300 Spartalı: Bir İmparatorluğun Yükselişi filmi ne denli doğru?

16.09.2019 08:31 YAŞAM


Rânâ G. Kahramanyol

İnceleyeceğimiz film, kendisinden önce gösterime giren 300 Spartalı filminin konu aldığı dönemi yansıtırken aynı zamanda o dönemin öncesinde ve sonrasında yaşananları da seyirciye aktarıyor.

Filmin konusuna, Artemision ve Salamis Deniz Muharebeleri ile bir kadın amiral olan Artemisia’nın intikam hırsı kaynak teşkil ediyor. Açılış sahnesinde, bir önceki filmde Thermophylae’de mağlup olan Leonidas’ın karısı Kraliçe Gorgo, Atina’nın yakılıp yıkılışını anlatıyor. Leonidas’ın başı da, alevlere teslim olmuş Atina’yı seyreden Kserkses’in elinde duruyor. Herodotos’tan öğrendiğimize göre Kserkses, Leonidas’ın başının gövdesinden ayrılmasını ve gövdesinin kazığa çakılmasını emretmiş. Atina’nın yakılıp yıkılması da gerçeği yansıtıyor zira Thermophylae’de Grekler mağlup olunca Pers ordusu, Atina’ya girerek akropolisi yakıp yıkmıştır.

Kraliçe Gorgo, olan biteni anlatırken birden çok kez, geriye yalnızca Atinalıların kaldığını söylüyor. Bu cümle seyircide, Persler geri kalan bütün Grek kentlerinde yaşayanları kıyımdan geçirmiş de mücadele etmek için geriye yalnızca Atinalı askerler kalmış gibi bir intiba bırakıyor. Oysa Herodotos’a bakacak olursak Atinalılar, ne Artemision ne de Salamis Muharebesi’nde yalnızdı. İki muharebe de MÖ 480 yılında Perslerle özgür Grek halkları arasında vuku buldu. Artemision Muharebesi’nde Atinalılar’ın yanı sıra Plataialı, Korinthoslu, Megaralı, Aiginalı, Sikyonlu, Lakedaimonialı, Epidauroslu, Eretrialı, Keoslu, Styralılar, Troizenli, Khalkisli ve Doğu Lokrisliler; Salamis Muharebesi’nde ise, Lakedaimonialı, Arkadialı, Korinthoslu, Sikyonlu, Epidauroslu, Phlioslu, Megaralı, Amprakialı, Leukaslı, Aiginalı, Eretrialı, Keoslu, Naksoslu, Styralı, Kythnoslu, Seriphoslu, Siphnoslu, Krotonlu, Meloslular, Malisli, Khalkisli, Troizenli, Elisli ve Hermioneliler de vardı.

Filmde Themistokles, Marathon Muharebesi’nin en yiğit kahramanı gibi gösteriliyor. Grekler, Persleri mağlup ederken Themistokles de Pers Kralı Ⅰ. Dareios’u göğsünün sol tarafına attığı okla, Kserkses’in gözleri önünde yaralıyor. Sonraki sahnede Dareios, göğsünde ok, yatağında uzanırken oğlu Kserkses ve amirali Artemisia yanı başında bekliyorlar. Yarası ağır olan kral kısa süre içinde ölüyor. Herodotus’un Tarih adlı eserinde, Marathon Muharebesi’nin anlatıldığı 6. kitapta muharebenin öne çıkan ismi olarak bir başkası anılıyor: Stesagoras oğlu Kimon’un oğlu tyran Miltiades. Ardıl kaynaklarda Themistokles’in, muharebede bulunup da öne çıkan ikinci kişi olduğundan bahsedilse de bu bilgiye şüphe ile yaklaşmak gerekebileceğini yazanlar da vardır zira Themistokles’in, Perslere karşı yapılan Artemision ve Salamis Deniz Muharebeleri’nde çarpışması ardıl kaynakları yazanları etkilemiş ve onu Marathon Muharebesi’nin de zaferine ortak etmek istemelerine yol açmış olabilir. Filmde olanın aksine, Kral Ⅰ. Dareios, Marathon Muharebesi’nde bulunduğuna şüphe ile yaklaştığımız Themistokles tarafından vurularak öldürülmedi. Otuz altı yıl hüküm sürdükten sonra, MÖ 487 yılının Ekim ayında doğal nedenlerden ötürü yaşamını yitirdi.

Filmde Kserkses, Themistokles tarafından öldürülen babasının naaşının yanında yedi gün yas tutuyor ve Artemisia’nın yüreklendirmesi ile kral olmak üzere hazırlanıyor. Dareios ölmeden evvel, Grekler’in yalnızca tanrılar tarafından yenilebileceğini söylüyor. Artemisia da Kserkses’a Grekler yalnızca tanrılar tarafından alt edilebiliyorsa o zaman onun da bir tanrı olması gerektiğini söylüyor. Böylece Artemisia, dört bir yandan büyücüler ve rahipleri topluyor. Kserkses, kadim iksirlere batırılmış Kimmer bezleri ile sarılarak çöle yollanıyor. Sıcaktan ve susuzluktan ölmek üzereyken bir münzevinin mağarasına rastlıyor. Mağaranın içinde kendini sapkın ve şeytani bir güce teslim ediyor. İçinde insanlık ve merhametten eser kalmayan Kserkses, maddi ve manevi bir dönüşüm geçiriyor. Kılsız, pürüzsüz, gözleri kızıl kordan ve insani ölçülerin üstünde bedene sahip yeni bir adama dönüşüyor. Tarihte, Kserkses’in tahta çıkışı filmdeki gibi olmuyor. Dareios’un, Gobryas’ın kızı olan ilk karısından üç çocuğu vardı. Bu çocuklardan en büyüğü Artobazanes idi. İkinci karısı Kyros kızı Atossa’dan ise dört çocuğu vardı ve bunların içinde de en büyüğü Kserkses idi. Oğulları arasında Dareios ölmeden taht kavgası çıkmıştı. Pers törelerine göre de Dareios’un vârisini seçmesi gerekiyordu. Taht, âdet olduğu üzere yaşça en büyük çocuğun hakkıydı ve Artobazanes de Kserkses’ten büyüktü. Ne var ki Kserkses tahtta annesi Atossa’dan ötürü hak iddia ediyordu çünkü Atossa’nın babası Kyros, Perslere özgürlük sağlamıştı. Artobazanes, babası tahta çıkmadan evvel Kserkses ise babası tahta geçtikten sonra dünyaya gelmişti. Ayrıca babasına, Sparta’da bir kralın tahta çıkmadan önce doğmuş çocuklarının tahta çıktıktan sonra doğmuş çocuklarına rakip sayılmadığını örnek gösteriyordu. Oğlunu haklı bulan kral, Kserkses’i halefi ilân etti. Herodotos, Atossa’nın krala söz geçirebildiğini ve Atossa istediği için zaten tahta geçecek olanın Kserkses olduğunu yazar. Filmde Kserkses’in taht mücadelesine yer verilmediği gibi herhangi bir kardeşinden de bahsedilmiyor.

Amiral Artemisia’ya gelelim. Filmde, Artemisia’nın annesine piyade bölüğünden askerler tecavüz ediyor. Ailesinin geri kalan fertleri gibi annesi de katlediliyor ve kendisi de daha çocuk yaşta köle olarak alıkonuyor. Yıllarca istismar ediliyor ve bir gün dövülerek gemiden atıldığı sırada ölmek üzereyken Pers ulağı tarafından fark edilip kurtarılıyor. Gördüklerimizden anladığımız kadarıyla, Pers ulağı onunla bizzat ilgilenmiş ve kılıç kullanmayı öğretmiştir. Kılıç kullanmadaki mahareti sayesinde Kral Dareios’a nice kralın kellesini getiren Artemisia, sadâkati ve başarısıyla kralın beğenisini kazanıyor. Öyle ki kral onu, öz oğlu Kserkses’in bile asla olamayacağı kadar kusursuz bir savaşçı olarak görüyor. Dareios’un gözde amirali Artemisia, kralın ölümünün ardından Kserkses’i tahta geçmesi için yüreklendiriyor. Çıkarcı bir kadın olduğu için de sarayda Kserkses’in güvenip akıl danıştığı, sevdiği ve kendisini seven kim varsa öldürüyor. Filmde aktarılanın aksine Artemisia, çocuk yaştayken ailesini sarsıcı bir biçimde kaybedip yıllarca köle olarak satıldıktan sonra dövülerek ölüme terk edilmemiştir. Herodotos’tan öğrendiğimize göre, Halikarnassoslu satrap Lygdamis’in kızıydı ve ana tarafından da Creteliydi. Satraplar, Sasaniler ve Hellenlerde olduğu gibi Med ve Ahameniş İmparatorluklarına ait eyaletlerin valileri idi. Babasından sonra tahta geçen Ⅰ. Artemisia bir evlilik yapmıştı. Adına tarihi kayıtlarda rastlamanın şimdiye kadar mümkün olmadığı kocasının, kendisinden evvel öldüğü ve bu evlilikten de Ⅰ. Pisindelis adını verdiği oğlunun dünyaya geldiği bilinmektedir. Babası MÖ 484 yılında ölen Artemisia, kocası öldüğü ve oğlu da henüz çocuk yaşta olduğu için Halikarnassos’un kraliçesi olmuştur. Yani filmdekinin aksine, evlenip çocuk sahibi olmuş soylu bir kadındı. Persler, MÖ 546 yılında Lydia İmparatorluğu’na son verdikten sonra kıyı şeridindeki kentleri ele geçirmeye başlamıştı. Kentlerden bazıları Perslerle iş birliği yaparken bazıları da Perslere karşı tavır almıştı. Artemisia’nın yönetimindeki Halikarnassos da Perslerle iş birliği yapan kentler arasındaydı. Kaynaklarda Artemisia, cesareti ve zekâsıyla anılır. Perslerin müttefiki olmanın yanı sıra Kserkses’in fikirlerine güvendiği bir kadındı ancak filmde olan gibi Kserkses’i tahta geçmesi için yüreklendirmemiş ve kralın saraydaki güvenilir adamlarını bir bir öldürmemişti. Herodotos, ondan bahsederken “erkekçe korkusuz” ifadesini kullansa da Artemisia’nın kılıç kullanmada son derece mahir olduğundan bahsetmez. İlâveten, filmde aktarılanın aksine kralın daima yanı başında duran danışmanı değildir. Kralın gözünde, kendi oğlu Kserkses’in bile asla olamayacağı kadar kusursuz bir savaşçı olduğuna dair aktarım da abartıdır. İlâveten, Artemisia’nın filmdeki kıyafetleri de gerçeği yansıtmıyor. Artemisia soylu bir kadındı ve soylu kadınların belli bir biçimde giyinmeleri icap ederdi. Peplos yahut chiton diye adlandırılan iki tür dökümlü ve açık renk elbiseden birini tercih edebilirler ve dışarı çıkacakları zaman omuzlarına bir çeşit pelerin diyebileceğimiz himationu alırlardı. Saçlarını toplu tutarlar ve yalnızca yas tutarken koyu renk giyinirlerdi. Beyaz ten, asaletin simgesi olduğundan kadınlar yüzlerini türlü malzemelerle beyazlatırken dudakları ve yanaklarını kırmızı boyalarla renklendirirlerdi. Oysa Artemisia filmde, vücudunu saran, genellikle koyu renk ve göğsünü açıkta bırakan elbiseler giyiyor, saçlarını salık bırakıyor ve gotik bir göz makyajı yapıyor.

Filmde Themistokles, Artemisia tarafından bir ulakla gemiye davet ediliyor. Artemisia, Themistokles’e müttefiki olmasını teklif ediyor ancak ittifak kurma talebini reddeden Themistokles gemiden kovuluyor. İkili arasında aynı gece bir birliktelik de yaşanıyor fakat ne birliktelik sahnesi ne de Artemisia’nın müttefiklik teklifi gerçeği yansıtıyor. Filmde, ikisi konuştukları sırada Themistokles aile kurmadığını ve tek gerçek aşkının donanma olduğunu söylüyor. Oysaki Themistokles’in, Lysander kızı Archippe’den olma beşi kız beşi erkek, on çocuğu vardı.

“300 Spartalı: Bir İmparatorluğun Yükselişi”, Artemision ve Salamis Deniz Muharebelerini bu muharebeler yalnızca iki kişi önderliğinde yapılmış gibi gösteriyor: Artemisia ve Themistokles. Filmdeki karakterlerin inandıkları değerlere adanmışlıkları ve ikisi arasındaki düzmece husumetin verdiği hırs, konuyu iki kişiye odaklamış. Filmin süresi kısıtlı olduğu için bu anlaşılamayacak bir durum değil ancak doğruluk bakımından incelendiğinde filmin tarihi gerçeklerle daha az örtüştüğünü söyleyebiliriz.

Themistokles Marathon Muharebesi’nden sonra, geri gelecek olan Pers ordusuna karşı destek kuvvet talebinde bulunmak için Sparta’ya gidiyor. Bu, onun ilk ziyareti oluyor. Perslere karşı harp ilân etmek isteyen Leonidas, kâhine danışmak için oradan ayrıldığından Themistokles, Kraliçe Gorgo ile görüşüyor. Sparta’da hoş karşılanmayan Themistokles, destek talebi reddedilince geri dönmek zorunda kalıyor. Tarihte, Atinalılar Sparta’dan yardım istemişlerdir ancak Marathon Muharebesi sonrası değil öncesinde ve Sparta’ya giden Themistokles değil atlet Pheidippides’tir. Spartalılar da yardım sözü vermiş ancak yola çıkmak için beklemişlerdir çünkü o sırada ayın henüz dokuzu idi ve yasaya göre ayın on beşindeki dolunaya değin yola çıkamazlardı. Spartalılar, Marathon Muharebesi’ne yardıma gittiklerinde ise geç kalmışlardı zira Persler çoktan mağlup edilmişti.

Filmde, Themistokles’in Sparta’yı ikinci kez ziyaret ettiğini görüyoruz. Themistokles, kocasını şehit vermiş Kraliçe Gorgo’dan bir kere daha destek kuvvet talebinde bulunur. Sparta’yı ziyaretinden hemen önce Artemision Muharebesi vuku bulur ancak Grekler mücadelenin sonunda yenilir. Bu sırada, ilk filmde Leonidas’a destek vermek için gelen Arkadialıların başı Daksos da Thermopylae Muharebesi’nin yenilgi ile sonuçlandığını ve herkesin öldüğünü haber vermeye Artemision’a gelir. Themistokles, Daksos’u bütün kent ve köylere haber vermesi için görevlendirirken kendisi de Atina’ya durumu bildirmek üzere yola çıkar. Thermopylae’de de Kserkses, Ephialtes’i Atina’ya gidip Perslerin bütün hışmı ve görkemi ile üzerlerine geleceğini haber vermesi için görevlendirir. Bu sözünü destekleyecek kanıt olarak da ölmüş kral Leonidas’ın kılıcını beraberinde götürmesini söyler. Ephialtes’le Atina’da karşılaşan Themistokles ondan kılıcı alır ve ikinci kez Sparta’yı ziyaret ettiğinde bu kılıcı Gorgo’ya verir. Gorgo tarafından bir kez daha reddedilir ve tek başına muharebe meydanına geri döner. Kaynaklara bakacak olursak, hem Artemision hem de Salamis Muharebesi’nde Spartalıların Atinalılara yardım ettiğini görmek mümkündür. Herodotos, her iki muharebede Themistokles’in yanı sıra Spartalı Eurybiades’in de amiral olarak görev aldığını yazar. Hatta Artemision öncesinde müttefikler, Sparta’nın asker yetiştirmedeki namını bildikleri için, yüksek komutayı bir Spartalı almaz ise muharebeden çekileceklerini bildirmiştir. Öyle ise filmdeki yardım talebi, zaten yardım alıyor olduklarından, asılsızdır. Themistokles’in, Kraliçe Gorgo’ya Leonidas’ın kılıcını geri götürmesi de gerçeği yansıtmıyor. Ephialtes ile ilgili konunun tartışmaya açık olduğunu bir önceki filmi incelerken teferruatlı olarak anlatmıştık. Özet olarak burada da, böyle bir adamın var olup olmadığının şüpheli olduğunu ancak filmdeki fiziksel görünümünün kurgu eseri olduğunu belirtelim.

Çarpışma sahneleri pek kanlı ve vahşi ancak yine Grek askerleri altlarına giydikleri kısacık bir parça haricinde çıplaklar, kimileri tulga takarken kimileri takmıyor. Askerlerin giyim tarzının bu biçimde olmadığını, gövdelerini koruyan bir zırhın yanı sıra baldırlarını da koruyan bir zırh giydiklerini ve tulga taktıklarını belirtmekte fayda var.

Filmde, Salamis Muharebesi’nde amiral Artemisia’nın ölümü Themistokles’in elinden oluyor. Sparta donanması sürpriz bir karar ile yardıma geliyor ve onlar yaklaşırken Themistokles, Artemisia’ya filikayla kaçmak için fırsatı olduğunu hatırlatıyor ancak mağlubiyeti kabul etmek istemeyen Artemisia çarpışmaya devam edince Themistokles tarafından öldürülüyor. Gerçekte, muharebe esnasında gemisinin bir Atina gemisi tarafından takip edildiğini fark eden Artemisia, Grek müttefikiymiş gibi davranarak Pers müttefiki olan Kalynda Kralı Damasithymos’un gemisine çarptı. Böylece Atina gemisi son anda saf değiştirdiğini düşünerek onu takip etmeyi bıraktı. Muharebeyi uzaktan seyreden Kserkses ise çevresindekiler tarafından yanlış bilgilendirildi. Artemisia’nın gemisini tanıyanlar Damasithymos’un gemisini tanımamış olacaklar ki bir Grek gemisini batırdığını söyleyerek onu övdüler. Böylece Artemisia, hem canını hem de gemisini kurtarmanın yanı sıra Kserkses’in gözünde kendi değerini artırdı.

Ayrıca, muharebe bittikten sonra gemi enkazlarının arasında Kserkses’in, Pers donanmasının başındaki kardeşi Ariabignes’in cansız bedenini tanıyıp krala getiren de Artemisia’dır. Muharebe devam ederken Pers ordusu komutanı Mardonios, Kserkses’e yurduna dönmesini tavsiye eder. Kendisi üç yüz bin seçme asker ile bölgede kalıp müdafaaya devam edecektir. Kserkses bu konuda Artemisia’ya danışır ve onun da aynı şekilde düşündüğünü öğrenince kendine tavsiye edileni yapar. Yanında dolaştırdığı gayrimeşru çocuklarını Ephesos’a götürmesi için de Artemisia’yı görevlendirir. Daha sonra da onu kahramanlığından dolayı ödüllendirir. Artemisia’nın, Salamis Muharebesi’nde Themistokles tarafından öldürülmediği kesinlik ile bilinirken ölümüne dair efsâneler olsa da gerçekte nasıl öldüğü tespit edilememiştir.