ABD’nin eski başkanları nasıl anımsanıyor?
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
İncil yerine hukuk kitabı üzerine yemin eden de var, Beyaz Saray’da timsah besleyen de. Elektrikten ödü kopan da var, başkanlığı boyunca sadece iki kez mail atan da

ABD, bugün yeni başkanına kavuşacak. Hillary Clinton mu yoksa Donald Trump mı dünyanın yeni baş belası olacak göreceğiz. Anketlere göre zor görünüyor ama eğer Donald Trump kazanacak olursa ABD, tarihinin en sevimsiz, en tehlikeli başkanına sahip olacak, aynı zamanda tavırları en garip başkanına da. Eğer seçilemezse Clinton’ın da ondan kalır tarafı yok.

Bugüne kadar hangi ABD Başkanı, hangi tutumuyla ya da özelliğiyle tarihte yer etmiş bir toparlayayım istedim. Çok mu şart? Değil, ama merak benim ki. Bu konuda yapılmış çok sayıda araştırma, inceleme var. Öğrendikçe şaşırdım doğrusu. Toplum olarak bizim önemsemediğimiz konulardaki bir tavrı yüzünden tarihe geçmiş kimi başkanlar. Biz olsak “Bunda ne varmış, neden kaydını düşmüşler ki” der geçerdik. George Washington, yıllık 25 bin dolar olan maaşını önceleri almayı reddetmiş ama sonradan bu konudaki katı tutumunu esneterek söz konusu maaşı almış. Tuhaf karşılanmış olmalı ki, kaydetmişler tarihe. Sözünde durmadı diye bizdeki politikacıların kaydını tutmaya kalksak çıkamazdık işin içinden.

İncil değil hukuk kitabı

Üniversite yıllarımda Amerikan tarihi ile ilgili dersimizde hakkında pek çok şey okuduğum Franklin Pierce’i pek bir tutmuştum ben. Dönemine göre cesur bir tavır sayılır onun ki. ABD şimdi de dün de hep muhafazakar olagelmiş bir toplum, bilindiği gibi. Ama buna pek aldırmamış Pierce anlaşılan. Kendinden önceki başkanlar göreve başlamadan önce İncil’e el basarak yemin etmişlerdi. Pierce bunu yapmadı. Yemini ederken elini koyduğu kitap bir hukuk kitabıydı.

Tüm siyasi yaşamları boyunca hem sıkı dost, hem de iyi birer rakip olan iki başkan, John Adams ile Thomas Jefferson’un aynı tarihte aynı gün ölmeleri çok ilginç değil midir? John Adams’ın son sözünün “Thomas Jefferson yaşıyor mu?” olduğunu söylerler. Oysa o günün, yani aynı zamanda ABD’nin Bağımsızlık Günü olan 4 Temmuz 1826 sabahı Adams’dan birkaç saat önce ölmüştür Jefferson. Birbiriyle rakip de olsalar aralarındaki tartışmalar pek de kırıcı geçmemiştir birbirilerine karşı. John Quincy Adams’ı 1828 seçimleri sırasındaki propaganda savaşlarında rakipleri “kadın satmakla” suçlamışlardı oysa.

Ölüm tarihleri aynı güne denk gelen birçok insan vardır elbette. Şaşacak bir şey yok ama bazı rastlantılar can yakıyor tabii ki. Theodore Roosevelt’in annesi ile eşi Alice aynı gün, 1884’de Valentine’s Day’de (bizim Sevgililer Günü dediğimiz) gün öldüler. “Hayatımın ışığı söndü” demiş olmasını anlayabilirim Roosvelt’in ben.

Thomas Jefferson’un ayağını bir kova soğuk suya daldırma alışkanlığı varmış. Böylelikle soğuk algınlığından korunacağına inanırmış. Bazı ülkelerde kışın en soğuk günlerinde denize girenler de aynı gerekçeyle yaparlar bunu. Bir doğruluk payı vardır belki de. John Quincy Adams da Potomac nehrinde çırılçıplak yüzmesiyle biliniyor. Sabahleyin yüzermiş genellikle. 17 yaşındayken üriner sistem ameliyatı olan James Polk da ilerleyen yıllarda da devam eden acısını durdurmak için sadece viski içerdi.

ABD Başkanlarının arasında kim uzundur, kim kısadır bilemem ama bunu merak edenler de olmuş meğer. Uzun kimdir öğrenemedim ama en kısasının James Madison olduğunu yazmışlar kayıtlara. Parka, bahçeye, kütüphaneye, caddeye eski başkanların adının verildiğini biliriz ama James Monroe’nun soyadı Afrika’da bir kente ad oldu. Liberya’nın başkenti Monrovia bu başkanın soyadını taşır.

Papağan, at, timsah

Hayvansever başkanların olmaması garip olurdu gerçekten. Varmış, hem de bu tutkuları yüzünden tarihe geçmişler. Andrew Jackson’un papağanı başkanın kendisinden de meşhurdu örneğin. Çünkü esaslı bir küfürbazdı bu papağan. Bir söylentiye göre cenaze törenlerinde küfür edermiş daha çok, niyeyse. Başkanlıkları sırasında William Henry Harrison erkek bir keçiyi, Zachary Taylor da en sevdiği atını Beyaz Saray’da besliyorlardı. Herbert Hoover’in eşi ile çocuklarının da, zevk işte, Beyaz Saray’da baktıkları iki timsahı vardı. Dolaşmalarına da izin verilirmiş zaman zaman. Ulysses S. Grant at sever bir başkanmış yazılanlara göre. Bir keresinde Washington sokaklarında atıyla hız yaptığı için 20 dolar ceza bile vermişler.

Millard Fillmore’un eşi Abigail, Beyaz Saray küvetini ilk kullanan ilk “First Lady” olarak tarihe geçti. Yeri gelmişken küvetle ilgili bir bilgiyi daha ekleyeyim; William Howard Taft Beyaz Saray’ın banyolarından birindeki küvetten çıkamayınca personeli kendisini çıkarmaları için çağırmış. Telefonun mucidi Graham Bell Beyaz Saray’a ilk telefon hattını Rutherford B. Hayes’in başkanlığı döneminde çekmiş. Numarası da tabii 1’di. Telefon çağını aştık, şimdi internet çağındayız. Ama gelmiş geçmiş en çalışkan başkan olarak bilinen Bill Clinton’ın başkanlığı boyunca sadece iki mail mesajı yollamasına şaşırdım. Daha çok telefon konuşmaları yapmayı severmiş.

Benjamin Harrison’un elektrik korkusu

Clinton bilgisayardan pek hoşlanmamış anlaşılan.Harrisson da elektrikten hoşlanmazdı. Onunki daha çok korkuydu aslında. Dönemi teknolojik yeniliklerin başladığı bir dönemdi. Sesi kayda alınan ilk başkandı, örneğin. Ülkesinin deniz kuvvetlerini modernize edecek kadar yenilikçiydi de. Beyaz Saray’da ilk elektriği kullanan başkan da oydu ancak o da eşi de çarpar diye korktukları için elektrik düğmesine dokunmazlardı bile. Ama dönemleri açısından bakıldığında çok normal bir korkuydu bu. Çünkü elektriğin mucidi Thomas Edison elektrik akımının ne kadar tehlikeli olabileceğini örneklerle anlatırmış sık sık. Ondan etkilenmişlerdir ciddi olarak. Üstüne üstlük 6 Ağustos 1890’da karısını baltayla öldüren William Kemmler adlı katilin elektrikle infazı sırasında acılar içinde öldüğünü duymuşlardır. Bu infaz için çok acemice yapılmıştır denir. Uzun süre acı çekerek ölen ilk suçlu olduğunu söylerler Kemmler’in. Bu nedenle elektriğin dehşeti konusunda başkanın kafasına ciddi bir korku yerleşmiştir. Harrison’un odasında yarı uyanık uyumasının nedeni budur başkanlığı boyunca.

Kökü dışarıda başkanlar

ABD vatandaşı olarak doğan ilk başkanı Martin Van Buren’dir bu arada. Kendisinden öncekiler İngiliz tebasına mensuptu. Bu başkandan sonra seçilenler arasında yine İngiliz uyruklu olanlar vardı tabii.

En çok çocuklu başkan da John Tyler. Tam 15 çocuğu vardır Bay Başkan’ın. James Buchanan ise bırakın çocuk sahibi olmayı hiç evlenmemiş bir başkandı. Tüm yaşamı boyunca tek yaşadı denir, ama bazı tarihçiler William R. King adlı politikacıyla ilişkisi olduğunu iddia ederler.

Barmen de var cellat da

Başkan olmadan önce yaptıkları işler de çok ilginç kimi başkanların. Abraham Lincoln lisanlı bir barmendi. İllioins Springfield’de Berry and Lincoln adlı bir salonun ortağıydı. Andrew Johnson terziydi. Başkan olduktan sonra takım elbiselerini kendisi dikerdi. Grover Cleveland New York’un Erie bölgesinde şerifken infaz memuru olarak çalışmıştı. Bir cellattı yani. Meslek olarak yapmadı ama yapsaydı para kazanabilirdi çünkü Dwight D. Eisenhower pilot lisansına sahip bir başkandı.

Önemli bir özellik değilmiş sanılabilir ama James A. Garfield iki eliyle de yazı yazabilen tek başkandı. İçlerinde, bugüne kadar, en iyi giyinen başkan ünvanını elinde tutan ise Chester A. Arthur’dur. 80 çift pantalonu vardı denir. William McKinley ceket yakasında sık sık kırmızı karanfil çiçeği takardı. Bazıları suikaste uğramadan az önce o çiçeği küçük bir kıza verdiğini söylüyorlar. ABD’li anarşistler tarafından vurulmuş sekiz gün sonra da ölmüştü.

Benjamin Harrison soğuk yaratılışından ötürü “insan buzdağı” olarak adlandırılmıştı. Calvin Coolidge’in lakabı “sessiz Cal”du. Çok konuşmazdı çünkü. Warren G. Harding kumar oynamaktan çok hoşlanırdı, öyle ki Beyaz Saray’ın çok pahalı bir Çin porselen takımını kaybetmiştir pokerde.

Merak edip araştırmaya kalkan olursa belirteyim Harry S. Truman’ın ikinci adının baş harfi sanılan S sadece bir simgedir. Truman’ın ikinci bir adı yoktu çünkü.

“Dikkatsiz Kennedy”

John F. Kennedy için babası “dikkatsiz” ve pratikten yoksun” dermiş. Üstelik bunu Harvard üniversitesine yazdığı bir mektubunda belirtmiş.

Lyndon B. Johnson Beyaz Saray’da helikopter biçimli koltuğa oturmaktan çok hoşlanırmış. Hangi yaşta olunursa olsun çocukluk ölmüyor gerçekten.

Richard Nixon ABD’nin tüm eyaletlerini ziyaret eden tek başkan olarak biliniyor. Demek ki kendisinden önce bunu daha önce hiç yapmamış. Diğerlerinin ziyaret etmedikleri eyaletlerin seçmenleri nasıl alınganlık yapmamışlar, şaşırtıcı doğrusu. 12 Eylül darbesinin şefi Kenan Evren, kimi kentlerde o bıktırıcı konuşmalarına bazen “gelmedik diye darılmışsınız” diye başlardı mesela.

Gerald R. Ford buz gibi biriydi benim anımsadığım kadarıyla ama bir ara ünlü erkek dergisi Cosmopolitan’ın kapak modeli olmuş. Hayret gerçekten. ABD’nin vahşi dış politikasının mimarlarından Ronald Reagan da 1940 yılında California Üniversitesi’nden “Mükemmele en yakın erkek figür ödülü” almış. George W. Bush (Oğul Bush) lise öğrencisiyken amigoluk yapmış. Kendisi de basketbol oyuncusuydu zaten o sıralar.

George H.W. Bush’un (baba Bush) bir özelliği var. Japonca Bushusuru sözcüğünün yaratılmasına katkıda bulunmuş bilmeden. Sözcüğün anlamı “Bush türü şeyler yapmak”.

Şöyle ya da böyle iz bırakmış başkanlar bunlar. Barack Obama’nın dönemi de artık bitti. Onun için tarihler ne yazacak hepsini kestiremesem de fazla bir ilginç yan bulamayacakalr onda. Herhalde sadece çizgi roman koleksiyonu yapıyor oluşuyla anımsanacak. En sevdiği kahramanlar ise Örümcek Adam ile Conan.

Bu da bir iz.