5’inci İzmir Rüzgâr Sempozyumu başladı

03.10.2019 13:30 EGE'DE BİRGÜN
Elektrik Mühendisleri Odası ve Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubeleri tarafından 5’inci İzmir Rüzgâr Sempozyumu ve Sergisi başladı

AYCAN KARADAĞ

Makina Mühendisleri Odası ve Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubeleri tarafından düzenlenen 5’inci İzmir Rüzgâr Sempozyumu ve Sergisi, Tepekule Kongre Merkezi’nde başladı. Sempozyum ve sergi, 5 Ekim tarihine kadar sürecek.

5’inci İzmir Rüzgâr Sempozyumu Yürütme Kurulu adına konuşan İskender Kökey, “Bugün bizleri bir araya getiren 5. Sempozyum ve Sergimiz için ilk yürütme kurulu toplantımızı yaklaşık 1,5 yıl kadar önce, 2018’in Eylül ayında gerçekleştirdik. O günden beri, yürütme kurulu başkanımız Sayın Alper Kalaycı ve meslek odalarımızın iki şubesinden üye yürütme kurulu üyelerimizle sayısız kez bir araya gelerek, önümüzdeki 3 günlük sürede tartışacağımız sempozyum ve sergimizi sektör için en verimli hale getirmeye çabaladık. Sempozyumumuz süresince, sektörün deneyimlerini paylaşacağı 6 ana konu başlık olacak. Yerli Rüzgâr Endüstrisi, Denizüstü ve Karasal YEKA’lar, Rüzgâr Santrallerinin İşletilmesi ve Bakımı, Rüzgâr Santrallerinde Dijitalleşme, Rüzgâr Santrallerinde Çalışma Güvenliği, Rüzgâr Santrallerinin Ekonomik ve Çevresel ve Sosyal Etkileri olacak” diye konuştu.

5-inci-izmir-ruzgar-sempozyumu-basladi-632671-1.

“TEHDİDİN ADI EKOLOJİK YIKIM”

Makina Mühendisleri Odası (MMO) İzmir Şube Başkanı Yüksel Yaşartekin ise, Dünyanın, her gün artan bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, “Bu tehdidin adı ekolojik yıkım. Dünyanın büyük bir çevresel felakete doğru hızla ilerlemesi karşısında çözüm arayan bilim insanları, özellikle küresel ısınma konusunda önlem alınmaması halinde yeryüzündeki canlı varlığının çok da uzun sürmeyeceği konusunda sıklıkla uyarılarda bulunuyor. Ekonomik eşitsizliklere paralel olarak ekolojik kriz her geçen gün daha büyük bir tehdit olarak öne çıkmakta. Geçtiğimiz günlerde dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın ‘iklim adaleti’ talebiyle sokaklara çıkmasına neden olan, Greta Thunberg isimli çocuğun Birleşmiş Milletler ’deki konuşması ile gündeme oturan ekolojik krizin en önemli kaynaklarından biri de fosil yakıtlar. Başta petrol olmak üzere fosil yakıtların aşırı tüketimi dünyamızı tehdit etmekte. Çevresel risklerine ek olarak, böylesi enerji kaynaklarının uzun vadede tükenme aşamasına geleceği ve buna bağlı olarak fiyatlarının yükseleceği ve bu yükselişin büyük bir enerji krizini tetiklemesi olasılığı bir diğer gerçek olarak önümüzde duruyor” dedi.

5-inci-izmir-ruzgar-sempozyumu-basladi-632672-1.

Yaşartekin şunları söyledi: “Başta ilimiz olmak üzere ülkemizin rüzgâr potansiyeli kullanım oranının, doğaya, çevreye, kültürel ve tarihi dokuya zarar vermeden büyütülmesi olanaklıdır. Elektrik Mühendisleri Odası ve Makina Mühendisleri Odası olarak, kaynakların yerli olmasının yanında bu kaynaklar için kullanılacak ekipmanlardaki yerli üretimin de önemli olduğunu ifade ediyoruz. Yerli ekipman ve teknoloji geliştirilmesi konusunda ülkemizin henüz emekleme aşamasında bulunduğundan hareketle, rüzgâr ve güneş enerjisine ilişkin Ar-Ge çalışmalarının, enerji alım fiyatlarına dayalı mali mekanizmaları aşacak bir şekilde teşvik edilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.”

“ÇEVREYİ VE YÖREDEKİ EKONOMİYİ DE KAPSAYAN ÖMÜR BOYU MALİYET ANALİZLERİ YAPILMALIDIR”

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şube Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu da, dayalı kurulu gücün, akarsu santrallarına yaklaştığını ifade ederek, “Temmuz 2018’den Temmuz 2019’a bir yıllık dönemde rüzgâra dayalı kurulu güç yüzde 7,8 oranında artarken, akarsu santrallarında ise artış oranı ise yüzde 3,14 düzeyinde kalmıştır. Yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanımında, özellikle HES projelerinde karşımıza çıkan çevre sorunlarının, rüzgâr ve güneş projelerine de sıçraması engellenmelidir. Günümüzde geliştirilmiş en temiz enerji üretme yöntemlerinin bile, kâr hırsı nedeniyle çevre yıkımlarına neden olduğu hepimiz tarafından bilenen gerçeklerdir. Özellikle ÇED süreçlerinin iyileştirilip, toplumsal fayda analizlerine dayalı bütüncül değerlendirmelere göre, yatırımlara izin verilmesi; yatırımcılarımızın da çıkarınadır. Bugün HES kelimesi hemen hemen tüm yörelerde ‘doğa tahribatı’ kelimeleriyle eş anlamlı gibi algılanmaktadır. Bu nedenle yanlış-sorunlu projeler kadar doğru projelere de itiraz edilmekte, tepki gösterilmekte, hatta davalar açılmaktadır. HES kelimesinin yanına RES kelimesinin de eklenmemesi için yatırımcılar; kamu otoriterleri şart tutmasa da mutlaka toplumsal ve çevresel zararların en aza indirilmesi için çaba sarf etmelidir. Bugün ‘ekstra maliyet’ olarak değerlendirilen ve es geçilen kimi gerekliliklerin önümüzdeki yıllarda bu alanda yatırım yapılmasının önü tıkayan 'detaylar' olabilir. Çevreyi ve yöredeki ekonomiyi de kapsayan ömür boyu maliyet analizleri yapılmalıdır. Maliyetlerde küçük tasarruflar etme anlayışıyla, yerleşim alanlarına ve tarım alanlarına çok yakın konumlara yatırım yapılmasından vazgeçilmelidir. Başta ilimiz olmak üzere ülkemizin rüzgâr potansiyelini doğaya, çevreye, kültürel ve tarihi dokuya zarar vermeden değerlendirilmesi olanaklıdır” diye vurguladı.

5-inci-izmir-ruzgar-sempozyumu-basladi-632677-1.

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Hakan Yıldırım ise, “Rüzgârın tartışıldığı her yere gitmeye çalışıyoruz. Ortak akıl oluşturulmasını önemsiyoruz. Bu tür buluşmalar bu yüzden çok önemli. Bugün bulunduğumuz yeri ve yarın ülke olarak olmak istediğimiz yer neresi global olarak bakmamız lazım. Yenilenir enerji herkesin ağzında. Tüketici bu konuda 3 ana konuyu görmek istiyor. Çevreci, güvenilir ve ucuz olmasını istiyorlar. Türkiye’de 3 bin 500 adet tribün var. Çok geniş alanlara yayılmış durumda. Diğer enerjilere göre daha güvenilir, çevreci ve ucuz olduğunu görüyoruz. Şimdiye kadar rüzgâr enerjisi önünde en önemli engel ucuzluk sorunuydu. 5 senedir maliyet açısında düştüğünü görüyoruz. Önümüzdeki 20 yıl boyunca hem güneş hem de rüzgâr enerjisi büyüyecek. Diğer enerjileri de geride bırakacak” dedi.

5-inci-izmir-ruzgar-sempozyumu-basladi-632678-1.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Başkanı Gazi İpek de, “Rüzgârla sınırlı olmayan konulardan geçiyoruz. Elektrik zammı ve İstanbul depremi var gündemde. Deprem, 20 yıl önce yaşanan deprem yaşandığında çok sıkıntı oldu ve ekonomi geriye gitti. Deprem uzmanları, 30 yıl içersinden büyük bir deprem olacağını açıklamışlardı. İstanbul’da 20 yıl geçti ve bunun üzerine hiçbir şey yapılmamış. Deprem seferberliği yapılması için çalışma yapılmasıdır. Yapı denetim var. Bu rezalet bir durumda. Yapı denetim yok. İletişim dünyasında yaşadığımız bir sorun. Türk Telekom büyük sorun yaşamıştır bu süreçte. Baktığınızda satıldığını görüyoruz. Özelleştirmelerde yaşanan sorunlar Türk Telekom’da da yaşandı. Zam konusunda ise herkes konuştu. Nereye gittiği belli değil. Bundan sonra zamlar gelecek mi sorusu insanların gündeminde” diye belirtti.

5-inci-izmir-ruzgar-sempozyumu-basladi-632679-1.

“KAMU VARLIĞINI ÖNGÖREN BİR ANLAYIŞLA YÜRÜTÜLMELİDİR”

Makina Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı Yunus Yener de, 2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programı, ETKB 2015-2019 Strateji Belgesi ve 2023 Ulusal Yenilenebilir Eylem Planı’nda öngörülen kapasite/gerçekleşme verileri birbiriyle uyuşmadığını belirterek, “ETKB rüzgâr için daha önce belirlenen hedefleri geri çekmiş ve 2023 için öngörülen hedefi yüzde 15 oranında azaltmıştır. Bu durumda on yıl sonra ve gerçekleşme oranlarında sapma olmasa bile, rüzgâra dayalı elektrik üretim kapasitesinin ancak üçte birinin, güneş enerjisine dayalı elektrik üretim potansiyelinin de yalnızca yüzde 8’inin kullanılması planlanmıştır. Bu durum, planlama boyutunun da ne kadar sorunlu olduğunu göstermektedir. Oysa gerek kaynaklarımızın yeterli düzeyde değerlendirilebilmesi, gerekse iklim değişikliği krizinin derinleşmemesi ve etkilerinin sınırlanması için enerji üretiminde öncelik ve ağırlık, fosil yakıtlara değil yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına verilmelidir. Dahası, enerji kaynaklarının çıkarılması, değerlendirilmesi, iletilmesi ve dağıtımının toplum çıkarlarını gözeten kamusal bir planlama dâhilinde acilen yapılması gerekmektedir. Planlama çalışmaları da kültür ve tabiat varlıklarını koruyan, çevresel ve sosyal etkileri itibarıyla sorunsuz, bireysel ve toplumsal haklara karşı saygılı, nükleer macera peşinde koşmayan, özelleştirme, taşeronlaştırma ve iş güvencesinden yoksun çalışma koşullarından arınmış, toplumsal yararı gözeten ve yeniden etkin kamu varlığını öngören bir anlayışla yürütülmelidir. Halkımız ve sanayimizi bunaltan enerji fiyatlarının sürekli artışından ancak böylece kurtulabiliriz” diye konuştu.

5-inci-izmir-ruzgar-sempozyumu-basladi-632680-1.