Afetler ve Kadın Politikaları Kurultayı İstanbul’da toplandı: “Eşitsizlikleri kaldırmayı hedefliyoruz”
“Afetler ve Kadın Politikaları Kurultayı”, 28 Şubat–1 Mart tarihlerinde İstanbul Feshane’de gerçekleştirildi.

Afetlerin toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yeniden yapılandırılması çağrısıyla düzenlenen “Afetler ve Kadın Politikaları Kurultayı”, 28 Şubat–1 Mart tarihlerinde İstanbul Feshane’de gerçekleştirildi. “Mor, yeşil, kamucu politikalar” şiarıyla yapılan kurultayda, afet yönetiminin eşitlikçi ve hak temelli bir perspektifle yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı.
Kadın örgütleri başta olmak üzere ekoloji, LGBTİ+ hakları, yaşlı ve engelli hakları alanlarında çalışan sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, barolar, sendikalar ve yerel yönetim temsilcilerinin katıldığı kurultaya 250 kişi iştirak etti. Kurultayın ilki, 17 Ağustos Marmara Depremi sonrasında doğan dayanışma deneyiminden hareketle geçtiğimiz yıl düzenlenmişti.
“AFETLER KADER DEĞİL”
Kurultay, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırısının kınanmasıyla başladı. Açılışta yapılan konuşmalarda, afetlerin yıkıcı sonuçlarının “doğal” değil, politik tercihlerle bağlantılı olduğu vurgulandı.
Açılış konuşmasını yapan Avukat Hülya Gülbahar, afetlerin kimleri daha ağır etkilediğinin, kimlerin yardıma geç ya da eksik ulaştığının ve kimlerin görünmez kılındığının politik bir mesele olduğunu belirterek, mevcut sistemde yoksulların, kadınların, çocukların, yaşlıların ve engellilerin afet sonrasında daha da kırılgan hale geldiğini söyledi.
Gülbahar, “Ne afetler kader ne de eşitsizlikler kaderdir. Enkaz kaldırmayı değil, eşitsizlikleri kaldırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
MEVZUAT İLE UYGULAMA ARASINDAKİ BOŞLUK
Prof. Dr. Nüket Paksoy Erbaydar’ın kolaylaştırıcılığında gerçekleştirilen ilk panelde, Türkiye’deki afet yönetimi mevzuatının toplumsal cinsiyet eşitliğini sistematik biçimde görmezden geldiği belirtildi. Akademisyenler, afetlerin kadınlar üzerindeki çok boyutlu etkilerine dikkat çekerken, kriz dönemlerinde merkeziyetçi ve otoriter eğilimlerin güçlendiğini ifade etti.
Kadın örgütlerinin kriz anlarında izleme ve dayanışma ağları kurmadaki rolü vurgulanırken, hak temelli ve feminist bir afet politikası belgesinin çerçevesi tartışıldı.
“MOR–YEŞİL–KAMUCU” EKONOMİ VURGUSU
İkinci panelde, piyasa merkezli yeniden inşa modellerine karşı kamusal dayanıklılığı ve bakım ekonomisini esas alan “Mor–Yeşil–Kamucu” ekonomi yaklaşımı ele alındı. Afet sonrası kadın yoksullaşmasının tesadüfi olmadığı, bakım emeğinin görünmezliği ve güvencesiz istihdamla bağlantılı olduğu belirtildi.
Yerel yönetimler düzeyinde planlı ve ekolojik şehircilik, güvenli yeniden inşa modelleri ve belediyelerin acil hizmet kapasitesine ilişkin öneriler paylaşıldı.
OTORİTERLEŞME, BAKIM EMEĞİ VE KADINLARIN POLİTİK GÜCÜ
Kurultayın üçüncü panelinde ise afet ve kriz dönemlerinde bakım emeğinin görünmezliğinin politik bir sorun olduğu vurgulandı. Kamusal sosyal hizmetlerin zayıflamasıyla kadınların ücretsiz bakım yükünün arttığına dikkat çekildi. Demokratik alanın daralması ve sivil toplum üzerindeki baskılar tartışılırken, feminist örgütlenmenin dayanıklılık üretme kapasitesi öne çıkarıldı.
Şiddete karşı koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi, kadınların yaşam ve güvenlik hakkı bağlamında ele alındı.
ALTI BAŞLIKTA ATÖLYE ÇALIŞMALARI
-Kurultayın ikinci gününde altı başlıkta atölyeler düzenlendi:
-Barınma hakkı ve geçici barınma alanları
-Kadın sağlığı ve üreme sağlığı
-Hukuk ve hak ihlalleri
-İstihdam ve ekonomik şiddet
-Cinsiyet temelli şiddet ve koruma mekanizmaları
-Hak temelli gönüllülük ve eşit temsil
Atölyelerde katılımcıların deneyimleri paylaşılırken, mor–yeşil–kamucu politikalar çerçevesinde çözüm önerileri geliştirildi.
Kurultay, toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze almayan hiçbir afet yönetimi modelinin dayanıklı olamayacağı vurgusuyla sona erdi. Organizatörler, panel ve atölye sonuçlarının ilerleyen günlerde kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.


