birgün

11° PARÇALI BULUTLU

SİYASET 07.09.2020 04:00

4 Eylül meğer 28 Şubatmış

Cumartesi Twitter coşmuştu yine, binlerce kullanıcı şu ifadeleri paylaşmaktaydı: “Uşşaki tarikatı şeyhi Fatih Nurullah Sakarya’nın Akyazı ilçesinde 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismardan tutuklandı’ haberine erişim engeli gelmiş.”

Milyonlarca kişi gibi mahkemenin yasak kararını ve ne olduğunu ben de öğrenmiş oldum. Mahkemenin kararı bir yana, ‘A Haber’in bir haberini aktarmamda sakınca yoktur sanırım.

Salona girdiğimde A Haber açıktı, orada iki adam ayakta konuşuyordu, konu şu tarikat şeyhinin yediği ve mahkemenin yayın yasağı koyduğu malum haltlar, uzun uzun aslında o şahsın ‘Uşşaki’ vakfıyla alakasının olmadığını anlatıyorlardı, nasıl oldu anlayamadım, konuyu 28 Şubata bağladılar. “ODATV o bilgilere nasıl ulaşmış, emniyet mi vermiş bunları” gibi şeyler duydum.

Emniyet kime bağlı? İçişleri Bakanı’na. Onun istifasını fiilen kim engellemişti? MHP lideri. Ee, yeni bir 28 Şubat’ı kim tezgâhlıyordu? Kafam karıştı.

Böyle bir şey olabilir mi? Buna inanabiliyor musunuz?

Tabii ki inanamadım! Kim cüret edebilir emniyeti ve bakanı böyle bir töhmet altına almaya!

Ama yine de A Haber şimdi bunlara 28 Şubatçı mı demeye getiriyor diye şaşakaldım. Acaba yanlış mı anladım diye Google araştırması yaptım haliyle. Ekranda gördüğüm Sabah gazetesinden Kenan Kıran’mış ve onun imzasıyla yayınlanan ahaber.com.tr’deki haberini videosuyla birlikte buldum (Bkz: https://tinyurl.com/y6xmrjas)

“Din istismarcısını ‘efendi’ olarak tanıttılar / Operasyonel medyadan yine 28 Şubat haberciliği” başlığıyla verilen haberdeki videoda Kenan Kıran aynen şöyle konuşmaktaydı:

“Şunu da merak ediyorum. Babayla bu sapkın kişi arasındaki telefon görüşmeleri ODATV’ye nasıl düşüyor? Resmi bir dinleme mi yapılmıştır? Ve konuşmalarda ‘aman ODATV bizi yayınlamasın şeklinde’, kendilerinin verdiği haberde bu ifadeler geçiyor, yani ODATV babayla o sapkın arasındaki görüşmeleri nasıl ele geçirdi? Emniyetin ya da savcılığın yaptığı takibin sonucu mu? Resmi bir soruşturma mıydı? Yani şimdi neden ortaya çıkardı? Yani yeni bir Müslüm Gündüz, Fadime Şahin, Ali Kalkancı senaryosu uygulanmak isteniyor.”

Haberde her ne kadar “ODA TV’nin başını çektiği bu operasyonel medyanın yaşanan çirkin olayla ilgili paylaşımlarını Sabah Gazetesi Editörü Kenan Kıran A Haber canlı yayınında deşifre etti” dense de, hakikatte kendisinin sorduğu ve deşifre edilmesi gereken asıl mesele cevapsızdı: “ODATV babayla o sapkın arasındaki görüşmeleri nasıl ele geçirdi? Emniyetin ya da savcılığın yaptığı takibin sonucu mu? Resmi bir soruşturma mıydı? Yani şimdi neden ortaya çıkardı?”

Vay canına! Vay canına! Kim kimi yirmi sekiz şubatlıyordu veya daha doğrusu (haberin yayın tarihi itibarıyla) dört eylüllüyordu yine?!

Sonra Google’a ‘Uşşaki’ ve ‘28 Şubat’ diye yazdım ve birçok İslamcı sitede aynı tespitleri gördüm. Hürriyet’te haberi ‘Utanmaz Adam’ manşetiyle veren Ahmet Hakan ise önce “Sürekli kadınlardan, cinsellikten, kız çocuklarından, evlenme yaşından söz eden ve başka hiçbir meseleyle ilgilenmeyen güya hocalar titizlikle araştırılmalı” demişti. Sanırım şu 28 Şubat goygoyu üzerine çark etti ve bir gün sonra tacizci hakkında şunları da ilave etmeye gerek duydu: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘Çok çamlar deviriyor’ diye hedef alıyordu. Hükümeti maneviyatta Ahmet Davutoğlu’na teslim ettiğini söylüyordu. Müritlerine FETÖ gibi devlete yerleşmekten söz ediyordu.”

Yaa işte böyle. İslamcıların İslamcılara darbe girişiminden dört yıl sonra hâlâ İslamcıların elindeki devlet (emniyet ve savcılık) yine İslamcılara karşı 28 Şubat tezgâhı mı kuruyormuş, post-post bir modern darbe mi yapıyormuş? Tezgâhı kuran kimmiş? Kim? Ben onların yalancısıyım. Soruyu onlar sorduklarını göre cevabı da onların vermesi lazım.

ODATV elbette gazetecilik yapmıştır. Gazeteci haber kaynağını elbette söylemez, bu evrensel bir kuraldır. Ama ‘gasteci’ Kenan Kıran kendi sorusunu bilerek cevapsız bırakmıştır: “Görüşmeleri nasıl ele geçirdi? Emniyetin ya da savcılığın yaptığı takibin sonucu mu? Resmi bir soruşturma mıydı? Yani şimdi neden ortaya çıkardı?”

İslamcıların ve aslında Cumhur İttifakı bileşenlerinin cenahında tuhaf işler oluyor vesselam.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız