birgün

8° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 12.02.2020 08:53

5 soruda İdlib düğümü

Türkiye ile Suriye’yi savaşın eşiğine getiren İdlib neden önemli? Bir hafta arayla 13 askerin yaşamını yitirdiği İdlib'te kim kiminle savaşıyor? Suriye krizinin kilit bölgelerinden İdlib'deki son durumu, aktörleri ve tarafların pozisyonlarını derledik. İşte 5 soruda İdlib düğümü…

5 soruda İdlib düğümü

Derviş Cemal

Kim ne istiyor?

Suriye: İdlib, Suriye devletinin dokuz yıldır süren savaşta radikal İslamcı gruplara karşı zaferinin önünde duran son engel. Suriye ordusu 2018'den bu yana İslamcı muhalifleri bastırmış olsa da İdlib bu grupların elinde kalan son bölge. Bu vilayetin Suriye ordusunun kontrolüne geçmesi, muhalif güçlerin Şam karşısındaki mağlubiyetinin nihai kanıtı olacak. Buranın kontrol altına alınmasıyla Suriye’deki krizin “cihatçı” kısmı çözülmüş olacak. İdlib’in alınmasıyla ülkenin Batı toprakları ve Esad yönetiminin kalesi olan Lazkiye’nin güvenliği de sağlanmış olacak. Türkiye'nin üstlendiği, El Kaide bağlantılı militanların bölgeyi terk etmesi konusu. Öte yandan muhaliflerin kontrolü altında bulunan bölgeler tarafından kesintiye uğrayan iki büyük otoyolun da 2018 yılından önce yeniden açılması planlanıyordu ancak bu gerçekleşmedi.

Türkiye: Şam yönetiminin devrilmesi için yıllardır her türlü yolu deneyen, muhaliflere askeri, siyasi, lojistik her türlü destek sağlayan AKP hükümeti için İdlib Suriye savaşına içeriden müdahil olmanın bir basamağıydı. Kurulan 12 gözlem noktası ile İdlib’te söz sahibi olma niyetinde. Ankara İdlib'deki varlığını sığüınmacı akını ve güvenlik denklemine indirgese de asıl niyet kurulacak olaıs Suriye masasında elini güçlü tutmak. Suriye ordusunun taarruzuna karşı Eylül 2018'de Rusya ile Türkiye arasında varılan Soçi mutabakatı gereğince ilan edilen dört "çatışmasızlık bölgesi”nden birisi de İdlib’teydi. Mutabakat gereğince Türkiye Suriye birlikleir ile cihatçılar arasında tampon oldu. TSK 12 gözlem noktası oluşturdu.

Rusya: Moskova hem sadık müttefiki Suriye yönetimine destek vermek hem hem de Suriye’deki çıkarlarını güvence altına almak istiyor. Suriye üzerinden Ortadoğu topraklarına inen Rusya, bölgesel çıkarları için Şam ile ittifak halinde. Kendisinin de boğuşmak zorunda kaldığı radikal İslamcıların bert taraf edilerek alanı ABD’ye kaptırmamak için hamlelerde bulunuyor.

ABD: Başından itibaren Şam yönetiminin devrilmesi için koşturan ABD, bu hevesini yerine getiremese de Suriye’deki kaosu fırsat bilerek Fırat’ın doğusuna yerleşti. Washington, ülkenin doğusunda SDG ve Arap aşiretler üzerinden kurduğu ilişkilerle buradaki varlığını kalıcılaştırmanın peşinde. İdlib’teki istikrarsızlığı körükleyerek hem Rusya-Şam ikilisinin zaferini ilan etmesinin önüne geçmek hem de istikrarsızlığın devamıyla sıranın kendi kontrolündeki bölgeye gelmesini engelleme niyetinde.

Cihatçılar: Cihatçılar için İdlib son sığınak. Buranın da kaybedilmesiyle Suriye topraklarında kontrol ettikleri bölge kalmamış olacak. Ülkenin güneyi ve güney doğusundaki çöllük alandaki birkaç küçük yerleşim haricinde tamamen siliniş olacaklar. İdlib’in kaybedilmesiyle kuzeyden gelen her türlü lojistik destek de kesilmiş olacak.

5-soruda-idlib-dugumu-687110-1.

Neden önemli?

Suriye'nin kuzeybatısında Türkiye sınırındaki İdlib stratejik önemde. Bu önemini de ülkenin can damarı niteliğindeki M4 ve M5 otoyollarının kesişiminde bulunmasından, cihatçıların kuzeyden Suriye’ye giriş yaptığı ana kapı olmasından, rejimin kalelerinden olan Lazkiye’ye olan sınırından alıyor. Radikal İslamcı grupların “son kalesi" konumundaki İdlib’in alınmasıyla Suriye’deki savaşın birinci kısmı da tamamlanmış olacak. Şam yönetimi TSK-ÖSO kontrolündeki kuzeydeki “tampon bölgeler” hariç Fırat’ın batısında tamamen kontrolü ele geçirmiş olacak. Vilayet, bölge aktörlerinin her biri için kendi çıkarları doğrultusunda stratejik öneme sahip. Suriye'de Şam açısından 2011'den bu yana devam eden iç savaşın büyük oranda sona ermesi ve zaferini ilan etmesi anlamına gelecek.

Ne oluyor?

Suriye’deki savaşın fitili Haziran 2011’de İdlib’e bağlı Cisr el Şuğur’da ateşlendi. Dört yıl sonra, 2015’te cihatçılar kenti tamamen ele geçirdi. O tarihten bu yana Hatay sınırında bir “El Kaide emirliği” olarak onlarca radikal İslamcı grup ve yaklaşık 40 bin cihatçıya ev sahipliği yapıyor. El Kaide’nin Suriye kolu Heyet Tahrir Şam’dan Hurras Al Din’e, ÖSO bileşeni cihatçılardan Ahraruş Şam’a kadar çok sayıda cihatçı yapı burada yuvalanmış durumda. El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) 2019 başlarında İdlib’in büyük kısmını kontrol altına aldı. Çoğunluğunu ÖSo bileşenlerinin oluşturduğu silahlı yapılar ise Ulusal Kurtuluş Cephesi şemsiyesi altında birleşmiş bulunuyor. Rusya ve Suriye bölgenin 'teröristlerden temizlenmesi gerektiğini' söylüyor. Türkiye ise görünürde göç dalgası ve insani krizin tırmanacağı kaygısıyla operasyona karşı. Ancak asıl niyet İdlib üzerinden Suriye sahasında alan kapmak.

Kim, kiminle savaşıyor?

İdlib, Heyet Tahrir Şam’dan Hurras Al Din’e, Ahraruş Şam’dan Tevhid Tugayı’na çok sayıda radikal İslamcı grubun yanı sıra Türkiye, Rusya, Suriye devleti, İranlı milisler, zaman zaman yaptığı askeri saldırılarla ABD’nin yer aldığı bir ateş çemberi. Rusya, Suriye devletini, Türkiye cihatçı grupları desteklerken, HTŞ gibi gruplar hem Türkiye’ye hem de Rusya ve Suriye’ye karşı. ABD ise bir taraftan cihatçılara lojistik destek sağlarken diğer taraftan da HTŞ gibi “radikal” unsurlara zaman zaman hava operasyonları düzenliyor. Rusya destekli Suriye birliklerinin ilerleyişi sonrasında “ılımlı” silahlı muhaliflerin hamisi Türkiye Suriye ordusu ile karşı karşıya geldi.

Denklemi nasıl etkiler?

Şam yönetimi İdlib'de kontrolü ele almasıyla önemli bir moral üstünlük sağlayacak ve ardından yönünü ülkenin diğer “sorunlu” bölgelerine çevirecek. Bunların başında da TSK’nın ÖSO ile birlikte kontrol ettiği Afrin’den Cerablus’a uzanan kuzeydeki topraklar gelecek. Bir sonraki hedef ise ABD’nin denetimindeki Fırat’ın doğusu olacak. ABD de Türkiye de bunun farkında. Suriye ve Rusya ikilisini İdlib’te oyalama isteğinin arka planında da bu var.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız