birgün

18° AÇIK

Ağa ile marabanın hikâyesi

3 Ağustos 2016’da çıkarılan Varlık Barışı’nın ardından geçen 64 ayın sadece 17’sinde Türkiye, dışarıdan gelen paranın kaynağını sordu. Bu haliyle Türkiye giderek dünyanın gözünde kara para aklama cennetine dönüşmeye başladı.

BİRGÜN PAZAR 09.01.2022 08:48
Ağa ile marabanın hikâyesi
Abone Ol google-news

Ozan GÜNDOĞDU

Ağa ile maraba arasında geçen şu meşhur fıkra son aylarda iktisat çevrelerinde sıkça anlatılıyor. Fıkrayı bilmeyenlere kısaca aktaralım.

Ağa ile marabası, ağanın at arabasında, kasabaya doğru gidiyorlar. Arabayı ağanın en gösterişli atı çekiyor, koşumlar da marabanın elinde. Derken, bu gösterişli at patır kütür yola pisleyiveriyor. Ağanın da aklına marabasını alaya alıp bir anlık eğlenmek maksadıyla bir hinlik geliyor. Diyor ki; “Mamo, şu b.ku yersen, bu at da araba da senindir”.

Maraba Mamo düşünüyor, aklına yatıyor. Arabadan iniyor ve utana sıkıla, tiksinerek atın pisliğini yiyiveriyor. Ağa bir an için keyifleniyor ama yolda her ikisinin de ağzını bıçak açmıyor. Biri, bir anlık keyif için arabasını kaybettiğine üzülüyor, diğeri onurunun çiğnendiğine yanıyor. Dönüş yolunda, atın pislediği yerden geçerken ağa tekrar soruyor; “Mamo, bir halt ettim, gel düzeltelim, karşılığını söyle, arabayı geri alayım”. Marabanın da ağzındaki pislik tadı aklını çeliyor ve “Ağam, kalan b.ku yersen ödeşiriz arabayı da geri veririm”. Ağa bir an düşünüyor ve kabul ediyor. Atın pisliğinin marabadan kalan kısmını da ağa bir hışımla mideye indiriyor. Her ikisi de mutsuz, köye girerken marabası ağaya dönüyor; “Ağam, araba giderken de senindi, dönerken de senin. Peki biz bu b.ku niye yedik?”.

İktisatçıların bu fıkrayı diline dolamasındaki neden faiz meselesi. Geniş kesimlere faizlerin düşürüldüğü, faiz lobisinin belinin kırıldığı masalı anlatıladursun, gerçekler pek öyle değil. Evet, Merkez Bankası'nın bankalara fon sağlarken istediği politika faizi yüzde 19’dan yüzde 14’e düşürüldü. Politika faizi 5 puan düştü düşmesine ancak gerçekleşen enflasyon 15 puan yükseldi. Enflasyon beklentileri bozuldu. Bu ortamda hiçbir banka kredi faizlerini düşürmüyor. Tüm mal ve hizmetlerin fiyatının bir yılda yüzde 40-50 artacağı düşünülen bir piyasada, bankalar yüzde 15 faizle borç vermek istemiyorlar. TCMB verilerine göre faiz indirimlerinin başladığı eylül ayında ticari kredi faizi yüzde 21,2 oranındaydı. 31 Aralık itibariyle bu oran yüzde 24,4. İhtiyaç kredisi faizi aynı dönemde yüzde 23,5’ten, yüzde 29,55’e yükseldi. Denebilir ki, “Kredi faizi düşmüş olabilir ama faiz lobisi voleyi mevduattan vuruyordu. En azından mevduat faizini düşürdük”. O da yanlış. Eylül ayında TL cinsinden mevduatlara uygulanan ortalama yıllık faiz yüzde 17,9’du. 31 Aralık itibariyle bu oran yüzde 19,5’e yükseldi. Hadi kredi ya da mevduat faizi düşmedi ama en azından Hazine daha ucuz maliyetle borçlanıyordur? Burada da çuvalladılar. Hazine’nin 10 yıllık tahvili eylül ayında yüzde 18 seviyesindeyken 31 Aralık’ta yüzde 24,3’e yükseldi.

İktidar kendi tabanını alternatif bir gerçeklik evrenine hapsetmiş, bu evrene faiz lobisiyle mücadele edildiği masalını anlatıyor. Ancak tablo gerçeği bilenler için oldukça acı ve bir o kadar komik. Bu tablodan iktidar destekçisi MÜSİAD bile şikayetçi. MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı, 6 Ocak’ta BloombergHT’de konuk olduğu programda şunları söylüyor;

“Yüzde 14'lük politika faizi maalesef reel sektöre yansımış değil. Kredi faizleri şu an yüzde 30‘lar seviyesine çıkmış durumda. Mevduat faizleri de arttı maalesef. Böyle olunca, mevduat faizi bu derece yükselirse kredi faizleri de yükseliyor. Bu noktada bizim talebimiz en azından yüzde 14 politika faizi varken bankaların masrafını koyup bunların maksimum yüzde 18-20'lerde olması herkesçe arzu ediliyor.”

Asmalı uyanık… Kendi sattığı malların bir yıl içinde yüzde 40-50 zamlanacağı ortamda, bankadan çektiği kredinin faizinin yüzde 18-20 olmasını istiyor.
İktidarın anlattığı hikâyede bunca çile, faizlerin düşürülmesi için çekilmişti ama faizlerin düştüğü falan yok. İktisatçıların birbirlerine sıklıkla söylediği “Ağam, biz bu b.ku neden yedik” lafı da buradan ileri geliyor. Hazine ve Maliye Bakanı’nın “ağa” olması da fıkranın yerindeliğini artırıyor.

20 Ocak’ta gerçekleşecek olan Para Politikası Kurulu Toplantısı’nda politika faizinin daha da düşürülmesi halinde muhtemelen piyasa faizleri iyice yükselecek.

Fakat “Ağa” burnundan kıl aldırmıyor. Bunca lafın ardından politika faizi yükseltilir mi? Yükseltilmez Çünkü bir ağa marabalarına “yanılmışım” demez. Ağalığın şanına yakışmaz.

Vaziyet bu… Ekonomi yönetimi, politika faizini yükseltmeden enflasyonu ve döviz kurlarını kontrol altında tutmanın yolları arıyor. Arzu edilen şey, bir biçimiyle ülkeye döviz sokmak. Ama nasıl?

Hikâyenin komik olan kısmı geride kaldı. Trajik kısmı şimdi başlıyor. Saray yönetimi, belli ki ülkeye getirilecek her bir sentin hesabını yapıyor. Bunun için ülke bir bataklığa sürükleniyor. Son 1 haftada yapılan 4 düzenlemeye göz atalım:

1 Ocak 2022

1 Aralık’ta Varlık Barışı’nın süresi bitiyordu ama Saray yurtdışından gelen paranın ak mı, kara mı olduğunu düşünecek durumda değil. FATF’ın gri liste kararına rağmen Varlık Barışı 6 ay daha uzatıldı. 3 Ağustos 2016’da çıkarılan Varlık Barışı’nın ardından geçen 64 ayın sadece 17’sinde Türkiye, dışarıdan gelen paranın kaynağını sordu. Bu haliyle Türkiye giderek dünyanın gözünde kara para aklama cennetine dönüşmeye başladı.

4 Ocak 2022

Merkez Bankası’nın rezervleri artık herkesin malumu. 10 Aralık’ta Merkez’in swap hariç net rezervi eksi 38,8 milyar dolarken bu tutar 31 Aralık’ta eksi 56,4 milyar dolara indi. Bu erime Merkez Bankası’nı da adım atmaya zorlayacak olmuş ki türlü önlemler düşünülmeye başlandı. İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) veya Döviz Alım Belgesi'ne (DAB) bağlanan ihracat bedeli dövizin yüzde 25'i, söz konusu belgelerin düzenlendiği tarihteki işlem kuru üzerinden TCMB'ye satılmak üzere belgeleri oluşturan bankaya satılacak. İhracat gelirlerinin yüzde 25’nin TCMB’de TL’ye çevrilmesi, bu yolla TCMB’nin de döviz rezervlerine katkı sağlanması amaçlanıyor.

6 Ocak 2022

Halen yabancılar, en az 250 bin dolar tutarında ev alarak veya en az 500 bin dolar tutarında sabit sermaye yatırımı yaparak Türk vatandaşlığı kazanabiliyor. 6 Ocak’ta yayımlanan düzenlemeye göre yabancıya ev satışından elde edilecek döviz cinsi tutar, bir banka aracılığıyla Merkez Bankası'na satılıp TL'ye dönüştürülecek. Yabancıların yatırım için bankada tutmaya zorunlu olduğu tutar da Türk Lirası mevduat olarak tutulacak.

7 Ocak 2022

Tüm bunlar yaşanırken, TBMM Plan Bütçe Komisyonu’na akla ziyan bir teklifle gelindi. 79 AKP’li vekilin imzaladığı teklife göre yabancı bir ülkenin Merkez Bankası, TCMB’ye parasını yatırdığı takdirde bu para haciz konusu yapılmayacak. Teklifin amacı, yabancı merkez bankalarına hukuki bir güvence vererek, paralarını TCMB’ye yatırmalarını kolaylaştırmak. Ancak itibarlı bir merkez bankası parasının haczedileceğinden korkar mı? Kim böyle bir hukuki güvence ister? Kimin parasına iştah kabartıyor bizim TCMB? AKP Grup Başkanvekili konuya şöyle bir izahat getiriyor;

“Esas itibarıyla, getirdiğimiz bu konuda değerli arkadaşlarımızın üzerinde durması gereken nokta “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na bir itibar kaybettirmek” unsuru değil, aslında başka ülkelerin merkez bankalarına güvenmeyen az gelişmiş Orta Afrika ülkelerinin, tuzu kuruların üzerine çöktüğü, çökebileceği ülkelerin paralarının güvenli bir liman olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na saptanmasına imkân verecek bir düzenlemedir.”
Elitaş’ın açıklamasına göre parasına çöküleceğini düşünen az gelişmiş Orta Afrika ülkeleri, paralarını Türkiye’ye getirsin diye bir icat çıkarılmış. Elitaş Orta Afika’yı gösteriyor ama belki de asıl hedef Güney Amerika’dır… Venezuela altınları iştah kabartıyor olabilir...

Üzerine uzun konuşmak mümkün ancak şimdilik Saray’ın ekonomi politikasının ülkenin ulusal güvenliğinde nasıl bir gedik açtığını söylemekle yetinebiliriz.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol