birgün

12° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 08.03.2021 09:47

Abdülhamid ‘biterken’

Japon yönetmen ve film yapımcısı Akira Kurosava; “Sanat bir haberleşme değil, ölüme karşı bir dirençtir. Sanat bilgi vermez. Sanat bir enformasyon türü değildir” diyor. Sanatın bir haber kaynağı gibi, propaganda aracı olarak kullanılması da mümkün değil. Böyle olursa sanat değil, ‘ucuz bir araç’ oluyor.

PARA HALKIN CEBİNDEN!

Ne var ki bu türlü ‘ucuz araçlar’, çoğunlukla kamuya çok pahalıya patlıyor. TRT’ye Payitaht Abdülhamid ile beraber Filinta dizisini çeken ES Film’in sahibi Yusuf Esenkal, Kartal Anadolu İnam Hatip Lisesi’nden Bilal Erdoğan’ın okul arkadaşı. Okçular Vakfı üyesi.

ÇORUM’DAN KUTUPLAŞMA İTHALİ!

TRT, Filinta dizisi için ES Yapım’a toplamda 57 milyon 150 bin TL ödeme yapmıştı. Yine Payitaht Abdülhamid’e de dev bütçeler ayrıldı. Ancak bununla da yetinilmedi. Dizinin bir bölümde yer alan ‘leblebi sahnesi’ için AKP’li Çorum Belediyesi, yapımcıya 40 bin lira reklam ücreti ödedi.

Oysa 2018 Sayıştay Raporu’nda Çorum Belediyesi’nin 414 milyon lira borcu olduğu tespit edilmişti. AKP’li belediyenin, aynı dönemde bütçe yetersizliği nedeniyle sokak ve park aydınlatmalarında kullanılacak ampulleri alamadığı için bir ihaleyi iptal ettiği de ortaya çıkmıştı.

Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, AKP’lilere uyan bir tepki göstermişti: “Takdir ve teşekkür edileceklerine fiyat üzerinde yaygara yaptılar. Eleştirenler Abdülhamid’e ‘Kızıl Sultan’ diyenlerin torunlarıdır.” Kurgusal bir tarih inşa edilirken halkın parası savruldu. Dahası leblebi üzerinden bile ödeşme kültürü ve kutuplaşma yaratıldı.

KİM BU ABDÜLHAMİD?

2. Abdülhamid, gerçekte en çok toprak kaybeden padişahtı. Kamuoyunda Kıbrıs’ı, İngilizlere karşılıksız vermesi ile çok tartışıldı. İmparatorluğun varlıklarını peşkeş çekerken, Galata bankerleri ile ortaklıklar kuruyordu. Ama dizi ile yeni bir gerçeklik algısı yaratılmak istendi. Geçmişin hayali, bugünün yalanı ile karıştırılıp sunuldu.

3’ÜNCÜSÜ…

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Abdülhamid ile özdeş hale getirildi. ‘Anlaşılmamış sultan’ elbisesi, Erdoğan’a giydirildi. “Seni Abdülhamid yalnızlığına terk etmeyeceğiz” sloganı kurulan paralelliğin en somut ifadelerindendi. Erdoğan’ın zaman zaman Abdülhamid’e özenerek giymeyi tercih ettiği uzun yeşil ceketi de öyle!

2017’de Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği (RTGD) tarafından düzenlenen Medya Oscarları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla sahiplerini buldu. Yılın En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Payitaht Abdülhamid dizisindeki performansıyla Bülent İnal’a bizzat Erdoğan tarafından verildi.

Üzerine, politik kitaplar yazılabilecek bir kareydi. ‘Çakma Sultan’, ‘Zorlama Sultan’dan ödülünü alıyor! Payitaht Abdülhamid, bir kesim üzerinde istenen etkiyi yarattı. Dizi kimi zaman Türkiye’nin sürdürdüğü savaş politikalarını, kimi zaman da ‘sultanlık’ arzusunu onaylıyor, mesajlar veriyordu. Günümüze göndermeler yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Saray’ı masrafları yoğun eleştirilere konu olurken, diziye bir sahne ekleniyordu. Sultan, şatafatlı sarayını, ‘düşmana güç göstermenin bir yolu’ olarak açıklıyordu. Yani, “İtibardan tasarruf olmaz” diyordu. Dizi, ırkçılığı ve nefret dilini yükseltti. Ermeniler, Yahudiler düşman olarak yansıtıldı. ‘Gavur’ tanımlamaları kullanıldı.

İzleyenleri fes, kılıç, miğfer ile ekran karşısına oturtmayı başaran prodüksiyonlardan biriydi. Geçtiğimiz hafta ise 155. bölümüyle birlikte bitmesinin planlandığına yönelik haberler gündeme geldi. Gerekçe reytinglerin düşmesiydi. Önemli bir nokta. Çünkü Türkiye’deki güncel gelişmeler ile ilgisi var.

EN SADIK KİTLELER TENCEREYİ MİĞFER OLARAK KULLANMAKTAN USANDI

Ekonomik kriz toplumu hallaç pamuğu gibi savurdu. Kimsenin hamaset peşinde koşacak hali kalmadı. Payitaht’ın bitişi Irak, Gare’deki başarısız operasyonun ardından, bir türlü ‘ihanet' konseptinde buluşturulamayan iktidar tabanı ile doğrudan ilişkili.

En sadık kitleler bile tencereyi sadece miğfer olarak kullanmaktan ve onu başlarına geçirip dizi izlemekten usandı. Devletin kasasında fanteziye ayrılacak bütçe kalmaması da ayrı konu! Abdülhamid biterken… Belki de en önemli soru işareti, final sahnesinin nasıl olacağı!

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol