Google Play Store
App Store

Yönetmen Çetin’in ‘Kırık Terazi’ belgeseli, Rojin Kabaiş’in ölümünün ardından süren adalet arayışını anlatıyor. Çetin, “Baskı ve tehdit altında çektiğimiz belgeselle Rojin için adalet istiyoruz” diyor.

Adaletin kırık terazisi
Yönetmen Çetin’in ‘Kırık Terazi’ belgeselinden kareler.

Tuğçe ÇELİK

Gazeteci Gökhan Çetin’in ‘Kırık Terazi’ belgeseli, 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in ölümünün ardından yürütülen adalet mücadelesini ve bu mücadele etrafında oluşan toplumsal vicdanı görünür kılıyor. Van’da 2024 yılında kaybolduktan sonra cansız bedeni Van Gölü Molla Kasım Köyü kıyısında bulunan üniversite öğrencisi Kabaiş’in hikâyesini merkeze alan film, yaşananları hatırlama ve tanıklık meselesi olarak ele alıyor. Baba Nizamettin Kabaiş ve Rojin’in arkadaşlarının da yer aldığı belgeselin ilk gösterimi 15 Mart’ta Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Belgesel, 23 Nisan’da Van Baro Sinema Salonu’nda, 15 Mayıs’ta ise İstanbul’da yapılacak ücretsiz gösterimlerle seyirciyle buluşacak.

“Bu hikâyede en önemli nokta babanın adalet mücadelesinin bizlere güç vermesi oldu. Baba bu metaneti ve dik duruşu sergilemesiydi bırakın belgeseli yapmayı Rojin’in dosyası ‘intihar’ denilip kapatılacaktı” diyen Çetin ile filmin çıkış noktasını, çekim sürecinde karşılaştıkları baskıları ve belgesel sinemanın toplumsal hafızadaki rolünü konuştuk.

‘Kırık Terazi’ başlığı neyi anlatıyor? Yapımda neler yaşadınız?

Terazi adaleti, kırık olması ise adaletin henüz tecelli etmediğini ifade ediyor. “Adalet sadece mahkeme salonlarında mı aranır, yoksa duyguların da bir adalete ihtiyacı var mı?” sorusunun peşine düştüm. Bu film bana bazı acıların dinlenmediği, işitilmediği için derinleştiğini gösterdi. Duygusal adaletin başkasının hikâyesine ‘inanmakla’ başladığını düşünüyorum. Çekimde karşımıza “Başına bela mı alacaksın?”, “Git başka işler yap” diyen çok insan çıktı. Biz de bilirdik bu kadim toprakların kültürünü anlatan bir belgesel çekmeyi lâkin ülkede nefes alabilmek bile sorun. Tarafsız olmaya çalışmadım. Çünkü tanıklık ettiğiniz bir hikâyede, tarafsızlık bazen başka bir adaletsizlik biçimi olabiliyor. Bu hikâyeye tanık oldum ve sorumluluğunu taşımayı seçtim. En çok zorlandığımız konu bütçe oldu. Birkaç duyarlı kurum haricinde hiçbir yerden destek alamadık. Küçük katkılar ve kendi imkânlarımızla belgeselimizi tamamladık.

Baskı, sansür ya da otosansür yaşandı mı?

Van’daki çekimlerde kendisini sivil polis olarak tanıtan kişilerce gizlice fotoğraf ve videolarımızın çekilmesi zorlayıcı bir durum yarattı. Bu tür baskılar yaşadık. Tehdit mesajıları aldık. Bu bize daha da güç verdi. Doğru iş yaptığımızı biliyorduk, bir vicdan işi yaptık. Çekimlerde Rojin’in okul arkadaşları da yer aldı. Bir arkadaşı röportajda güvenlik kaygılarından söz etti. Korktuğunu, başına her şeyin gelebileceğini anlattı. Geçen hafta öğrendik ki okulu bırakıp yurtdışına yerleşmiş. Bu durum beni çok şaşırttı.

Gökhan Çetin

Filmde kamuoyunun tepkisi de var. Toplumsal vicdan yeterince harekete geçti mi?

Toplumun farklı kesimlerinden güçlü duygusal tepkiler geldi. Bu da toplumsal vicdanın tamamen sessiz kalmadığını ve birçok insanın yaşananlara karşı duyarlılık gösterdiğini ortaya koyuyor. Ancak toplumsal vicdanın harekete geçmesi kısa süreli tepkilerle sınırlı kalmamalı. Önemli olan, bu tür olayların unutulmaması ve kamuoyunun uzun vadede konuyu takip etmeye devam etmesi. Çünkü toplumsal hafıza güçlü olduğunda hem adalet arayışı görünür olur hem de benzer olayların tekrar yaşanmaması için farkındalık oluşur. Toplumsal vicdanın güçlü etki yaratabilmesi için bu duyarlılığın kalıcı olması ve toplumun meseleleri gündemde tutabilmesi önem taşıyor.

Belgesellerin toplumsal olayları görünür kılmadaki rolü ne?

Belgesel sinema unutulan ya da üzeri örtülen olayları görünür kılmada güçlü bir araç. Gerçek insanların hikâyelerini, tanıklıklarını ve duygularını izleyiciye doğrudan aktarır. Resmi anlatıların dışında kalan ya da toplumun hafızasından silinmeye başlayan olaylar yeniden gündeme gelir. Belgeseller hafıza oluşturma işlevi de görür.Belgesel sinema, görmezden gelinen hikâyeleri görünür kılan, toplumsal hafızayı canlı tutan ve insanların gerçeklerle yüzleşmesine alan açan bir anlatım biçimidir.

***

UNUTACAK MIYIZ, HATIRLATACAK MIYIZ?

Filmin yönetmeni Gökhan Çetin hedefini şöyle açıklıyor:  “Belgeselin amacı sadece bir olayı anlatmak değil; izleyiciyi düşünmeye, empati kurmaya ve toplumsal hafızayı canlı tutmaya davet etmektir. İzleyici, yaşananların sadece bir haber başlığı olmadığını; bir insanın hayatı, hayalleri ve geride bıraktığı sorular olduğunu mutlaka fark etmelidir. Bu yüzden belgeseli izledikten sonra insanların kendilerine şu soruyu sorması benim açımdan çok önemli: “Bir hayatın hikâyesi bu kadar kolay unutulabilir mi, yoksa hatırlamayı ve hatırlatmayı mı seçeceğiz?”