birgün

3° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 04.04.2021 09:59

Adaletin beşiğinde ıskartaya çıkarılanlar

Adaletin beşiğinde ıskartaya çıkarılanlar

Hayatı boyunca sorun, travma, mutlu anlar, sevdalar, güneşli gökyüzüne baktığında aklına gelen hatıralar, kavgalarından beslenerek veya sadece eğlencesine umursamazca müzik yapan insanların yerine kendimi koymak istedim bu yazıyı yazarken. Tam anlamıyla da mümkün olmadığını biliyorum bunun.

Ahkam kesmek istemem ama bunlar benim fikirlerim. Laf aramızda yanlış olma ihtimalleri de çok yüksek ama inandığım şey bu, neticede elimden başka bir şey gelmiyor.

Kimse başkasının yerine kendini asla yeterince koyamaz. Daha doğrusu elinden geleni empati adı altında yapmalı. En azından “Seni anlıyorum” demek yerine “Seni anlamaya çalışıyorum” demek daha doğru. Elimizden geleni yapıyoruz ama tam anlamıyla anlamak mümkün değil kimseyi. Herkesin kendine ait bir doğal yaşam alanı var ve herkesin kriterleri kendine göre değişir. Salgın ve evlere kapanmanın ilk günlerinden bugünlere gelene kadar konser ve eğlence sektörü durduğu için bu sektöre bağlı çalışan tüm habitat sekteye uğradı. Buna temizlik, güvenlik görevlilerinden tutun da rodilere kadar herkes dahil ve hatta ben ve bizim meslek de. Bir yıldır burada “o ne olacak bu ne olacak, seneye şu yapılır mı” falan diye manasız olduğuna uzun süredir inandığım bir yazı stiline geçmiş bulunuyoruz. Avrupa’da 6 ay önce kapalı konser salonlarında salgının yayılma hızı üzerine bilimsel çalışmalar yapılırken biz hâlâ 3 tane maskenin eczanelere nasıl torbalarla getirildiğini duyup aklımızı kaçırma evresini geçemedik. İçinizi ferah tutun, bu hızla gidersek 25 yıla kalmaz konserler başlar.

Kendimi müzisyenlerin yerine koydum ve çarpıntım tuttu. Müyorbir veya Mesam gibi meslek kuruluşlarına üye olmayan da pek çok müzisyen var. Anadolu’da, Doğu Anadolu’da kısaca Türkiye’nin her bir noktasında hayatını düğünlerde, özel gün ve törenlerde çalarak kazanan birçok müzisyen var. Onlar da meslek gruplarına üye olanlar kadar yalnız. Hatta daha yalnız. Bu hükümetin bu meslek grubuna net bir kastı olduğunu düşünüyorum artık. Eğlence, müzik onlara göre değil. Kongreleri tıklım tıklım halde gerçekleştirilirken gittiği her şehre virüs yayanlar 100 kişilik açık hava konserlerini çok gördü bu millete.

Müzisyenler intihar ediyor. Biz iki insan göreceğiz diye günün belli saatlerine sıkışıp kalmışız. Canlı iki gitar melodisi duysam keyiften olduğum yere bayılmama ramak kaldı. Bundan 2-3 ay önce konuştuğum müzisyenler aylardır enstrümanlarını ellerine alamadıklarından yakınıyordu. Şimdiyse alışmışlar, bazılarının umrunda bile değil artık. İnsanlar aç ve bu iktidar artık salgını bu halin devamı için silah gibi kullanıyor. Pudra şekeriyle makyaj tazeleyenler ödül gibi cezalar alırken sade vatandaş ekmek çaldığı için müebbet yiyecek hale gelmiş adaletin beşiği bu güzel ülkemde. Demokrasi ve fikir özgürlüğü var ama ormanın uzak ucunda kendi kendine uygularsan var. Bu taraflarda ağzından “özgür fikir” veya benzer tabirler çıkmasın ağzından, yapıştırırlar terörist damgasını. Arabada çilek yetiştirenlere benzemez cezası. Ev hapsiyle de kurtaramazsın.

Ne yazık ki ülkeyi bizler ve onlar olarak böldüler. Sağcı ve solcu ayrımından asla bahsetmiyorum. İktidar eliyle zenginleştirilen yandaşlar ve fakirler olarak ikiye böldüler bizi. Sanıyorum onların gözünde sanata, sanatçıya ve bunlara ihtiyaç duyan kesime ihtiyaç yok artık bu memlekette.

Bu ülkede ağaca, yeşile, müziğe, sanata ihtiyaç yok. ‘Bizler’ demek istemezdim ama maalesef demek durumundayım. Kongrelerde binlerce insanı kendi çıkarlarınız ve cehalet şovunuzla salgına maruz bırakıp doğru kurgulandığı halde açık havada 100-200 kişilik konserlere bile izin yok. Bu artık temel hak ve özgürlüklere balta saplamaktır. Kongre varsa konser de olacak. Salgınla savaşmak isteyen önce kendi kapısının önüne bakmalı.

Müzisyenler canına kıyıyor ve bu sizin umrunuzda bile değil. Sizinle sadece bu yüzden bile aynı değerlere sahip olmamız mümkün değil.

Bizler ıskartaya çıkarılanlarız, umursanmayanlarız, unutulduğunu düşünenleriz. Şimdilik raflarınızda toz tutuyor olabiliriz ama yaşımız daha genç.
Bu umursanmayanlar bir gün gelecek ve kaderinizi tayin edecek.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol