Adalar'daki barışa MHP komplosu
Azınlık yurttaşlarımızın huzur adaları kâbus adalarına dönmek üzere. MHP tarafından astırılan "Hepimiz Mehmet'iz, Hepimiz Türk'üz" pankartları adalardaki halkı tedirgin etti ve tepki topladı
FEHMİ ABBASOĞLU
Agos Genel Yayın Yönetmeni ve Bir-gün yazarı Hrant Dink'in katledilmesinin yarattığı infial ve sonuçları; insan yüreği taşıyanların bilinçlerinde ve hayatlarında önemli bükülmelere de yol açtı. Milliyetçilik, ulusalcılık ve faşizmin yeni (ve aslında değişmez) yüzlerinin herkesçe aşina olunan davranış biçimleri; bu kez fütursuzluk ve cahil cesareti hallerine dönüşmüş durumda. Adalar ilçesinin özellikle azınlık yurttaşlarımız için 'huzur adası' benzetmesiyle anılan gündelik yaşamı, 18 Şubat'tan itibaren tedirginlik yaşanan günlere dönüştü. MHP Adalar İlçe Teşkilatı'nın (hem de Ermeniler'in Surp Vartanants Günü'nde) astıkları pankartlar, pek çok eposta grubu üzerinden tepki topluyor. Pankartların fotoğrafları ve üzerine yazılan yorumlara yer verirken, halkın sakınımlı bir tepkiyi giderek geliştirdiğine; birbirlerine sahip çıkma duygusunun da giderek daha örgüüü biçimde güçlendiğine vurgu yapmak istiyoruz. Gelen tepkiler üzerine pankartlar kaldırıldı. Gerekçe mi; üzerlerine izinsiz olarak Türk bayrağı konmuş olması.
"Hepimiz Ermeniyiz" pankartına soruşturma
HRANTDink'in cenaze töreninde açılan "Hepimiz Ermeniyiz" pankartı ve atılan sloganlar nedeniyle Şişli Başsavcılığı soruşturma başlattı. Savcılık, şüpheliler Mustafa Sarıgül ve cenaze tertip komitesi için soruşturma izni verilmesi istemiyle İçişleri Bakanlığı'na yazılı olarak başvurdu. Hrant Dink'in cenaze töreni için de soruşturma başlatıldı. Şişli Başsavcılığı, Sinop'ta yerel bir gazetede görev yapan Mete Çağdaş adlı şahsın Sinop Başsavcılığına suç duyurusunda bulunması üzerine, cenaze töreninde açılan "Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeniyiz" pankarda-rı ve atılan sloganlar nedeniyle soruşturma açtı. Sinop Başsavcılığı incelemenin ardından suç duyurusu ile ilgili olarak yetkisizlik kararı verdi ve 26 Ocak'ta dosyayı Şişli Başsavcılığına gönderdi. Şişli Başsavcılığı da suç duyurusunu dikkate alarak soruşturma başlattı. 2007/7502 hazırlık numarası üzerinden yürütülen soruşturma sonucunda dava açılabileceği gibi takipsizlik kararı da verilebilecek. Savcılık her iki koşulda da pankart ve sloganlarla ilgili olarak görüş belirtmek zorunda kalacak. Birgün
Dündar'a 'akıllı ol' sorgusu
GAZETECİCan Dündar, Alaattin Çakıcı imzasıyla Tekirdağ F Tipi Cezaevinden kendisine gönderilen ve "akıllı olmasının rica edildiği" mektupla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ifade verdi. Ankara Adalet Sarayı'na avukatı ile gelen Can Dündar'ın, ifadesi Cumhuriyet Savcısı Doğan Tekinşen tarafından alındı. Dündar, adliye çıkışında yaptığı açıklamada, geçen hafta, Tekirdağ F Tipi Cezaevinden, Alaattin Çakıcı imzalı 4 sayfalık bir mektup aldığını ve "tehdit içerikli" olduğunu düşündüğü bu mektupla ilgili olarak Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açıldığını söyledi.
Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığımın talimatıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ifade verdiğini kaydeden Dündar, "Şikayetçi olup olmadığımız soruldu. Şikayetçi olduğumuzu söyledik. Soruşturmayı yapıyorlar" dedi.
Dündar, 'Mektup basına da yansıdı. Akıllı olmamız rica ediliyor. Ağzımın ayarı olmadığından söz ediyor. Uzunca bir mektup, onun içinde suç unsuru olup olmadığına savcılık karar verecek. İfadem ve şikayetim doğrultusunda soruşturma açılacak.
Adalet Bakanı, basın toplantısında, mektubu Çakıcı'nın değil, avukatlarının kaleme almış olabileceğini söyledi, bu konuda da soruşturmanın sürdüğünü kaydetti."
Suikast silahları Irak'tan geldi
İSTİHBARATbirimleri Irak'ta kaybolan bazı Amerikan silahlarının Trabzon'da Rahip Santaro cinayeti ile Danıştay suikastında kullanıldığını tespit etti. ABD'nin Irak'a gönderdiği 400 bin adet silahın sadece 12 bininin kayıt altına alındığı, diğerlerinin kimlerin elinde olduğunun ise bilinmediği ifade ediliyor.
Irak'tan Türkiye'ye geldiği öne sürülen silahların Danıştay saldırısı, Rahip Santaro cinayeti ve polise yönelik bazı saldırılarda kullanıldığı belirlendi. Türkiye'ye kaç silahın sokulduğu tespit edilemezken, özellikle suikast silahı olarak bilinen Glock marka silahların hangi illerde olduğunun da tam olarak bilinmediği öğrenildi. İstihbarat birimleri silahları ele geçirme olasılıklarına karşı yasadışı örgütlerin mercek altına alındığını kaydetti.


