birgün

12° PARÇALI BULUTLU

DÜNYA 02.03.2021 08:20

Afyon savaşlarının rövanşı oynanıyor

Afyon savaşlarının rövanşı oynanıyor

Mahmut Şenol senolsenola@gmail.com

Evdeki kablo-TV hattında, önceleri, Amerikan haber kanallarının çoğunu parasız izlerken, şirketin cimriliği tuttu, bunları ödemeli tarifeye aldı.

Benim de ekstra fatura ödememek inadım tuttu, şimdilik geriye kalanla idare ediyoruz. Haliyle Kanada’nın, bizdeki TRT benzeri kamusal yayıncısı CBC radyo ve televizyonuna; bir de Amerika’dan yayın yapan İngiliz BBC kanalına kaldık.

Bunlar bedava sayılır, ucuz tarifeye dahil. Hani iyi de olmadı, değil!

Neydi o öyle; 100 tane kanal izleyeceğim diye göz yormaya değer mi?


Derken, ava çıkmış gibi zap yapıp dolaştığım bir gün karşıma CGTN adlı Çin Televizyonu çıkmaz mı, arayınca çıkar! İngilizce yayın yapan CGTN-China Global Television Network’ü, ekran haberciliğine kıtlık girmiş zamanlarımda alternatif bir kanal olsun diye izlemeye başladım.

İzlemez olaydım, yakında mazallah Maocu olup çıkacağım...

Mesela; İki yıldır süren Hong Kong olaylarını biz demokrasi mücadelesi diye okuyoruz ama CGTN’ye bakarsanız terörün ta kendisidir. Geçen gün, çıtı pıtı bir Çinli sunucu, gayet güzel İngiliz aksanıyla anlatıyor, Amerikalı ve Kanadalı izleyicilerini dizi dibine oturtmuş, bizler de uslu uslu dinliyorduk. “Amerikan Kongresini basanları, camları kapıları kırıp içeri girenleri terörist ilan ediyorsunuz da Hong Kong’daki parlamentoyu işgal edenlere niye demokrasi savaşçısı diyorsunuz?” Haydi gel de cevapla!

Mesela; Uygur Türklerine soykırım yapılıyor, binlerce Uygurlu çalışma kamplarında esir tutuluyor diyoruz, gel gör ki, CGTN’nin ertesi gün birazcık dekolte giyinmiş başka bir kadın sunucusuna bakarsanız hiç de öyle değilmiş. Tersine, Uygurları uygar yapmayı istiyorlarmış.

Çin bir ulus devlet ve bunlar onun vatandaşı değil mi, yapar yapar, kim ne karışır!

Başkaları da yapmıyor mu?

Ben yine de BBC’ye itimat ederim, gözümü onla açtım, ne dese doğrudur; fakat bu Çinli kadın sunucu da yaman konuşuyor hani...

BBC ile CGTN arasında polemik savaşı öteden beri sürüyormuş. Ben, kalem gibi ince ve minyon Çinli kadın sunucularla oyalanmaya başladığımdan beri öğrenmiş bulunuyorum.

BBC ve CGTN’nin zahiri savaşı, İngiltere’yle Çin arasındaki gerginlik, aslına bakarsanız Batı’yla Çin’in bitmeyen kavgasıdır.

***

Uluslararası piyasaya çıkmış Çin sermayesine ait teknoloji devi Huawei şirketinin CEO’su Bayan Meng Wanzhou, geçen sene, Vancouver kentinden Hong Kong’a yolculuk için gittiği havalimanında Kanada polisi tarafından tutuklanmıştı. O zamandan beri ev hapsinde; ayağında elektronik bileklik var. Fakat multi-milyarder hayatından tenzilat etmiş değildir, malikâne gibi bir evde yaşamını sürdürmektedir. Davası da sürüyor ve Kanada’dan ayrılması yasak.

Kabahati, iddianameye göre, ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoyu delmek ve molla rejimine yardım etmiş olmaktır.

Lakin ABD’nin tutuklama talebiyle hareket eden “kuzen Kanada”, bu kez Çin’le “papaz olmuş” bulunuyor.

Çin misilleme olarak pek çok Kanadalıyı orada tutukladı; güya yargılıyor.

¨Peki, gerekçesi?¨ dediğiniz şey kolayca bulunur, siz zahmet etmeyin.

Şu anda, ikisi de Michael adıyla bilinen iki Kanadalı iş adamı tutuklu. Kanada’ya göre Michael’lar savaş esiridir; en pahalı giysileri ve özel aracıyla her gün alışveriş için evden çıkmasına izin verilen Çin CEO’su Meng’in ev hapsine karşı rehin alınmışlardır.

Kanada Başbakanı Trudeau’nun, sabık Başkan Trump’la arası pek yoktu, limoniydi; söz dinletemedi. Lakin şimdi Demokrat Başkan Joe Biden’in gelmesiyle iki kuzen ülke arası şeker şerbet olmuştur.

Amerika’nın Çin’e baskı yapıp Michael’lar ve diğer tutuklu Kanadalıları serbest bıraktırması bekleniyor… Sokağa her çıkışında görünsün istediği için pahalı ipek çorapların üstünde e-kelepçeyi sergilemek üzere mini eteği tercih eden Bayan Meng’in ise Batı’nın savaş esiri olduğu iddiasını sürdüren CGTN’yi bir izleseniz, üzüntüden kahrolursunuz.

Hong Kong başta olmak üzere tüm gelişmeler sonucu İngiliz özerk BBC kanalı Çin’de yasaklandı diye bir haber aldık; basın özgürlüğü filan diyecektik ki, meğer bundan evvel Birleşik Krallık İngiltere’de CGTN’nin yayın lisansını iptal etmiş.

Bilmiyorduk; Çin’e hak vermeli miyiz, bunu da bilemedik.

Ardından BBC ve CGTN arasında ciddi bir polemik savaşı başladı. Biri ne dese, ânında ötekisinden cevap geliyor. Covid’in ilk kez çıktığı Wuhan kentinden görüntüler yansıtan BBC’ye bakarsanız, vah vah, dersiniz. Kırık dökük evler, sokaklarından çamur akan zifosu paçaya yapışan bir perişanlık ki, evlere şenlik…

Aynı gün CGTN’yi açınca New York’u, Paris’i aratmayan Wuhan görüntüleri karşınıza çıkacaktır; caddeleri parlayan bir kent.

***

Ekrana nereden baktığınıza bağlı!

Kanada’nın, kış geceleri, eksi 40 derecede kent sokaklarına kadar inen çakal ve kurt sürüleriyle modern bir şehrin imkânlarını birlikte bulabileceğiniz Edmonton’dan seyrettiğimiz şey, aslında İngiliz-Çin Afyon Savaşları rövanşının alınmakta olduğudur.

1832’de İngiltere’nin Çin’e yönelik afyon satışını önlemek üzere harekete geçen Qing Hanedanı imparatorluğu ile başlayan I.Afyon Savaşı dört yıl sürmüştü; uzun hikâyedir ama sonunda Kırmızı Urbalılar, İngilizler kazandı. Anlaşma masasına karşı tarafı oturtup ziyadesiyle başka haklar kopardılar.
Emperyalizme bunlar yetmedi tabii. Biraz daha almak istiyorlardı, Fransa’yla başka yerlerde kanlı bıçaklı olan İngilizler bu sefer kol kola Çin’e karşı ortak savaşa girecektir.

1856’da başladıktan sonra 4 yıl sürecek bu savaşın bilançosu Çin aleyhine epeyi ağırdır.

Bir daha Çin belini kolayca doğrultamadı, Mao’nun Büyük Yürüyüşüne kadar…

Şimdiyse Afyon Savaşlarının rövanşı oynanıyor, her alanda…

Çakma~Tel Maşa Çin Malı piyasası artık bitiyor, dünya borsalarını yönetmeye gücü yeten bir başka dev ayaklanıyor.

Napolyon Bonaparte’ın 1812’de “Bırakın uyusun! Uyanırsa yer yerinden oynar” dediği Çin böyle böyle uyanırken, 4 milyon Çin asıllı vatandaşı bulunan 37 milyonluk Kanada’nın uykusunu kaçıracak görünmektedir.

Neyse ki, yanı başında esneyen Amerikan Sam amcası henüz uyumuş değildir.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol