birgün

16° PARÇALI BULUTLU

SPOR 31.01.2020 09:42

AİHM, TFF, Ömer, Bosman ve Spor Mahkemeleri

Ömer Rıza’nın Avukatı sevgili Zekican Şamlı ile yaptığım görüşme neticesinde Türkiye futbolunun nasıl bir yapısal sorun ile karşı karşıya kaldığı çok net ortaya çıkmaktadır. Zeki beyin detaylı açıklaması içindeki AİHM’in aldığı en önemli karar şuydu:

“Öncelikle, TFF Genel Kurulu’nun ezici bir çoğunlukla kulüp temsilcileri tarafından teşkil edildiğini not eden AİHM, TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu’nun, genel kurul tarafından seçildiğini, genel kurul tarafından seçilen başkan ve yönetim kurulunun ise doğrudan alt kurulları atama yetkisi olduğunu tespit etti. AİHM, bu şekildeki bir atama mekanizmasının ve özellikle en üst itiraz merci olan Tahkim Kurulu’nun yönetim kurulundan bağımsız olmasını sağlayacak unsurların mevcut olmamasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinin ihlali anlamına geldiğine karar verdi.”

Tabii haliyle bu karar PFDK, MHK, UÇK’da bağlıyor.

Şimdi bu karar neticesinde, TFF yapısal anlamda boşluğa düşmüştür. Yani, TFF demokratik ve eşit rekabet kurgusu çerçevesinde karar verebilecek kurumlara sahip değildir. Tüm kurumlar kendine bağlı olduğu gibi, tüm kurumları da kendisi atamış olduğundan, çalışma olarak da kendine bağlamıştır ki bu son derece antidemokratik bir uygulamadır. Ve bu kurumlardan bağımsız karar verip eşit rekabet ortamı sağlayacağını beklemek büyük hatadır.

Maçlardan sonra hakem hatalarından yakının taraftar, medya, kulüp başkanları, antrenörler ne hikmetse MHK’nin özerk olması gerektiği ve TFF’ye bağlı olmadan çalışması gerektiği üzerine bir yapısal sorunu ortaya koyarak bunu tartışmak yerine, hakem hataları üzerinden var olan yanlış kurguya prim vererek algı manipülasyonu yapıyorlar. Bu eşit rekabet koşullarına verilebilecek en büyük zarardır. Bu büyük aymazlıktır.

Sporun dünyada trilyon dolarlık bütçesi ile bir endüstri olduğu süreç içinde, doğru yönetim mekanizması oluşturacak profesyonel insanlara ve bunların çalışmasını kolaylaştıracak doğru, özerk, tam yetkili kurullara, yasalara ve mahkemelere ihtiyaç vardır.

Tahkim Kurulunun oluşması için Türkiye Barolar Birliği ile tüm baroların Spor Kurulları atamada karar vermek ile yükümlü olmalılardır. TFF buna kesinlikle karışmamalıdır.

Aynı şekilde MHK için kendi özerk kurgusu içinde oluşacak genel kurul yapısı içinde kendi MHK’sini seçmelidir. TFF’den bağımsız olmalıdır.

Diğer kurullar için de aynı süreçler geçerli olmalıdır.

AİHM diyor ki Tahkim Kurulunun verdiği kararı temyiz edecek bir üst kurul yok!

Yıllardır savunduğum ve ne hikmetse kimsenin pek yanaşmadığı Spor Bölge Mahkemeleri kurulması artık bu karardan sonra zorunlu olmuştur.

Spor Hukukunun bir ihtisas alanı haline getirilerek üniversitelerde Hukuk Fakülteleri içinde alan olarak açılması, küresel anlamda rekabet koşullarında yarışmak ve bu sektörün içinde yer almak bakımından olmazsa olmazdır.

Anayasanın 59. Maddesi yeniden görüşülerek, değişikliğe uğratılıp, güncelleştirilip tüm bu yeni kurguya cevap verecek hale getirilmesi, ona bağlı çıkartılacak yasaların zorunluluğu bakımından bir zaruriyet haline gelmiştir.

Biz hala sporu İş Kolu olarak kabul etmemenin direncini yaşıyoruz!

Amatör sporcuların bile sözleşmeli hale gelip para kazanırken, bu sektörün İş Kolu olarak tanımlanıp sendika kurularak çalışanların tüm kaygılarını giderecek ve sporu “Esnaf” mantığından kurtaracak yapısal düzenlemeleri yapmak, profesyonel olsun amatör olsun alandaki direnci küresel rekabet bakımından yüksek tutmasına neden olacaktır.

İşte o zaman bu küresel rekabet ortamında Türkiye “lobi” faaliyetleri içinde bir otorite olma sürecinde bir alan kazanılır.

Bosman, AP bünyesinde Roma Anlaşması çerçevesinde serbest dolaşım hakkı nedeniyle bir tabuyu yıkarak, tüm futbolcuların transfer ile ilgili bağlayıcı maddeleri kaldırtıp, yıllık karşılıklı anlaşma hakkının ortaya çıkmasına neden olmuştu. Ve bütün kulüpler ve federasyonlar yeni duruma göre yasal ve yönetsel değişikliklere giderek pozisyon almışlardı.

Şimdi de Ömer Rıza’nın aynı çabası neticesinde, ülkede bir ‘Bosman’ kararları gibi değişikliğe gidilerek, AİHM 6. Ve 46. Maddesi gereği ülkedeki kurulların bağımsızlığını kazanarak, özerk olmalarını sağlanırsa, TFF’nin bir yaptırım unsuru olarak elindeki rekabet ortamını bozan silahlarından kurtlunmuş olunur.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız