi söylediler. Gidip ifade verdik. Beş tane işçim var, ben ilkokul mezunuyum, onlar da ilkokul mezunu." dedi

Çabuk: "Olay günü aşırı yağış uyarısı hiç almadık. Böyle bir bilgi alınca zaten Özkan Polat bana haber verir. O gün hiç böyle bir ihbar gelmedi. Kontrol talimatı da verilmedi. Aşırı yağış uyarısında Özkan Polat beni arar, mıntıkamıza kadar gideriz, herhangi sıkıntılı bir yer gördüysek Polat onlara bilgi verir. Bugüne kadar böyle bir şeyle karşılaşmadık"

BU İDDİANAME SUÇLU YARATMAK AMACIYLA HAZIRLANMIŞTIR

Çabuk'un avukatı: Hiçbir yetkisi olmayan, kendi başına hareket etme kabiliyeti olmayan, en alt sınırdaki kişi bu mahkemede yargılanıyor. Bir amele başı yargılanıyor. Bilirkişiyi esas teşkil ederek hazırlanan iddianame bu olayın faillerini bulmak, adalet önüne çıkarmaktan ziyade suçlu yaratmak isteyen bir iddianame. Şu gördüğünüz kişinin Türkiye Cumhuriyeti’nin Devlet Demir Yolları'nda hiçbir yetkisi yok. Bu kişi amele başı. Ama maalesef bu büyük kazada yargılanan kişi o. O nedenle müvekkilimin beyanlarına katılıyorum, geride kalanlarımıza acil şifalar diliyorum. Fakat benim müvekkilimin şu an burada yargılanması tüm hukuk camiasında sayfa açılmasıdır. Bu iddianame suçlu yaratmak amacıyla hazırlanmıştır"

'GENEL MÜDÜRLÜĞE BİLDİRMEME RAĞMEN HİÇBİRİ YAPILMADI'

Çorlu davasında savunma yapan son sanık Köprüler Şefi Çetin Yıldırım, "Balast tutucu şimdiki gibi yapılsaydı, su bu kadar kısa sürede menfezi götürmeyebilirdi” dedi

Yıldırım savunmasında şunları söyledi:

“6 ayda bir hazırladığım raporların son üçünde bu menfeze balast tutucu duvar yapılmasını önerdim. Aynı raporlarda 400 menfezde balast tutucu imalatın eksik olduğunu söyledik. Hat bakım kitabına göre acil bakıma ihtiyacı olan çok sayıda menfez var, bunları Genel Müdürlüğe bildirmeme rağmen hiçbiri yapılmadı. Bilecik’te, Edirne’de başka yerlerde var. Hem köprü hem menfez var."



Çorlu'daki tren faciasından yaralı olarak kurtulan Emre Kocaağa, yaşadıklarını BirGün'e anlattı. Kocaağa, "Omuriliğimde üç tane platin var, iki kemiğim yok, sol kolumda güç kaybı var, kırıldı ve yanlış kaynama var. Herhangi bir devlet görevlisi tarafından aranmadık, yardım, destek olmadı. Hastane ve sağlık masraflarımızı kendi cebimizden ödüyoruz. Sanıkları duyuyorsunuz, çoğu kişi yalan söyleyebiliyor. Adaletin yerini bulmasını umuyoruz" dedi.

Kocaağa, yargılanan sanıkların bir kısmının olayla hiçbir ilgisi olmadığını söyleyerek, "Asıl suçluların yargılanması ve cezalandırılması gerekiyor. Ahmet Aslan, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı, bunların da karşımıza gelip "Biz de suçluyuz" demeleri lazım, ancak onlar suçsuz olduklarını öne sürerek, demiryollarında çalışan elemanların suçlu olduğunu söylüyor. İhmal var mı? Var, yapıldıktan sonra orası yeniden boşaltıldı. Tekrar kaza olabilirdi. İnsanlar yeniden acı çekmesin, tekrar kazalar yaşanmasın istiyoruz. 25 canımız gitti, içimiz yanıyor. Temennimiz adaletin bir gün yerini bulması ve vicdanımızın rahatlamasıdır" diye konuştu.

25-kisinin-oldugu-corlu-tren-katliaminin-ikinci-durusmasi-basladi-622365-1.

DURUŞMA YARIN DEVAM EDECEK

Mahkemede alınan kararla sanıklar Turgut Kurt, Özkan Polat, Çetin Yıldırım’ın tutuklanmasına yönelik talep, "sanıkların duruşmayı düzenli olarak takip etmeleri, bütün dosya kapsamında değerlendirilerek" reddedildi.

Duruşmanın yarın saat 09.00’da kaldığı yerden devamına karar verildi.

NE OLMUŞTU?

Davanın 3 Temmuz günü Çorlu Adalet Sarayı Konferans Salonu’nda yapılan ilk duruşmasında kazazedelerin aileleri yer olmadığı gerekçesiyle salona alınmadı ve aileler darp edildi. Avukatlar, darbedilme talimatını kimin verdiğinin belirlenmesi için suç duyusunda bulundu. Mahkeme savcısı da suç duyurusunda bulunulması kararını destekleyip, mahkemeden talimatı kimin verdiğinin belirlenmesini istedi. Suç duyurusu ve dilekçe üzerine mahkeme heyeti davadan çekildiğini açıklayarak, dosyayı 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, heyetin davadan çekilme kararını reddetti.