ABD Kongresi Trump’tan ne istiyor?

18.12.2018 08:16 DÜNYA
ABD Kongresi Suudilerin Yemen’deki savaşına verilen desteğin kesilmesini öngören bir karar aldı

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF @omurkeyif

ABD Senatosu, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki savaşına desteğin kesilmesini öngören bir karar aldı. Yemen’de 100 bin kadar çocuğun ölümüne, 22 milyon kişinin yardıma muhtaç kalmasına neden olan savaşa ABD, silah, hava hedefi desteği, yakıt ikmali ve istihbarat desteği sağlıyor. Lockheed Martin ve Boeing gibi büyük şirketlerin kâr ettiği savaşta, her 10 dakikada bir çocuk ölüyor.

Yemen savaşı birkaç ay öncesine kadar medyada “Gizlenen savaş” başlıklarıyla veriliyordu. ABD’li savaş karşıtlarının dört yıldır durdurmak için mücadele ettikleri savaş, ekim ayında Suudi Büyükelçiliği’nde Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi sonrası anaakım siyasetin ve medyanın gündemine oturdu. Senatör Bernie Sanders’ın mart ayında Senato’dan geçirmeyi başaramadığı tasarının, geçen perşembe 56’ya 41 oyla her iki partiden de destek alarak onaylanması da böyle bir ortamın ürünü. Senato, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ı (MBS) Cemal Kaşıkçı cinayetinden sorumlu tutan bir karar da çıkardı.

KONGRE’NİN DURUMU BAŞKAN’DAN KIRILGAN
Kongre’de Yemen’deki savaşa ve Kaçıkçı cinayetine duyarlılık, ABD kamuoyunun her iki konuyla da ilgisiyle ilişkili. Her iki ve dört yılda bir oylanan Kongre üyelerinin konumu başkanınkinden daha kırılgan. Dolayısıyla kamuoyu anketleri aldıkları tavırlarda belirleyici olabiliyor. Ekim ayında yapılan araştırmalara göre, ABD halkının yalnızca yüzde 6’sı Kaşıkçı cinayeti konusunda Suudilere inandığını söylerken, bu oran Cumhuriyetçi ya da Demokrat seçmene göre pek farklılık göstermiyor. Cinayetten Muhammed bin Salman’ın sorumlu olduğunu düşünenler ise yüzde 57 oranında.
ABD’de özellikle liberaller, Kaşıkçı cinayetiyle gündeme getirdikleri Suudi-ABD ilişkisini ahlaki bir mesele olarak kategorize ediyor, iki ülkenin değerlerinin ‘farklı’ olduğuna dikkat çekiyor. Ancak 30’lardan beri devam eden ilişki ekonomik çıkarlar üzerine inşa edildi. Saldırganların neredeyse hepsinin Suudi olduğu 11 Eylül saldırıları da bunu değiştirmedi. Bugün pek çok ABD’li siyasetçiyi rahatsız eden ise cinayetin Suudileri savunma alanı bırakmayacak şekilde ‘ulu orta’ gerçekleşmesi. Başkan Donald Trump, cinayet sonrası yaptığı açıklamada, “Tarihteki en kötü örtbas” diyerek de bunu akla getirmişti.

İLİŞKİNİN KESİLMESİ TALEP EDİLMİYOR
Trump’ın, CIA’in MBS’yi sorumlu tutan raporuna rağmen Suudileri korur tavrı, eleştiri oklarını üzerine çekiyor. Ancak yerleşik siyasetin Trump’tan beklediği Suudilerle ilişkiyi kesmesi değil. Elizabeth Saunders’ın Washington Post’taki yazısı, beklentiyi özetliyor. Trump yönetiminin Suudi Arabistan’la ilişkilerde yaptığı hatalardan birinin uzun süre büyükelçi atamamak olduğunu belirten Saunders, “Yönetimin mesajını ileten bir elçi, yönetime ‘iyi polis/kötü polis’ oynama alanı açardı, -cinayeti kamuya açık şekilde kınayıp, kendini rejimden ve Yemen’deki savaşla mesafe koyup, gayri resmi kanallardan güven verirdi. Kaşıkçı cinayetiyle alarma geçen fakat ABD-Suudi ilişkisini sürdürmeye meyilli Cumhuriyetçiler, bunu daha kolay kabul ederdi… Kısacası, yönetim istediğini - Suudi Arabistan-Yemen politikasını sürdürmek- daha az bedel ödeyerek alırdı.”

Senato’nun Yemen’de savaşa desteğin kesilmesini öngören karar, ancak önümüzdeki yıl başında Temsilciler Meclisi’nin gündemine gelebilecek, ancak Trump’ın veto hakkı bulunuyor. Hudeyda’da ateşkes kararının hemen ardından gelen oylama pek çok açıdan sembolik olsa da ABD’deki pek çok savaş karşıtı tarafından hem Suudilere hem de ABD yönetimine gönderdiği mesaj açısından memnuniyetle karşılandı.

***

15 bin göçmen çocuk gözaltında
7 yaşındaki göçmen Jakelin Caal Maquin’in, ABD sınırında, gözaltındayken hayatını kaybetmesi ülkede göçmenlere yönelik muameleyi bir kez daha tartışmaya açtı. Jakelin ve babası, 30 Kasım’da, ABD’ye ulaşmak için yaşadıkları yeri terk etmişti. Ölüm nedeni susuzluk ve yorgunluk olarak açıklanırken, ABD İç Güvenlik Bakanlığı, aileyi suçlar açıklamalar yaptı. Aile ise çocuğun sınıra ulaşmadan önce susuzluk ya da açlık çekmediğini ifade ediyor. Meksika’dan ABD’ye ulaşmak için çölden geçen çok sayıda göçmen susuzluk nedeniyle hayatını kaybediyor. 2018 Ocak ayında ortaya çıkan görüntülerde, ABD sınır koruma polisinin yardım kuruluşlarının göçmenler için bıraktığı su, gıda, battaniye gibi malzemeleri imha ettiği ortaya çıkmıştı. Şu anda 15 bin göçmen çocuğun gözaltında olduğu belirtiliyor. Gümrük ve Sınır Muhafaza’ya göre Kasım ayında, her gün, ortalama 175 çocuk yalnız şekilde güney sınırından ABD’ye geçti.

***

Sağlık sistemi de cinsiyetçi

George Washington Üniversitesi’nin araştırmasına göre, kalp krizi belirtisiyle acil sağlık hizmeti alan kadınlara erkeklerle eşit muamele yapılmıyor. ABD’de yapılan araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, kadınlar için ambulans sireninin çalınma oranının erkeklerden yüzde 4,6 daha düşük oluşu. Elektroşok oranı ise kadınlarda 8,6 daha az. Açıklamada, araştırmanın verilerdeki cinsiyet temelli farkları net şekilde açıklayacak bilgi olmadığı belirtiliyor ancak “acil yardım personelinin kadınların kalp hastalığını daha az önemsemesi riskini göz ardı edemeyiz” deniyor.