birgün

23° PARÇALI AZ BULUTLU

GÜNCEL 03.03.2020 10:17

Adnan Oktar davasındaki itirafçı: Cinsel saldırıya uğradım

Adnan Oktar davasında itirafçı Ç.Ç. “Oktar beni hapsetmişti, dışarıyı operasyon sırasında gördüm” dedi. Ç.Ç. “Adnan Oktar, örgütten ayrılırsam ifşa olmam için koluma yılan dövmesi yaptırttı” diye konuştu.

Adnan Oktar davasındaki itirafçı: Cinsel saldırıya uğradım

Kamuoyunda 'Adnan Hoca' olarak bilinen Adnan Oktar ve grubuna yönelik, 73’ü tutuklu 226 sanığın yargılandığı davanın görülmesine itirafçı sanıkların ifadelerinin alınmasıyla devam edildi.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada itirafçı Ç.Ç. ağlayarak ifade verdi. Ç.Ç. 2012 yılında 15 yaşındayken, Bora Yıldız ile tanıştığını belirterek, “Dershaneye giderken yolda karşılaştığım Bora Yıldız benimle tanışmak istediğini söyledi. Reklam ajansı olduğundan bahsetti. Ben de spiker olmayı çok istiyordum. Çok iyi bir fikir olduğunu düşündüm ve Bora Yıldız ile görüşmeye başladık” dedi.

'Cinsel saldırıya uğradım’

Milliyet'ten Elif Altın'ın haberine göre; Bora Yıldız ve Gökalp Barlan’ın cinsel saldırısına uğradığını anlatan Ç.Ç., Adnan Oktar’ın da odaya girip kendilerini izlediğini ve Oktar’ın da kendisini istismar ettiğini anlattı. Adnan Oktar’ın kızlar arasında en çok kendisini beğendiğini söylediğini anlatan Ç.Ç., “Oktar bana ‘Sen benim en beğendiğim kızsın. Bunlar artık moruk oldu, hiçbirini beğenmiyorum. Bunların hepsi o... Ben sana güveniyorum. Diğerlerine güvenmiyorum’ diyordu. 2015’te Emre Teker ile evlendikten sonra operasyona kadar zorunlu haller dışında dışarı çıkarılmadım. Kuaföre ya da doktora gideceksem zırhlı araçla, silahlı iki kardeşle beraber dışarı çıkabiliyordum. O gün zırhlı araç yoksa dışarı çıkarılmıyordum. Kaçarım diye bunu yapıyordu. İlk defa polisin düzenlediği operasyonda dışarı çıkıp, etrafı doğru düzgün gördüm” dedi.

‘Kameralı pembe odada kalıyordum’

Örgüte girdikten sonra en yüksek tedbirin kendisine yönelik alındığını belirten Ç.Ç. “Odamda kamera vardı. Pembe odada kalıyordum, kamerayla izleniyordum. Her akşam benden çıplak fotoğraf istiyordu. Küfredip, ‘Bu yarın öbür gün çatlar, elimde fotoğrafları olsun’ diyordu” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Senin özel bir konumun mu vardı orada? Güzelliğinden mi kaynaklanıyordu özel konumun?” diye sordu. Ç.Ç. “Güzellik, çirkinlik ve bakışa göre konum değişiyordu” cevabını verdi.

Yarım kalan eğitimine şimdi devam ettiğini söyleyen Ç.Ç. duruşmada, “Şu anda örgüt sempatizanları ve tahliye olanlar tarafından hakkımda karalama kampanyası yapılıyor” dedi. Cezaevindeyken avukat Sinem Mollahasanoğlu’nun kendilerine itirafçı olmamaları yönünde uyarı yaptığını belirten Ç.Ç. şöyle devam etti:

“Mollahasanoğlu, ‘İtirafçı olanlarla Adnan Bey ilgilenecek. Gücümüzden bir şey eksilmedi. Herkes birbiriyle mektuplaşsın. Adnan Oktar’ın ne kadar temiz bir insan olduğundan, çocuk istismarına ne kadar karşı olduğundan, kadınlara ne kadar destek verdiğinden bahsedin mektuplarda’ dedi. Nasıl yazmamız gerektiği konusunda not veriyordu. Ben de aynen yazıyordum.”

İtirafçı Ç.Ç. “Adnan Oktar’ın cini vardı, bir şeyin etrafında toplanır, notlar yazar, sorular sorardı, evet - hayır şeklinde. ‘Cin içinizden geçenleri de bilir’ diyordu. İçimde dahi özgür düşünemeyecek hale gelmiştim” dedi.

‘Kaşlarımı kazıttı’

Ç.Ç. duruşmada şunları da söyledi:

“Adnan Oktar kaşlarımı kazıttırdı. Yeni şekline karar verene kadar kaşsız gezdim. Kaşlarıma yukarı doğru dövme yaptırdı, cezaevinden çıktıktan sonra sildirdim o kaşları ama hâlâ izi var. Koluma yılan dövmesi yaptırttı. Eğer konuşur veya örgütten ayrılırsam, kolumdaki dövmeyle çıplak fotoğraflarım çekildiği için o fotoğrafları inkâr edemeyeyim ve kimse iş vermesin diye yaptırdı o dövmeyi.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız