Google Play Store
App Store

TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Yanardağ’ın ‘casusluk’ iddiasıyla tutuklanmasının ardından gazeteci ve meslek örgütleri dayanışma çağrısı yaptı. Kayyumun ‘‘Bu hafta gelmeyin’’ dediği kanal çalışanlarının bekleyişi sürüyor.

Ablukayı yıkacağız
Haber-Sen üyeleri, TELE1’in Ankara ofisine destek ziyaretinde bulundu. (FOTOĞRAF: MA)

Haber Merkezi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ’ın ‘casusluk’ iddiasıyla tutuklanmasına tepkiler sürüyor. TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasının ardından kanala atanan Yenişafak Yazarı İbrahim Paşalı’nın ardından TELE1’de yöneticiler ve ekran yüzlerinin istifa edeceği belirtilirken, kanal çalışanlarının durumlarının belli olmadığını ve bekleyişlerini sürdürdükleri öğrenildi. Çok sayıda gazeteci ile TELE1 ile dayanışma mesajı paylaştı.

5. SINIF KUMPAS

Yanardağ dün sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Yanardağ, özetle şu ifadelere yer verdi: ‘‘Bize yakışmayacak birkaç sıfat varsa eğer, bunların başında casusluk ve kendi halkına ihanet gelir. Bu kumpas 3. sınıf bile değil 5. sınıf bir kumpastır. Hile ve zorla Tele1’e el koyabilirler ama benim susacağımı ve boyun eğeceğimi sanıyorlarsa çok yanlıyorlar. Biz yolumuzdan devam edeceğiz. Bize destek vermeyi unutmayın. Çünkü bu karanlık ablukayı birlikte dağıtacağız.’’

Yanardağ’ın tutuklanmasına çok sayıda gazeteci ve meslek örgütü de tepki gösterdi. Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş basına yönelik baskıların yalnızca gazetecileri değil, tüm toplumu etkilediğini ifade ederek, “TELE 1’deki arkadaşlarımız işsiz kalacak ama asıl kaybı, haber alma hakkı elinden alınan binlerce insan yaşayacak” dedi. BirGün yazarı Zafer Arapkirli ise ‘‘Bu absürd suçlama, gazeteci Merdan Yanardağ’ın üzerine yapışmaz. Ülkede azıcık adalet ve zerre kadar hukuka saygı kaldıysa, Merdan bir dakika bile tutuklu kalmamalı, işinin başına dönmelidir. TELE1 TV’ye de bu gerekçe ile çökme uygulamasından bir an önce vazgeçilmelidir’’ ifadelerini kullandı. Tutuklu gazeteci Furkan Karabay da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: ‘‘Gazeteciler ve tüm basın emekçileri, Tele1’e yapılan yargı gaspına karşı en sert tepkilerini göstermelidir. Başta, diğer medya patronları da bilmelidir ki, Tele1’i gasp edenler yarın sizin de kapınızı kıracaktır.’’ Kayyum atamasının ardından erişime kapatılan TELE1’in YouTube kanalı, yaklaşık üç gün süren kesintinin ardından yeniden erişime açıldı.

∗∗∗

BASKI VE SANSÜRE HAYIR

Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber-Sen), TELE1 televizyona kayyum atanmasını protesto etti. TELE1 Ankara Ofisi önünde dün düzenlenen protestoda, ‘‘Özgür basın susturulamaz, kayyumlara hayır, TELE1 susturulamaz’’ pankartı açıldı, ‘‘Özgür basın demokratik Türkiye" ve "Baskılar kayyumlar bizi yıldıramaz’’ sloganları atıldı. Burada yapılan açıklamayı şubeler adına Yaşar Polat okudu. Polat açıklamada, TELE1’e kayyum atanmasının halkın haber alma hakkına açık bir saldırı olduğunu vurgulayarak, ‘‘Siyasi iktidarın bu despotik tutumuna karşı tüm demokrasi ve emek güçlerini bir araya gelmeye, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. TELE1’e atanan kayyum derhal kaldırılmalı, basın üzerindeki baskı ve sansür son bulmalıdır’’ dedi.

∗∗∗

ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, basın özgürlüğüne yönelik müdahale ve baskılara karşı Fatih’te bulunan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti binası önünde açıklama yaptı. “İfade ve basın özgürlüğü istiyoruz” pankartı açılan eylemde ‘‘Özgür basın susturulamaz’’ sloganları atıldı. Burada konuşan hak savunucusu İkbal Eren, gazetecilere ve basın organlarına yönelik başta yaşam hakkı ihlali olmak üzere birçok hak ihlali yaşandığını söyledi. Eren, özetle şunları kaydetti: “10 Ekim’i 11 Ekim’e bağlayan gece gazeteci Hakan Tosun’un Esenyurt’ta saldırıya uğraması ve yaşamını yitirmesi, yaşanan hak ihlallerinin en sonuncusu olmuştur. 2025’te 29 gazeteci tutuklanmış ve 6 gazeteci ev hapsine alınmıştır. Son olarak, 24 Ekim günü Merdan Yanardağ evinde gözaltına alınmış, gözaltına alınma gerekçesi olarak ‘casusluk’ iddiası gösterilmiştir. İfade özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu ve bu hakkın yalnızca gazeteciler açısından değil, halkın haber alma özgürlüğü bakımından da yaşamsal önem taşıdığını hatırlatmak isteriz.”