birgün

20° AÇIK

DÜNYA 23.07.2021 04:00

ABD Afganistan’dan çekilirken Çin -1: Oluşan boşluğu kim dolduracak?

Afganistan’ı işgal eden hiçbir ülke ABD gibi çekilmedi. Peki, “ABD’nin bıraktığı boşluğu kim dolduracak?” Genel kanı Çin, ancak öyle mi? Çin ile Taliban arasında ilk temasın ne zaman başladığı sis-pus arasına gizlenmiş olsa da yıllar önce örgütün Pekin’e ziyaretler yaptığı biliniyor.

ABD Afganistan’dan çekilirken Çin -1: Oluşan boşluğu  kim dolduracak?

"ABD'nin Afganistan'da bıraktığı tek miras savaşın parçaladığı bir ülke, utanç ve felakettir.” (Afganistan eski Devlet Başkanı Hamid Karzai)

Karzai, AP'ye verdiği bu röportajın devamında şunları söylüyor: "Afganistan'a aşırıcılıkla mücadele etmek ve istikrarı sağlamak gibi net bir hedefle geldiler. Fakat aşırılık bugün zirveye ulaştı. ABD ve NATO'nun askeri eylemleri aşırılıkçılığı veya terörizmi değil Afganların köylerini ve evlerini hedef aldı. Afganistan'da Afgan halkı için hapishaneler kurdular."

Emekli bir general ve askeri-siyasi analist olan Atequllah Omarkhil, Çin haber ajansı Xinhua'ya verdiği demeçte "Yirmi yıl sonra, ABD, Afganistan'ı ülkeyi kasıp kavuran bir savaş ve şiddete terk etti. ABD önderliğindeki güçlerin Afganistan'daki 20 yıllık varlığının mirası, acımasız bir savaş ve isyandan başka bir şey değil. Devam eden savaş ve yıkım ABD liderliğindeki askeri işgalin sonucu" diyor.

Afganistan hükümetinde görev yapan üst düzey bir yetkili ise şu görüşleri dile getiriyor: "ABD buraya gelirken bize sormadı ve giderken de bize danışmadı. Şimdi Taliban, ABD'yi düşman olarak görürken Afgan hükümeti ise sadece kendi çıkarını düşünen (bencil) bir kaçkın olarak görüyor."

İMPARATORLUK MEZARLIĞI

Tarihsel olarak Afganistan, kuzeyden gelenlerin Güney Asya'ya geçmek için kullandıkları ana stratejik koridor olarak bilinir. Bir yüzyıl içinde (1839-1919 arası) Afganistan’la üç kez savaşan (işgale kalkışan) Britanya İmparatorluğunun amacı kuzeye Orta Asya'ya uzanmak ve böylece Hindistan'ın kuzey savunma hattını kurmaktı. Sovyetler Birliği (SB) için Afganistan, güneye Hint Okyanusu'na inmenin en kısa yoluydu. Fakat SB, Afganistan'a bu nedenle değil ABD ile oynadığı stratejik oyunun bir sonucu olarak girdi. Soğuk Savaş döneminde, ABD'nin Yeşil Kuşak Projesi, SB'yi güneyden de yani Afganistan üzerinden kuşatmayı ve bu projeyi Orta Asya'ya doğru genişletmeyi amaçlıyordu. ABD'nin SB'ye dönük bu tehdidi SB'nin 1979'da Afganistan'ı işgal etmesiyle sonuçlandı. Rusya'ya büyük kayıplar verdiren işgal 1989'a kadar sürdü.

SB'nin dağılmasının ardından ABD, Afganistan'dan fiilen vazgeçti, ta ki 11 Eylül saldırısına kadar. Kurduğu, desteklediği, eğitip donattığı İslamcı örgütler terk edilmenin de acısıyla artık düşman saydıkları Amerika'ya saldırınca işin rengi değişti. Prof. Dr. Zhang Jiadong'a göre, "ABD'nin Afganistan'a müdahalesi bu saldırılara karşı bir misilleme olarak görülmelidir. NATO'yu da peşine takarak bu misillemeyi yapmasa, hegemonik bir güç olarak prestiji ciddi şekilde zarar görecek ve uluslararası konumu sarsılacaktı... Oysa, Afganistan, ABD'nin temel çıkarlarını ilgilendirmiyor. ABD'nin stratejik tereddüdü ve orada bulunma amacının-hedefinin belirsizliği, ABD'nin Afganistan'daki başarısızlığının nedenidir."

SAVAŞIN KAYBEDENLERİ

Afganistan'ı işgal eden hiçbir ülke ABD gibi çekilmedi. Üç kez işgal eden (işgal etmeyi deneyen) İngiltere her defasında bir anlaşmayla çekildi. Rusya, Cenevre görüşmeleri sonrası imzalanan anlaşma uyarınca çekildi. ABD'nin çekilmesi tası tarağı toplayıp (hatta geride büyük miktarda askeri malzeme bırakarak-imha ederek) arkasına bakmadan kaçmayı çağrıştırıyor. "Peki, ABD çekilme için neden bütün dünyanın utanç verici bulduğu böyle bir yol izledi?" sorusu sanırım bugünlerde üzerinde en fazla spekülasyon yapılan konuların başında gelir. Bu soruya yazının ilerleyen bölümlerinde döneceğim.

Savaşın kaybedeninin ABD ve peşine taktığı müttefikleri (NATO) olduğu konusunda neredeyse herkes hemfikir. Afganistan'a müdahale ederken, tıpkı kendinden öncekiler gibi Afganistan'ı kendi dış politika hedeflerine uygun olarak kendi ideolojisi ile yeniden inşa etme niyeti taşıyordu. Yirmi yılın sonunda, gücü kuşkulu yönetimler-hükümetler aracılığıyla Afganistan devletini bir ABD kuklası olarak yeniden inşa etme hedefi karaya oturdu. ABD-NATO açısından sonuç, savaşı ancak pat durumunda tutabilmek oldu. Bir diğer sonuç, Afganistan'ı bütün İslamcı teröristler için savaş-eğitim üssü ve barınak haline getirmeleri oldu. Tıpkı emekli general ve askeri-siyasi analist Omarkhil'in yazının başında andığım demecinde dediği gibi: "2001'de Afganistan'da sadece Taliban ve El Kaide faaliyetteydi. Bugün, IŞİD dahil 20'den fazla İslamcı terörist grup aktif."

Savaşın zarar göreni ise hiç kuşkusuz Afgan halkıdır. Şimdi Afgan halkı zarar görmekten daha fazlasına maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Taliban (ve işbirliği yaptığı diğer İslamcı gruplar) iktidarı mevcut Afgan hükümetiyle paylaşmayı kabul etmedikleri takdirde -ki eninde sonunda öyle olması bence yüksek olasılık- Afganistan’ı bir felaketin, çok kıyıcı bir iç savaşın beklediği konusunda neredeyse herkes hemfikir. Böyle bir iç savaş için "çok kıyıcı" olacaktır diyorum çünkü bu durumda artık hiç kimsenin müdahale etmeyeceğini düşünüyorum. Kimin kazandığı veya kimin kaybettiği korkarım kimsenin umurunda olmayacaktır. Tıpkı bugün Afganistan’ı terk eden ABD'nin ülkeyi kimin ve nasıl yöneteceği artık hiç umurunda olmadığı gibi...

ÇİN FELAKETİN FARKINDA

Çin, Afganistan'ın içine düşmesi olası bu felaketin farkında. Geçenlerde Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, "ABD ve NATO güçlerinin aceleyle geri çekilmesi Afganistan'daki güvenlik tehditlerini yoğunlaştırdı. Afganistan için üç önceliğimiz olmalı: Birincisi, savaşın Afganistan'da daha da yayılmasını, özellikle topyekûn bir iç savaşı önlemeliyiz. İkincisi, Afganistan içi müzakereleri mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatmalı ve siyasi uzlaşma sağlamayı hedeflemeliyiz. Üçüncüsü, her türlü terörist gücün Afganistan'da zemin kazanmasını engellemeli ve Afganistan'ın bir daha asla teröristlerin sığınağı olmasına izin vermemeliyiz... Bu süreçte Taliban kendisini tüm terörist güçlerden açık bir şekilde ayırmalı " dedi.

ÇİN VE RUSYA İÇİN TUZAK MI?

"ABD'nin bıraktığı boşluğu kim dolduracak?" sorusu sanırım bu günlerin en popüler yazı konularından biri. Fikir beyan edenlerin çoğu Çin'i işaret ediyor. Bu soruyu soran ve görüş dile getirenler iki sayıltıyla hareket ediyorlar: (1) ABD'nin çekilmesinin bölgede Çin ve Rusya'ya ciddi etkileri olacak bir istikrarsızlık yaratmayı amaçladığını düşünüyorlar. Dolayısıyla, bu çekilmenin ülkede vakum yaratan bir boşluk oluşturacağını ve (2) bu boşluğu başta Çin (ve belki Rusya'nın da) doldurmak isteyeceğini ileri sürüyorlar.

Bence, dile getirilen görüşlerin çoğunun aksine, Afganistan'ın ABD için stratejik bir önemi yok. İslamcı teröristler gerekçesiyle, ABD artık stratejik bir önemi kalmadığı için daha önce terk ettiği bu ülkeye müdahale etti. Orada 20 yıl boyunca bir bataklığa saplandı, müdahale etmeye karar verirken belirlediği hedeflerin hiçbirine ulaşamadı, Afgan halkı ve kendi askerlerinden binlerce insanın canına mal olan savaşın mali bedeli de çok büyük oldu. Buna karşılık, ordunun önemli sayılabilecek bir bölümünü Amerika için stratejik önemi olmayan bir bölgede tutmak zorunda kaldılar. ABD, "büyüyen Çin'in tehdidi" ile başa çıkmak için tüm kaynaklarını kullanmaya, en iyi ihtimalle üçüncü sırada yer alan konulara ise büyük kaynak ayırmamaya karar verdi. Şimdi o askeri ve mali kaynakları (ve NATO gücünü) Çin ve Rusya'yı kuşatmak ve sıkıştırmak için "verimli" şekilde kullanmayı deneyecekler. Ben, Afganistan'dan bu nedenlerle (kaçarcasına) çekildiğini düşünüyorum. ABD'nin önceliği şimdi bu, Afganistan'ın artık umurlarında bile olduğunu sanmıyorum.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol