birgün

23° KAPALI

KÜLTÜR SANAT 14.09.2020 04:00

Ahlakı kurtulan dünya!

Amy, Senegal göçmeni bir ailenin, Paris'te getto benzeri bir binada yaşayan 11 yaşındaki kız çocuğu. İki küçük oğlan kardeşi var. Annesi belli günlerde Amy’nin başını örtüp binadaki Afrika kökenli Müslüman kadınların düzenlediği dini toplantılara götürüyor. Burada vaaz veren hoca hanım şöyle diyor: “Hanım kardeşler, burada toplandığımızı gören meleklerin nasıl mutlu olduğuna inanamazsınız. Çünkü melekler Allah’a dua ettiğimizi duyuyor. Bize geliyor, kanatlarıyla bizi kucaklamak için gökyüzünden iniyorlar. İşte bu yüzden kadınlar daima dindar olmalı. Çünkü cehennemde erkekten çok kadın var. Bu yüzden Allah’ın emirlerine uymalıyız, çünkü biz Allah’ın gözünde çok kıymetliyiz. Şeytan kendini nerede gösteriyor biliyor musunuz? O yarı çıplak giyinen kadınlarda gösteriyor. Biz namuslu olmalıyız. Kocalarımıza itaat etmeliyiz. Çocuklarımızı eğitirken de bunları düşünüp korkmalıyız.”

Amy’nin babası ortada yok. Annenin ağlamasını zar zor bastırdığı bazı telefon konuşmalarından anlaşılıyor ki, baba bir süreliğine Senegal’e gitmiş, orada bir kadınla daha evlenmiş, yakında ikinci karısıyla eve dönecek.

Amy 11 yaşında. O yaşta bir çocuğun yaşamaması gereken mutsuzlukları yaşarken tam da o yaşta bir çocuğun merak edeceği şeylere ilgi duyuyor. Okulda kendilerince dans grubu kurmuş dört kızın arkadaşlığını görüp imreniyor. Belli ki bunca olayın ortasında tek başlarına olsalar onlar da Amy gibi üzgün olacaklar, ama neyse ki birbirlerini bulmuşlar, varoşlarda tek başlarına yaşayamayacakları çocuk özgürlüğünü birlikte tadıyorlar.

Amy kendini kızlara kabul ettiriyor, birlikte gezip dans etmeye başlıyorlar. Onlara yol gösterecek birileri de yok, dans dersine gidecek paraları da… E, onlar da herkesin yapacağını yapıyor, Youtube’da gördükleri en beğenilen figürleri taklit etmeye başlıyorlar. Bırakın 11 yaşındaki çocukları, yetişkinlerde bile çirkin duran dans figürleri yapıyorlar aslında, ama bunu zaten tam da ‘çocuk’ oldukları için yapıyorlar.

‘Müslümanlara hakaret’ ve ‘çocukların cinsel objeye dönüştürülmesi’ gibi bahanelerle yürütülen kampanya sonucu Netflix’ten kaldırılan Mignonnes/Minnoşlar adlı filmin hikâyesi işte böyle gelişiyor. Öncelikle, filmin tek bir anında bile Müslümanlara hakaret yok! Eğer vaazda hoca hanımın söylediklerini hakaret sayıyorlarsa bilemem, o zaman Müslümanların kafası epey karışık olmalı.

Cinsellik meselesine gelince… Film hiç de iddia edildiği gibi küçük kız çocuklarını ‘twerk’ yapmaya özendirmeyi hedeflemiyor. Tam tersi, 11 yaşında çocuklar cinsel birleşmeyi tasvir eden figürlerle dans ettiklerinde ortaya ne kadar absürt bir sonuç çıktığını göstermeyi amaçlıyor.

Çocuklar izledikleri videolara dayanarak, cinselliği ön plana çıkaracak dans hareketleri yapmaları gerektiğini, hatta bazen cinselliklerini başkalarına karşı silah gibi kullanabileceklerini düşünüyorlar. Lakin bunlar henüz çocuk, daha bedenleri değişmeye başlamamış, değişmeye başlayanlar da neyin ne olduğunu bilmiyor.

Dünya ve cinselliğe dair edindikleri yanlış bilgilerle Amy ve arkadaşları yarışmaya son derece kötü bir dans seçimiyle katılıyorlar. Yarışmada izleyicilerin küçük kızların yaptığı figürlere gösterdiği olumsuz tepki, aslında filmin de tepkisini ortaya koyuyor.

11 yaşında bir çocuk ne kadar isterse istesin seksi olamaz, çünkü adı üstünde, ‘çocuk’tur. Eğer birileri bir çocuğun bacağını görünce tahrik oluyorsa, sorun çocukta değil tahrik olandadır.

Finalde, çocukluğunu yaşamasına izin vermeyen geleneksel kültürden kaçmaya çalışırken bu sefer de çocukluğun neredeyse hiçbir anlam taşımadığı karman çorman internet kültürüne kapılan Amy’nin nihayet yaşıtı çocuklarla birlikte ip atlamaya başladığını görüyoruz. Yazılar akmaya başlamadan hemen önce kızın yüzünde gördüğümüz müthiş mutluluk ifadesi, filmin temel söylemini de pekiştiriyor.

Sonuç olarak; Salman Rüşdi’nin öldürülmesi gerektiğine inananların neredeyse hiçbirinin Şeytan Ayetleri’ni okumamış olmasındaki gibi, burada da kimsenin izlemediği bir film, sadece fragmanına bakılarak sansüre kurban edildi. Şeyhlerin çocuklara tecavüz ettiği bir dünyada böylece seyircilerin ahlakı kurtulmuş oldu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız