Google Play Store
App Store

Hrant’ı hedef haline getiren 301’inci maddenin kaldırılmasına karşı tavrıyla bilinen Cemil Çiçek, Meclis Başkanı oldu. Çiçek, Türk siyasetinde ‘her devrin adamı’ olarak da biliniyor

Hrant’ı hedef haline getiren 301’inci maddenin kaldırılmasına karşı tavrıyla bilinen Cemil Çiçek, Meclis Başkanı oldu. Çiçek, Türk siyasetinde ‘her devrin adamı’ olarak da biliniyor 

ANAP’TAN AKP’YE
AKP’nin 3’üncü iktidar döneminde Meclis Başkanlığı’nı yıllardır AKP’de siyaset yapan Cemil Çiçek yürütecek. Mehmet Ali Şahin’den sonra Meclis Başkanlığı görevini yürütecek olan Cemil Çiçek, Anavatan Partisi (ANAP) döneminde Aileden Sorumlu Devlet Bakanı; AKP’nin 58 ve 59’uncu hükümet döneminde Adalet Bakanı, Hükümet Sözcüsü; 60’ıncı hükümet döneminde ise Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı.

‘NİJERYALIYA TÜRKÇE ÖĞRETTİK’
Her devrin adamı” Cemil Çiçek, Hrant Dink’i hedef haline getiren 301’inci madde için, “301’i abartmaya gerek yok” demişti. Çiçek Kürtlerle ilgili de “Nijerya’daki Nijeryalılara Türkçeyi öğrettik, Hakkâri’dekine, Diyarbakır’dakine öğretemedik” dedi. Muhafazâkar Çiçek, gençlere verdiği “Bizi Türk milleti olmaktan çıkaracak davranışları ‘cinsellik’ adı altında tasvip etmemiz mümkün değildir” gibi sözleriyle hatırlanıyor.

AKP’nin 3’üncü iktidar döneminde Meclis Başkanlığı’nı yıllardır AKP’de siyaset yapan Cemil Çiçek yürütecek. Mehmet Ali Şahin’den sonra Meclis Başkanlığı görevini yürütecek olan Çiçek, Anavatan Partisi (ANAP) döneminde Aileden Sorumlu Devlet Bakanı; AKP’nin 58 ve 59’uncu hükümet döneminde Adalet Bakanı, Hükümet Sözcüsü; 60’ıncı hükümet döneminde ise Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı.
Çiçek 1946’da Yozgat’ta doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Çiçek, Milli Türk Talebe Birliği’nde (MTTB) siyaset yaptı.
12 Eylül’ün ardından ANAP’ın 37 kurucu üyesi arasında yer aldı. 1984’te ANAP’ın Yozgat Belediye Başkanı adayı olarak girdiği seçimde Belediye Başkanı oldu. Turgut Özal’a “Ağabey” diye hitap edecek kadar yakın olan Çiçek, Semra Özal’ın 1989’da İstanbul İl Başkanlığı’na aday olması sonucu ANAP’tan ayrıldı.
Siyasete bir süre ara veren Çiçek, Mesut Yılmaz’ın liderliğindeki ANAP iktidarında Devlet Bakanı olarak siyasete döndü. Bu süreçte eğitimle ilgili yaşanan tartışmada 8 yıllık kesintisiz eğitime karşı çıktığı için partiden ihraç edildi.
Dönemin İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilişki geliştiren Çiçek, Fazilet Partisi’ne girer.
Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından bağımsız kalan Çiçek, Milli Görüş içindeki yenilikçi kanatla birlikte AKP’nin kuruluş çalışmalarına katılır.
Çiçek’in siyasi geçmişi böyle. Ancak bir siyasetçi olarak dikkat çeken daha farklı yanları var. Çiçek’in açıklamalarında en çok dikkat çeken yan aşırı milliyetçi söylemi. Çiçek’in bazı açıklamaları şöyle:
‘ARKADAN HANÇERLEYEN HAİNLER’
» “Milletçe, devletçe yoğun çaba içindeyken bu çabaları arkadan hançerlemek ne anlama geliyor? Şimdi siz, o zaman falanca ülkenin parlamenterlerini nasıl ikna edeceksiniz? Bunlar pekala diyecek ki ‘Siz bizi ikna etmeyin, gidin Boğaziçi Üniversitesi’nde, Boğaz’a bakarak bu yalanları söyleyenleri ikna edin.’ Dolayısıyla bu, Türk milletini arkadan hançerlemektir. Bunu açık olarak söyleyebilirim. Birçok cemiyetler, dernekler var ya, ‘Bu ülkede özgürlük yok’ diyorlar ya, bu ülkede milleti arkadan hançerleme, bu millete iftira etme özgürlüğü var. Hükümet olarak bir yetkimiz olsaydı gereğini yapardık. Keşke Adalet Bakanı olarak dava açma yetkisini devretmeseydim. Bu milletin nüfus cüzdanını taşıyanların bu milletin aleyhine propaganda yapma, hıyanet etme dönemini artık kapatmamız lazım.” (24 Mayıs 2005’te Adalet Bakanı olarak Meclis’te yaptığı bu konuşmanın ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılması planlanan “Osmanlı Ermenileri” konulu konferans Bilgi Üniversitesi’nde yapılmak zorunda kalınır.)
» “301’i abartmaya gerek yok. 301’den mahkûm olmuş, hapse girmiş kimse var mı?” (Cemil Çiçek Adalet Bakanı iken Hrant Dink Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinden yargılanıyordu. ‘Türklüğü aşağılamak’tan yargılanan Dink, 301’inci madde nedeniyle hedef gösteriliyordu ve 19 Ocak 2007’de uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.)
“301’İ PAMUK BELA ETTİ”
» “301. maddeyi ilk başta Avrupa Birliği de benimsedi. Orhan Pamuk dava konusu sözleriyle ilgili etik davranmadı. Önce ‘Bunları söyledim’, sonra da ‘Söylemedim’ dedi. Baştan ‘Söylemedim’ dese dava hemen düşecekti. 301 işini Türkiye’nin başına açan kişi Orhan Pamuk’tur!” (Orhan Pamuk 301’den yargılanırken Adalet Bakanı Cemil Çiçek böyle konuşmuştu.)
‘ÇARŞAF VERMESE MİYDİK’
» “Maalesef öyle (intihar) gözüküyor. İp olmasa bile çarşaf var orada. Çarşafı kesiyor yine yapıyor. Çarşafsız da yatıracak halimiz yok.” (Van 100. Yıl Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı, yolsuzluk iddiasıyla Savcı Ferhat Sarıkaya’nın yürüttüğü operasyonda tutuklandınmıştı. Dört ay hâkim karşısına çıkarılmayan Arpalı hücresinde intihar etti. Cemil Çiçek intiharı böyle yorumlamıştı. Dava ise beraatle sonuçlandı.)
‘NİJERYALIYA TÜRKÇE ÖĞRETTİK’
» “Bizi Türk milleti olmaktan çıkaracak davranışları ‘cinsellik’ adı altında tasvip etmemiz mümkün değildir. Siz Fransız değilsiniz. Türk olduğunuza göre Türk gibi düşünmek zorundasınız.” (Devlet Bakanı olarak gençlere öğüt verirken)
» “Nijerya’daki Nijeryalılara Türkçe’yi öğrettik, Hakkâri’dekine, Diyarbakır’dakine hâlâ Türkçe’yi öğretemedik. Bu, devletimizin ayıbıdır, bizim ayıbımızdır. Çünkü eğitime yeteri kadar önem vermedik, veremedik. Bunun bedelini yoksulluk olarak ödüyoruz, terör olarak ödüyoruz.” (Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde Meslek Yüksek Okulları temel atma törenlerine katılmak için geldiği Yozgat’ta devlet olarak eğitime yeteri kadar önem verilmediğini bu sözlerle anlatmıştı.)
‘SÜNNETSİZ TERÖRİSTLER’
» “Ermeni terörü ile PKK terörü arasında yakın işbirliği var, bunlar kan kardeşidir. Zaten, özür dilerim, bazı teröristlerin sünnetsiz oluşu, size çok şeyi ifade ediyor demektir. Yani bu bir rivayet falan değil, biz kimin ne olduğunu iyi biliyoruz!” (OSTİM Organize Sanayi Bölgesi yönetim binasında, işadamlarıyla bir araya geldiğinde PKK’nin yabancı istihbaratların “taşeronu” olduğu iddiasını bu sözlerle dile getirmişti.)
» “Hergele Meydanı’nda açıkladılar. Entel zırva, entel fitne! Dikiş yerimize jilet attılar!” (Aralarında Prof. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Baskın Oran’ın da bulunduğu bir grup aydının Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu’nu bu sözlerle yorumlamıştı.)

Hatıra diye boş mermi kovanlarını topladı

Cemil Çiçek açıklamaları kadar bazı icraatlarıyla da gündeme geldi. Eğirdir Dağ Komando Okuluna ziyaretinde burada yapılan tatbikat sonrası G-3 piyade tüfeğiyle yapılan atışlardan geriye kalan iki boş kovanı hatıra olarak almak istedi. Bu olayın ardından dönemin Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ ile aralarında yaşanan ilginç diyalogda gündeme oturmuştu. Başbuğ, Çiçek’e “Aman dikkat et, iyi sakla, Ergenekon’dan içeri girersin” diye espri yapmış, Çiçek’in ise cevabı “O saklayana göre değişir” olmuştu.
Cemil Çiçek’in 12 Eylül Darbesi’nin hemen ardından işkenceyle öldürülen öğretmen Cengiz Aksakal’ın biri üstteğmen diğeri astsubay olan işkencecilerine verilmiş olan 2 yıl 1’er aylık cezayı bozmak ve hükümlülerin yeniden yargılanmasını sağlamak amacıyla yazılı emirle başvuruda bulunduğu ortaya çıkmıştı. Yargıtay başvuruyu reddetmeyip kabul etmiş olsaydı, dava uzayacak ve dava 25 yıllık zamanaşımı gerekçesiyle düşecekti.
İnsan hakları İzleme Örgütü (HRW) yöneticisi Kenneth Roth’un da Cemil Çiçek’le ilgili izlenimi bir hayli dikkat çekiyor. 2008’de Türkiye’de insanlara şiddet uygulayan polislerin neden cezalandırılmadığı konusunda Çiçek’le görüşen Roth’un izlenimleri şöyle: “Daha küçümseyici ve savunma halinde olamazdı. Polis şiddetiyle ilgili sorunun varlığını bile reddediyor. Polis şiddeti vakaları hatırlatıldığında bunu polisin terörizm karşısındaki psikolojisine bağlıyor. Gündeme getirilen insan hakları ihlalleriyle ilgili her konuda bir karşı mazeret öne sürdü. Anayasa reform, dediğimizde AB’deki anayasa sürecinin de durduğunu, ifade özgürlüğü dediğimizde AB’nin Türkiye’ye karşı tutumunu, polis şiddeti dediğimizde PKK’nin şiddetini gündeme getirdi. Çiçek’in insan haklarından sorumlu bakan olması ironik. Bana acaba Çiçek insan haklarına saygı duyan bir bakan mı, yoksa insan haklarını ihlal bakanı mı, diye düşündürdü.”