birgün

11° KAPALI

ARŞİV 08.12.2012 11:26

Adli Tıp’ın hatası tecavüzcüye yaradı

İstanbul ve Ankara Adli Tıp Kurumları’nın (ATK) Ankara’da dört yıl önce yaşanan bir toplu tecavüz davasında sanıkları koruduğunu belirten kadınlar ATK’lar hakkında...

OLGU KUNDAKÇI- ESRA KOÇAK

İstanbul ve Ankara Adli Tıp Kurumları’nın (ATK) Ankara’da dört yıl önce yaşanan bir toplu tecavüz davasında sanıkları koruduğunu belirten kadınlar ATK’lar hakkında 4 ilde suç duyurusunda bulundu. Ankara, İstanbul, Adana ve Eskişehir’deki suç duyurusunda Adli Tıp Kurumları’nın tecavüz ve taciz davalarında vermiş oldukları kararlarla erkek egemen sitemi koruduğu belirtildi.
2008’de Ankara’daki toplu tecavüz davasında Ankara Adli Tıp Kurumu’nun eksik test yapması, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun ise “ruh ve beden sağlığı bozulmuştur” raporunu 2 yıl sonra göndermesine tepki gösteren kadınlar, bu durumun erkek egemen sistemi koruduğunu, bu durumunda benzer vakalar için davetiye çıkardığını söyledi. Kadınlar, Adli Tıp’taki bu uygulamaların son dönemde arttığına dikkat çekti.


DÖRT İLDE SUÇ DUYURUSU
Kadın örgütleri, Ankara, İstanbul, Adana ve Eskişehir’de adliyelere yaptıkları suç duyurusuyla, Adli Tıp Kurumu ihmalleri ve yargı kararlarıyla  kadınlara karşı erkek şiddetinin, taciz, tecavüz ve istismarın aklanmasını protesto etti.


DAVANIN 4 YILLIK SÜRECİ
Ankara’da 12 Haziran 2008 tarihinde Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu üyesi bir kadın içkisine ilaç katılarak toplu tecavüze uğramış ve savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılığın sperm ve ilaç tespiti istemesi üzerine, Ankara Adli Tıp Kurumu’nda yapılan testlerde sperm bulunmasına karşın ilaç tespit edilemedi. Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü, idrarda  ilaç tespiti için gerekli idrar testini yapmayarak, yeterli miktarda kan örneği almayarak, Ankara Adli Tıp Laboratuarının sistematiğinde bulunan maddeleri araştırıp, Adli Tıp sistematiğinde yer alan maddeleri araştırmayarak idrardaki delili yok saymış oldu.
Davada, 3  yıl  4 ay boyunca İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek toksikoloji raporu beklendi. İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan “ruh ve beden sağlığı bozulmuştur” raporunun gelmesi ise 2 yılı aldı. Sperm örneği, saldırganlardan birinin tecavüz etmesine , dörtten fazla tanığın yeminli beyanları ve iki hastaneden alınan psikolojik travma bozukluğu raporuna rağmen tutuksuz yargılanan tecavüz sanıklarına davanın 27 Ekim 2012'de görülen son duruşmasında beraat kararı çıktı.


‘TECAVÜZCÜLER KOLLANIYOR’
İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde yapılan eylemde açıklama yapan Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu’ndan Hilal Esmer, tecavüz ve cinsel saldırı dosyalarında kadınların beyanlarının genellikle esas alınmadığını ve tüm ispat yükünün mağdur kadınlara yüklendiğini belirtti. Toplu tecavüz davasına ilişkin konuşan Esmer, “6. İhtisas Kurulu, ‘sen zaten uyuyordun, psikolojin neden bozulsun ki’ gibi empatiden yoksun, kastı aşan ve kadını daha da mağdurlaştıran sorular yöneltmiştir. Bu tür sorularla tecavüze maruz kalmış kadınları adeta sorgulayan Adli Tıp Kurumu’nun rapor verme sistemi kadınları yıldırmaya, tecavüzcüleri kollamaya yöneliktir” dedi.


‘YARGI VE ATK TECAVÜZÜ AKLIYOR’
Ankara Adliyesi önünde toplanan Ankara Kadın Platformu üyesi kadınlar da, “Yargı Adli Tıp işbirliğiyle tecavüzcüleri aklamayın” pankartı açtı. Suç duyurusunun öncesinde yapılan basın açıklamasını Platform adına İdil Soyseçkin okudu. Soyseçkin, bir cinsel saldırı davasının daha tecavüzcülerin beraatı ile sonuçlandığını söyledi.  İdil Soyseçkin, “Cinsel saldırı gören kadınların ATK’ya mahkum bırakılmadan üniversite hastanelerinden aldıkları raporların tüm adli süreçlerde geçerli olması gerekiyor” dedi.
Yargı ve Adli Tıp Kurumları işbirliğiyle tecavüzcülerin aklandığı davaların son bulmasını talep eden kadınlar,  ATK hakkında suç duyurusunda bulundu.

***
‘Ciddi bir tıbbi hata söz konusu’

Adli Tıp Kurumu Eski Başkanı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ise BirGün’e yaptığı açıklamada, Ankara Adli Tıp Kurumu’nun eksik test yapmasını ciddi bir tıbbi hata olarak değerlendirdi.  Fincancı, “Ortada bir cinsel saldırı olayı var. Cinsel saldırıda bilincin kapalı olduğu tanımlanıyor. Adli tıp uzmanları, cinsel saldırılarda kullanılan bilincin kapanmasına yol açan ilaçları bilmeli ve laboratuardan istekte bulunmalı. İdrar alınmadığıyla ilgili bilgi var. Yine örnek alınıyorsa mutlaka bu örnekle birlikte ek bir örnek daha alınmalı inceleme yapmak için. Bu da yapılmamış. Bunlar çok ciddi tıbbi uygulama hatasıdır. İhmal söz konusudur” diye konuştu.İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak rapor için 2 yıl beklenmesini de değerlendiren Fincancı, “Adli Tıp Kurumu çok ağır bir iş yükü altında ve bunun altından kalkması mümkün değil. Elbette Adli Tıp Kurumu tek görüş bildiren olarak böyle bir sistemin içinde yer alıyorsa buna uygun bir organizasyon şeması yaratmalı. Ancak bunun asıl sorumlusu tek bilirkişi olarak Adli Tıp Kurumu’nu tanıyan yargıdır” diye belirtti.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız