Google Play Store
App Store

Yükseköğretimde eğitim-öğretim yılının bitmesiyle beraber vakıf üniversitelerinde akademisyen kıyımı başladı. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, akademik kadroların ‘mevsimlik işçi’ haline getirildiğini söyledi.

Akademide ‘özel’ kıyım
Berkay Sağol
Berkay Sağol
berkaysagol@birgun.net

Berkay SAĞOL

Vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim görevlileri düşük maaş dayatmasından, ağır iş yüküne kadar birçok sorunla mücadele ediyor. 2024- 2025 eğitim öğretim yılının sona ermesiyle beraber vakıf üniversitelerinde, her yıl olduğu gibi yine öğretim görevlileri işsizlikle karşı karşıya bırakıldı. Birçok üniversitede onlarca en az 79 öğretim görevlisinin temmuz ayı itibariyle işsiz kaldığı ortaya çıktı.

Edinilen bilgilere göre Beykoz Üniversitesi’nde 14 akademisyen hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkarılırken, Haliç Üniversitesi’nde de 4 araştırma görevlisi doktoralarının bitmesi gerekçe gösterilerek kurumdan gönderildi. Arel Üniversitesi’nde ise 10 akademisyenin “norm kadro fazlası” iddia edilerek işten çıkarıldığı öğrenildi. Ayrıca Gelişim Üniversitesi’nde de en az 17 akademisyenin işten çıkarıldığı bildirildi.

Yeditepe Üniversitesi’nde de en az 4 akademisyen “bölüm içi uyumsuzluk” ve “işe gidiş geliş saatleri” gibi gerekçelerle işten çıkarılırken, Antalya Belek Üniversitesi’nden 18, Çağ Üniversitesi’nden 9 ve Nuh Naci Yazgan Üniversitesinden de en az 3 öğretim görevlisinin görevlerine son verildiği öğrenildi. Aynı zamanda Maltepe Üniversitesi’nde çalışan bir akademisyenin Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’na gönderdiği mailde, “sayısını bilmediği çok sayıda kişiyle birlikte kendisinin de işten çıkarıldığı”nı yazdığı da öğrenildi.

BELİRSİZLİK İÇERİSİNDE ÇALIŞMAYA MAHKÛMLAR

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Vakıf Üniversiteleri Birimi tarafından yapılan açıklamada, “Vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenler olarak bizler, her yıl yaz aylarının gelişiyle birlikte yeniden benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Çoğu zaman gerekçesi bile belirtilmeyen, kimi zaman muğlak idari kararlara dayandırılan, kimi zamansa açıkça mali veya yönetsel hesaplara kurban edilen toplu işten çıkarmalar. Bu yıl da farklı olmadı. Sendikamızın çeşitli kanallardan ulaştığı bilgi ve başvurular doğrultusunda birçok vakıf üniversitesinde onlarca akademisyenin işine son verildiğini öğrendik. Bu durum yalnızca tekil mağduriyetlerin değil, vakıf üniversitelerinde kalıcı hale gelen bir yapısal sorunun göstergesi. Zira bu üniversitelerde akademik kadrolar, neredeyse ‘mevsimlik akademisyen’ haline getirilmiş durumda. Her yıl yenilenen sözleşmelerle çalışan akademisyenler, iş güvencesinden yoksun biçimde, bir sonraki yıl görevlerine devam edip edemeyeceklerini bilmeden çalışıyor. Sözleşmelerin yıllık olarak yenilenmesi, işten çıkarma kararlarının hiçbir denetime tabi olmaksızın alınabilmesi ve akademik özgürlüğün idari keyfiyetle daraltılması, üniversiteyi bir bilim kurumundan uzaklaştırarak geçici ve kırılgan bir çalışma alanına dönüştürüyor” denildi.

Açıklamada, “Tüm işten çıkarma gerekçelerinin ardında yatan esas gerçek, vakıf üniversitelerinin patronları tarafından belirlenen keyfi ve kâr odaklı yönetim anlayışı. Mütevelli heyetleri, üniversiteleri bir eğitim kurumu olmaktan ziyade bir şirket gibi yönetiyor. Sendika olarak işten çıkarılan meslektaşlarımızla dayanışmayı da büyütmeye çalışıyoruz. Farklı gerekçelerle işlerinden edilen hocalarımızı bir araya getiren bir buluşma düzenleyerek işe başladık. Bu buluşma, bir dayanışma olmasının yanında, birlikte mücadele etme iradesinin de bir göstergesi. Hukuki süreçlerde de meslektaşlarımızın yanındayız ve tüm haklarını almaları için sonuna kadar mücadele edeceğiz” ifadelerine yer verildi.