Adalılar ‘evlerinin’ ellerinden alınmasına ‘hayır’ diyor!
MERYEM KORAY MERYEM KORAY

Geçtiğimiz pazar günü Büyükada’da anlamlı bir toplantı yapıldı; adalardan, İstanbul’dan gelen onca insan yıllardır kullandıkları, yararlandıkları ortak bir mekânın ellerinden alınmasına dur demek için topladılar.



Ortak mekânın adı Çelik Gülersoy Kültür ve Sanat Merkezi... Adalar Belediyesi’nin Kent Konseyi’nin yönetimine vermesiyle, Konsey’in kültür ve sanat faaliyetlerini yürüttüğü herkese açık bir mekân burası...

Bilindiği gibi, Belediyeler Kanunu’na göre hem belediyelerin sanat ve kültürel faaliyetleri desteklemek gibi görevleri var hem de bu faaliyetlerin yerine getirilmesi açısından katılımcı bir anlayışın esas alınması istenmekte. Kent Konseylerinin kuruluş amacı da belediye hizmetlerinde sivil toplumun etkinliğini artırmak yönünde.

Çelik Gülersoy Kültür ve Sanat Merkezi, işte, bu iki amacın gerçekleştiği bir mekân... Hem Adalar Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinliklerine yönelik desteği bu mekânda somutlaşmakta hem yapılan etkinlikler sivil toplumun katılımıyla gerçekleştiğinden Kent Konseyi büyük ölçüde burada varlık kazanmaktadır.

Aslında, Kent Konseyi’nin yönetimine verilmeden önce de “Ada Evi” namıyla gönüllerde taht kurmuştu bu mekân...
Sivil toplum örgütleri, Adaları seven ve emeğini esirgemeyen güzel insanlar elbirliğiyle bu küçük bahçeyi mütevazı, fakat sevilen bir buluşma yeri yapmışlardı. Bahçe, “Ev” olmuştu.

Adalar Belediyesi’nin mekânı Kent Konseyi’nin yönetiminde yapılacak etkinliklere tahsis etme kararında da, gerçekte, mekâna değer verenlerin payı var. Böylece mekân yitirilmemiş, yaratılan güzel etkinliklerin sürdürülmesi mümkün oldu.
Böylece, Kent Konseyi yönetiminde de birçok sivil toplum kuruluşu, yüzlerce insan sergi, atölye, konferans, film, konser, kermes gibi faaliyetleri hayata geçirdi burada...

Gelenler bilimden, sanattan, kültürden de nasiplendiler; resimden dansa, oradan yabancı dile uzanan kurslardan da... Hayvanlar için düzenlenen etkinliklerle dayanışmanın tadına da vardılar; konserlerle, filmlerle keyiflenmenin de... Adalar’ın herkesi ilgilendiren sorunlarını tartışıp çözüm üreten raporlar hazırlamayı da başardılar, gururla izleyecekleri bir çocuk korosu kurmayı da...

Yıllar içinde öyle çok ve öyle güzel etkinliğe ev sahipliği yaptı ki, hem bu güzel beldeyi yaşamak hem de kültür ve sanattan uzak kalmamak isteyen herkes için çekim merkezi oldu.

Kısacası adı değişse de, bahçe “ev “olmaya devam etti...

Şimdi ise Milli Emlak, sahibi olduğu bu mekânı 15 gün içinde boşaltmaları için Adalar Belediyesi’ne tebligat yollamış... Nedeni de aklı ve yüreği yakıyor...

2007 yılında Büyükşehir Belediyesi tarafından kültür merkezi oluşturmak şartıyla Adalar Belediyesi’ne tahsis edilmiş bu mekânın şimdi Belediye tarafından “işgal” edildiği iddiasında!...

Oysa mekânın kullanımı, yapılan etkinlikler şartın yerine getirildiğini gösteriyor. Dolayısıyla Milli Emlak tarafından “kültür merkezi ve sergi alanı” olarak işgal edildiği gerekçesiyle geri alınmak istenmesinin anlaşılır bir yanı yok.

Aksine, hukuken belediyeye tahsis edilen, kültür amaçlı kullanılması öngörülen, Kent Konseyi gibi yasaların öngördüğü bir kuruluşun yönettiği bu mekânın şimdi boşaltılmasını istemek hukuka ve Milli Emlak’ın tahsis amacına aykırı.

Özetle, Milli Emlak arazileri hazinenin, yani kamunun malı... Kamu mallarının tahsisinde kamusal amaçlara hizmetin esas alınacağına da kuşku yok; bu mekân da, Ada halkının sosyal, kültürel ve sanatsal ihtiyaçlarını karşılayarak amacına uygun kullanılmakta.

Tabii, Milli Emlak Müdürlüğü, kültürel ve sanatsal faaliyetleri “kamusal hizmet”, bu faaliyetlere katılanları “halk”, Adalıları da “millet” sayıyorsa!...

Gerekçeler ortada; ancak bu ülkede sanat ve kültüre ilişkin kayıtsızlık ve bu alanda alınan bazı üzücü kararlar bilinirken kaygılanmamak kolay değil.

Bu nedenle Adalılar geçen Pazar günü yapılan toplantıda mekâna sahip çıkmaya karar verdiler. Bunun için imza kampanyası başlatılırken öncelikle ilgili kurumlarla temasa geçme kararı da alındı. Konunun dava konusu olacağına da kuşku yok.

Umut edilen de, mekânın partiler üstü bir anlayışa ele alınması ve kamu yararının gözetilmesi... Bunun için yapılması gereken ortada; mekânı, Kent Konseyi aracılığıyla Adalar halkına, onların sosyal, kültürel, sanatsal faaliyetlerine tahsis etmek!...

Adalı halkın malını Adalılara vermek yani!...