birgün

15° AÇIK

ÇALIŞMA YAŞAMI 27.03.2020 07:01

6 maddede evden çalışmanın görünmeyen yüzü: Özel hayatımız kalmadı

Evden çalışma ilk bakışta konforlu gibi görünse de uygulama öyle bir hal aldı ki, çalışanın hayatı cehenneme döndü. Ev ile işyeri arasında veya mesai ile boş zaman arasında ayrım belirsizleşti. Mobbing normalleşti, çalışan üzerindeki kontrol artırıldı

6 maddede evden çalışmanın görünmeyen yüzü: Özel hayatımız kalmadı

Ülkede özellikle ‘beyaz yakalı’ olarak tanımlanan büro çalışanları koronavirüs salgını nedeniyle birkaç gündür evden çalışıyor. Şirketler ise bu süreci fırsata çevirmeyi amaçlıyor. Uzaktan bakıldığında evden çalışma, işçi için daha konforlu görünse de, uygulama öyle bir hal aldı ki, çalışanların hayatı bilgisayar başında cehenneme dönmüş durumda. Süreci fırsata çevirmeye çalışan şirketler için uzun vadede hedef, ev ile işyeri ayrımının belirsizleştiği, böylece mesai saati ile tatil ayrımının kalmadığı 24 saatlik bir çalışma temposunu çalışana dayatmak. Evden çalışmayla ilgili ücretlilerin yaşadığı örneklerden bazıları şu şekilde:

1. Mesai saati boyunca bilgisayar kamerasının açık kalmasının istenmesi

Çalışanların bilgisayarları işyeri tarafından denetleniyor. Kameraların sürekli açık kalması isteniyor. Kameralara çeşitli endişelerle siyah bant çeken çalışanlar uyarılıyor. Bu sırada çalışanın sürekli olarak kamera karşısında bulunması denetleniyor. Yöneticiler gün içinde çalışanlarla kamera aracılığıyla konuşmak istiyor.

2. Mesai saati ile boş zaman arasındaki ayrımın belirsizleşmesi

Özellikle ofiste bilgisayar başında çalışanların mesai ile boş zaman arasındaki ayrımı giderek belirsizleşiyor. Çalışanlara akşam saatlerinde de iş verilebiliyor. Birçok plaza çalışanı gece saatlerine kadar çalışmak zorunda kalıyor.

3. Dijital denetimle mobbing uygulanması

Çalışanların 24 saat online olması isteniyor. Bu durum ise whatsapp, telegram vb. gibi çeşitli dijital uygulamalarla denetleniyor. Şef statüsündeki yöneticiler günün belirli saatlerinde çalışanın aktif biçimde online olup olmadığını kontrol ediyor. Birçok işyerinde bu kontroller mesai saati ayrımı gözetmeksizin yapılıyor.

4. Öğle arası uygulamasının bitirilmesi

Normal şartlar altında 8 saat mesai artı 1 saat öğle arası uygulaması fiilen 9 saate çıkarılıyor. İşyerinde öğle arası olarak ayrılan zaman diliminde çalışanların online olması isteniyor. Yemek ihtiyacını bilgisayar başında gidermesi bekleniyor.

5. Bilgisayarın 24 saat kontrol edilmesi

Bilgisayarların ekranları 24 saat kayıt altına alınıyor. Böylece çalışanların gün içinde iş ile ilgili olmayan başkaca sitelere girmesi denetim altına alınıyor. Çalışan kişi de ev içinde dahi 24 saat aktif biçimde denetlendiğini bildiği için özel alan diye bir şey kalmıyor.

6. Sabah mesailerinin başlangıç saati belirliyken mesai bitiminin olmaması

Çalışanlar, sabahları belirli bir saatte dijital ortamda çevirimiçi ve çalışmaya hazır bulunduklarını ekip şeflerine bildiriyor. Ekip şefleri aksi durumda çalışana mobbing uyguluyor. Fakat mesai saatleri bittiğinde ekip şefleri aynı özveriyi göstermiyor. Böylece mesainin bitip bitmediği bilinçli olarak belirsiz bırakılmış oluyor. Çalışanlar paydos ettirilmiyor.

ÇEVRİMDIŞI OLURSAN ÖLÜRSÜN

Beyaz yakalılar sosyal medyada evden çalışma deneyimlerini aktarıyor. İşte birkaç örnek:

►Bankacı: Evden çalışma sistemine yüzde 30’umuzun geçeceği söylendiğinde bir bankacı olarak başlangıçta çok sevindim. Zaten benim yaptığım programlama işleri evden de yürütülebilirdi. Tabii o zaman günde en az 3 skype toplantısı yapılacağını, üç günde suratıma telefonların kapatılmaya başlanacağını, kahvaltı-öğlen yemeği molası veremeyeceğimi, işin aslı çevrimdışı olursam öleceğimi bilmiyordum. Bilmediğim bir şey daha vardı, o da böyle bir kriz döneminde esnek çalışmanın her türlüsüne zorunlu ‘rıza’ vermem gerektiğiydi. Yani artık gece 12’de aranabilirdim. Bununla ilgili hepimize atılan toplu maille bilgilendirildim. Aynı mailde markete bile gitsem bilgilendirmek zorunda olduğum da yazıyordu.

►Reklamcı: Aslında ben evden çalışmayı başta gereksiz bulmuştum. Sonra bir an olsun işverenin beni düşündüğü izlenimine kapıldım. Peki, sonra ne mi oldu? Bilgisayarıma yükledikleri sistem ilk günden patlayınca, bir sonraki gün tekrar toplu olarak işe çağrıldık. Orada suçun benim olmadığını, sorunun sistemin doğru düzgün yüklenilmemesinden kaynaklandığını anlatmak zorunda kaldım. İş arkadaşlarımın ‘Senin yüzünden geldik’ diye kızmaları da cabası… Burası çok büyük bir ajans değil. Yine de sosyal medyada “Evdeyiz” demek için bizi bir günlüğüne eve gönderdiklerini, sonra da beni bahane ederek tekrar ofise tıktıklarını söylememem gerekiyordu. Evet, evdeyiz… Yerseniz…

►Halkla ilişkiler uzmanı: Biz büyük markalarla çalışıyoruz. Dolayısıyla onların da kendilerine göre bir ‘korona kriz planları’ var. Bu süreçte, dünyada bu salgınla ilgili okumadığınız haber-makale kalmaması gerekiyor. Üstelik her sektör için, şirketlerin size sundukları 105 farklı plana göre, açıklama metinleri yazmanız gerekiyor. En az üç dilde tabii! Böyle bir zamanda evde olduğunuzda ne mi oluyor? 3 günde henüz bir fincan kahve içmiş, tamı tamına 25 tane toplantıya katılmış oluyorsunuz. İşin iyi tarafı eliniz hiç yüzünüze gitmiyor, çünkü klavyeden ayrılmıyor. Zaten evde olacaksınız diye iptal edilen tatilleri saymama sanırım gerek yok.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız