birgün

26° PARÇALI BULUTLU

Affedersin Kürt kardeşim!

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Diyarbakır’da görülen faili meçhul cinayetlerle ilgili davada tanık sıfatıyla ifade verdi. Avcı JİTEM’in varlığını konusunda kuşkusu olanları aydınlattı...

ARŞİV 08.08.2011 15:23
Abone Ol google-news
Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Diyarbakır’da görülen faili meçhul cinayetlerle ilgili davada tanık sıfatıyla ifade verdi. Avcı JİTEM’in varlığını konusunda kuşkusu olanları aydınlattı. Uzun adı Jandarma İstihbarat Teşkilatı olan JİTEM için “bazı yanlışlar yapıldı” dedi Hanefi Avcı:

-Benim bildiğim üç olayı var. Bir avukatın aracının bombalanması, Vedat Aydın’ın öldürülmesi ve bir gazete bürosunun bombalanması…

Bazı “yanlışlar” diyor şu anda içerde olan istihbaratçı emniyet müdürü…

O yanlışların mahkemelere, davalara, insan hakları raporlarına, AİHM’e, gazete haberlerine, röportajlara yansımış olanlar bir toplamı var:

-4563 faili meçhul cinayet!

Bunun fazlası var ama eksiği yok.

Sorunu çözüyoruz diye daha da içinden çıkılmaz hale getirenler ise her kademede deşifre edilmeli… Katiller-tetikçiler, onların amirleri, komutanları, üst komutanları, müdürleri, genel müdürleri, daire başkanları, bakanları ve başbakanları…

Hepsi bu kanlı zincirin ortak suç halkalarını oluşturdular.

Devlet adına büyük bir özür dilenmesi gerekiyor Kürtlerden:

-Affedersin Kürt kardeşim, sizden çok insan öldürdük!

‘Türk senin anandır!’

Milliyet gazetesinde Pazar günü “büyük” bir söyleşi yayınlandı. Eski büyükelçi ve CHP milletvekili Şükrü Elekdağ, eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ ile soru-cevap yapmış.

Elekdağ’ın sorusu “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür diyor…” şeklinde başlıyor.

Sorun tam da burada başlıyor… Adam/kadın “ben Kürt’üm” diyor. Bizimkiler tutturmuşlar; boş verin şimdi Kürtlüğü falan biz sizi Türk olarak bağrımıza basıyoruz!

Türk olmak çok mu iyi?

Jorge Amado Brezilya’da 1900’lerin ilk yılları üzerinde gelişen “Tarçın Kokulu Kız” romanında kitap kahramanlarından Ortadoğu kökenli Nasib’i arkadaşlarının “Türk” diye çağırdıklarını anlatıyor:

“Nasib ise Türk diye çağırılmayı sevmezdi. Bunu hoşnutsuzlukla reddederdi. Bazen kızgınlıkla bağırırdı:

-Türk senin anandır!

-Ama Nasib…

-Ne istersen söyle yalnız Türk deme bana! Brezilyalı de… Suriyelilerin oğluyum ben Tanrıya şükür.

-Arap, Türk, Suriyeli hepsi aynı şey…

-Aynı şey mi? Sen cahilin tekisin ne tarihten haberin var, ne de coğrafyadan… Türkler hayduttur, ırkların en korkuncudur. Bir Suriyeli için Türk sanılmaktan daha büyük bir hakaret yoktur!”

Eski kafaların beyin jimnastiği

Bodrum’da bir araya gelen iki eski üst düzey devletli kafa kafaya vermişler Türkiye’nin sorunlarını çözüyorlar. Şükrü Elekdağ soruyor:

-Bu siyasi ortamda PKK nasıl etkisizleştirilecek?

Eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ yanıtlıyor:

-Terör örgütünün çökmesi için önce lider kadrosunun çökmesi lazım. Yoksa örgüt şu anda koşulsuz silah bırakmaya pek yanaşmaz.

Başbuğ geçen yıl verdiği bir söyleşide aynen şöyle demişti:

-PKK örgütünü tam beş kez bitirdik!

Eeeee?.. Ne oldu?

Beş kez bitirilmiş bir örgütün bugün silah bırakmasından, çökertilmesinden nasıl söz edebiliyorsunuz?

Beş kez biten bir şeyler varsa o da şudur:

-Devletin yanlış Kürt politikaları!!!

baslık
Yeni Özel Harekât ne yapacak?

Kürt Sorunu için yeni bir reçete bulundu:

Özel Harekât Timleri!

Bu seferki Özel Harekatçılar çok özelmiş… O kadar ki, içlerinde yüksek lisans yapmış olanlar bile varmış!

Bir büyük gazetenin sür manşetinde yer alıyordu bu yeni özet harekatçıların özel haberi…

Peki, bu yüksek lisans sahibi özel harekatçılar ne yapacaklar?

Dağlarda karşılaştıkları PKK gerillalarını üniversite sınavlarına hazırlamak için onlara özel dersler mi verecekler?

Tabii ki hayır…

Özel Harekâtçıların en öne çıkartılan yönlerine bakarak bu sorunun yanıtı bulabiliriz:

-Çok keskin nişancılar!

Keskin nişancının en iyi yaptığı tek iş vardır:

-Öldürmek!

Kürtler dağda veya şehirlerde yıllardır öldürülüyorlar. Bu yöntemle Kürt Sorunu’nun bitirilemediği ortadayken, şimdi “olağanüstü bir buluş” gibi sunulan, keskin nişancılardan oluşan özel harekâtçılar ile yeniden aynı çıkmaz sokaklara girmenin bir anlamı olabilir mi?



 
Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun