birgün

14° SİSLİ

DÜNYA 19.04.2021 08:43
author

ABD'nin 'imparatorluklar mezarlığı' tasarımları

Amerikan müesses nizamının en büyük mahareti, uluslararası politikadaki eylemlerinin, genel olarak 'insanlığın hayrına' olduğu yolunda dünya çapında azımsanmayacak miktarda insanı ikna etmesinde. 'İyi niyet' addedilen bu eylemler genellikle tam aksi sonuçlar doğursa dahi, algıları tekrar tekrar şekillendiren Amerikan ideolojisidir. Açıklanan 'hedefler' ile çıkan 'sonuçlara', bu bağlamda 'başarılara' bakıldığında, facialar çarpıcıdır. ABD herhangi bir coğrafyadaki bir ülkeye dair 'demokrasi, özgürlükler, insan hakları, kadın hakları' dediğinde, insanın önce irkilmesi gerekir.

Bu faciaların en somutlaşmış örneği Afganistan'dır. Yani, ABD müesses nizamının 'en uzun savaşının' verildiği memleket. Şimdi bu uzun savaştan bir kez daha 'çekilmek' gündemde.

SOVYETLERE YANIT YALANI VE KENDİ CANAVARLARIYLA SAVAŞ

ABD'nin Afganistan'la iştigali, bilinçli bir biçimde 1980 başlarında Sovyet müdahalesine yanıt olarak 'özgürlük savaşçısı' ilan edilmiş mücahitlere yardım yalanıyla başlatılır. Oysa, Amerikan diplomasisinin duayeni Zbigniew Brzezinski, Fransız dergisi Le Nouvel Observateur'a Ocak 1998'de verdiği söyleşide, aslında Sovyet müdahalesinden önce 1979 Temmuz'unda Başkan Jimmy Carter'ın İslamcılara gizli yardım için talimatı imzaladığını teslim etmiştir.

Sovyetler, ilerici Necibullah hükümetinin çağrısıyla girdiği Afganistan'da, ABD'nin gerici savaş ağalarına desteği karşısında yenildi. Yarım yüzyıl önce Afganistan'da öğretmenlerin yüzde 70'i, doktorların yüzde 40'ı kadındı. ABD politikaları sayesinde bugün kızların üçte biri okula gidemiyor. ABD'nin 42 yılı bulan iştigalinin yarısı kendi yarattığı 'canavarlarla' savaşıdır.

'İmparatorluklar mezarlığı' denilen Afganistan, ABD'nin büyük laflarının büyük yalanları patlattığı yerdir. Ve ironik olan bugün yine Amerikalı yorumcular 'Biz çekilirsek Taliban kadın eğitimini, sekülarizmi, her gelişmeyi iptal edecek' diyebilmekteler.

YİNE YENİ YENİDEN ÇEKİLME

Demokrat Başkan Joe Biden, geçen hafta Afganistan'dan çekilmeyi müttefiklerle dayanışma halinde, 'birlikte girdik, birlikte çıkıyoruz' motto'suyla sundu. Aslında selefi Trump'ın Taliban'la yaptığı 1 Mayıs'ta çekilmiş olmayı içeren anlaşmayı erteledi. Bu kez 1 Mayıs'ta başlayacak ve 11 Eylül'de, el Kaide'nin İkiz Kuleler saldırısının 20'inci yıldönümünde tamamlanacak. El Kaide lideri Usame bin Ladin'in öldürülmesinden yaklaşık 10 yıl sonra, 2500'ü ABD'den 10 bin NATO koalisyonu askeri, açık bir yenilginin ilanı olacak biçimde koşulsuz çekilecek. Hesapta...

Biden'ın kararına güvenen yok. 14 Nisan'daki açıklamasını 'gecikmiş 1 Nisan şakası'na benzeten çok oldu. 'O zamana dek Biden göçüp gitmiş olur" diyen eksik değil.

Afganistan'da 40 binden fazla sivil, 65 binden fazla Afgan güvenlik personeli, 70 binden fazla Taliban, 3500'den fazla NATO askeri öldü. Biden yönetimi yetkilileri trilyonlarca dolar harcanarak sadece bataklığın derinleştirildiği bir savaştan çıkıp 'askerleri eve döndürürken' değişen önceliklere yanıt vermekten söz ediyorlar.

Haritaya bakanın hakiki çekilme beklememesi için sebebi çok. Şimdiden ABD'deki emekli askerler ve istihbaratçıların daha şimdiden çekilme kararına dair tartışmaları ışık tutuyor. Afganistan'daki birliklerin eski komutanı ve eski CIA direktörü David Petraeus, 'çekilmenin savaşı kızıştıracağı', 'Taliban'ın El Kaide ve IŞİD gibi aşırılıkçı terör örgütlerine kucak açacağı' ve 'iki yıl sonra pişman olacaklarını' söyledi. CIA Direktörü William Burns, Rusya ve Çin'e karşı istihbarat kabiliyetinin azaltılmaması gereğini vurguladı. 2010'da Obama tarafından kovulmuş eski komutan Stanley McChrystal, Afganistan'ın önemini anlatırken, Çin nüfuzu ve Kuşak ve Yol girişimine atıf yaptı. Bunu Biden da çekilme kararını sunumunda tersinden 'Amerika’nın daha büyük zorluklara ve Çin'in yükselişine' yanıt olarak ortaya koymuştu.

Tartışmaların özeti, NATO ve ABD'nin 11 Eylül'de çekilmiş olsalar dahi başta Bagram ve ileri operasyon üssü Chapman olmak üzere küçük üslerin tutulacağı, özelleştirilmiş ABD ordusunun paralı askerlerinin bulunacağı, CIA'nın elini kolunu dayayacağıdır. Pentagon sözcüsü John Kirby, sözleşmeli personelin çekilmesinin işe dahil olduğuna dair şüphelerini belirtti bile.

RUSYA VE ÇİN FAKTÖRÜ

Yine Brzezinski, 'Büyük Satranç Tahtası'nda "ABD için en büyük jeopolitik ödül Avrasya'dır... Artık Avrasya dışı bir güç Avrasya'da baskındır ve ABD'nin küresel önceliği, buradaki üstünlüğünün ne kadar süre ve ne kadar etkili sürdürüleceğiyle doğrudan bağlantılıdır" der. Bugün de ABD'nin 'büyük güç rekabeti' stratejisinde Afganistan; Çin, Rusya ve İran'a karşı platform niteliğinde. Çekilme dahil herhangi bir tasarımın doğrudan Çin, Rusya ve İran ile Kuşak-Yol ve Avrasya Birliği ile ilintili olmama ihtimali yok.

Amerikalı muhaliflere göre, Suriye ve Irak'tan Afganistan'a ABD uçaklarıyla IŞİD ve el Kaide unsurlarının nakledildiği iddialarını yabana atmamalı. Aynı şekilde CIA'nın Uygur, Türkmen, Özbek ve Tacik İslamcı grupları silahlandırmak ve eğitmek deneyimleri ortadayken, Afganistan'dan topyekün bir çekilme beklemek naifliğe girer. ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Colin Powell'in özel kalem müdürü emekli albay Lawrence Wilkerson, 'Afganistan'daki varlığın hedeflerinden birisinin Çin'i istikrarsızlaştırmanın en iyi yolu olarak Sincan'da huzursuzluğu kışkırtmak olacağı' saptaması manidar. Çin'in Sincan özerk bölgesi, Kuşak/Yol girişimi ve Avrupa pazarlarına açılan lojistik merkezlerinden. Afganistan, Çin'e karşı Güney/Doğu Çin denizi, Hong Kong, Tayvan ve Tibet'te ayrılıkçı hareketlere destek eşliğinde 'Hint-Pasifik' denkleminde ihmal edilemez. Çin'le birlikte Rusya ve Afganistan'la 1000 kilometre sınırı olan İran var. Ukrayna'dan sıkıştırılan Rusya'nın, geçen yaz ortaya atılan ve Trump'ın çekilme kararını baltalamak için uydurulmuş hikaye olduğu sırıtan 'Afganistan'da ABD askerlerinin kellesi için Taliban'a para ödediği' iddialarını bizzat ABD istihbaratının geri çekmesi ve Afganistan'la 1000 kilometrelik sınırı olan İran'la nükleer anlaşmaya dönme dansı dikkat çekici. Bu koşullarda Çin ve Rusya diplomasilerinin Tahran'a, İslamabad'a taşınması boşuna değildir.

DOHA'DAN İSTANBUL'A

Trump döneminde ABD, Taliban'la Doha'daki süreçte barışmıştı. Ama Taliban ABD destekli Afgan hükümetiyle barıştırılamadı. Bu 'imkansız' görev için buluşma yeri artık 'İstanbul'. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'in Türk-Amerikan ilişkilerinde onca sıkıntı varken, Afganistan konferansını İstanbul'a taşıyarak Türkiye'ye açtığı alan daha da önemli. Konferans, Taliban'ın çekilmenin ertelenmesine tepkisi yüzünden 16 Nisan'da yapılamadı, 24 Nisan-4 Mayıs'a alındı. Taliban, konferansta Kabil yönetimiyle barışsa da barışmasa da ABD/NATO'ya kurşun atmadan 'çekilmenin gerçekleşmesini' beklemeyi seçebilir. Afganistan sahasının ABD stratejisinde 'düzenlenmemiş halde' kalması yeğ. Ortamın idaresinde Suriye'den Libya ve Dağlık Karabağ'a hibrit savaşlarda rüştünü ispatlamış Türkiye'ye biçilen rol işlevsel.

İdlib'de yakın zamanda üç kadın taşlanarak öldürüldü. Ama Trump'ın Suriye temsilcisi James Jeffrey'in açıkça HTŞ'yi (el Kaide) ABD stratejisinde 'asset' (değer) ilan etmesi, Amerikan kamu kuruluşu PBS'in İdlib'deki HTŞ lideri Ebu Muhammed Colani'yi 'cici çocuk' sunduğu söyleşisi ortada. 'Cici çocuklara' Afganistan'da oynayacak roller eksik olmaz.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol